Gündem Adana

1xbet betist jasminbet

istanbul escort

porno izle

porno indir

istanbul escort

YÜKSEL: “SAĞLIK HİZMETLERİ KÖTÜYE GİDİYOR”

YÜKSEL: “SAĞLIK HİZMETLERİ KÖTÜYE GİDİYOR”
194 views
08 Mart 2019 - 12:38

Sağlık ve Sosyal
Hizmet Emekçileri Sendikası Adana Şube Başkanı Muzaffer Yüksel, sağlığa dair
önemli açıklamalarda bulundu.

Yüksel, noeliberal
sağlık reformlarının getirdiği zorlukları şu sözlerle açıkladı:

Siyasi iktidarın hayata
geçirmeye çalıştığı Sağlıkta Dönüşüm Programıyla birlikte toplum yönelimli
sağlık hizmetleri artık tamamen yerini sermaye yönelimine terk etmiştir.

Sağlık hizmetlerinin
temeli olan birinci basamak sağlık hizmetleri de bu dönüşümden nasibini alarak,
koruyucu sağlık hizmeti sunumundan uzaklaştırılarak, sermayenin ihtiyaçlarına
göre tedavi merkezli sağlık hizmeti sunumuna yönlendirilmiştir.

SES olarak dünden
bugüne sağlık alanında uygulanan neoliberal programlara karşı itirazlarımızı ve
çözüm önerilerimizi ifade ediyoruzToplumun sağlığını
korumak ve geliştirmek, önlenebilir hastalıklarla mücadele etmek, erken tanı ve
tedavi ile mortalite ve morbiditeyi en aza indirmek, toplumun sağlık düzeyini
yükseltmek bir sağlık sisteminin temel hedefidir. Tüm bu özellikleri bünyesinde
barındıran yegane kurum olarak Birinci Basamak Sağlık Hizmetleridir  sağlık hizmetlerinin temelini teşkil eder.

  • Toplumun
    sağlığını korumak ve geliştirmek ancak toplumsal yaşamı demokratikleştirerek,
    birey ve toplumu özgürleştirerek ve eşitsizliklerle mücadele ederek; her bir
    bireyin yeterli beslenebildiği, uygun koşullarda barınabildiği, temiz suya
    ulaşımının mümkün olduğu, havanın kirletilmediği koşulları sağlayarak, yani en
    temel insani ihtiyaçların karşılanması ile mümkündür. Sağlık hizmetleri, ancak
    tüm bu sıralananlarla birlikte toplum sağlığının geliştirilmesine katkı
    sağlayabilir. Türkiye gibi toplumsal eşitsizliklerin derin olduğu ülkelerde,
    sağlık hizmetleri eşitsizlikleri en aza indirgenmesi hedefiyle de yapılandırılmak
    zorundadır. Bunun yaşama geçmesinin yolu da toplum yönelimli birinci basamak
    hizmetlerinden geçmektedir.

İnsan sağlığı kar mantığından ve piyasa
dinamiklerinden arındırılmış bir alan olmak zorundadır. Ancak;

  • Bilinen
    gerçeklere rağmen neoliberal sağlık reformları ile sağlık hizmetleri, birinci
    basamak dahil bu işlevinden uzaklaştırılmıştır. Ülkemizde de sağlıkta dönüşüm
    programıyla dile getirilen “reformlar” ile koruyucu sağlık anlayışı
    yerine tedavi edici yaklaşım yerleştirilmiş, birinci basamak sağlık sistemi
    buna göre yeniden yapılandırılmıştır. Toplumun algısı da tedavi edici hizmete
    yönelik yeniden şekillendirilmiştir.
  • Bölgesel
    temelli verilmesi gereken koruyucu sağlık hizmetleri birey ve tedavi merkezli
    verilmesi toplum sağlığı açısında sorunları büyütmektedir.
  • Kamusal
    kaynaklardan karşılanması gereken sağlık harcamaları bireysel emeklilik
    sigortası aracılığı ile özelleştirilmektedir.
  • Birinci
    basamak kurumlarının altyapısına yönelik yatırımlar yapılmamakta bu durum
    sağlık hizmetlerin sürekliliğini ve hizmet koşullarını olumsuz etkilemektedir.
  • Birinci
    basamak hizmetlerindeki dönüşümle birlikte halk sağlığına yönelik
    uygulamalarında da büyük sorunlar yaşamaktadır. Başta Aşı reddinin
    yaygınlaşması ile bu durum halk sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmış
    durumdadır ve kızamık salgınları ülkemiz için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
  • Aşı
    reddi ile birlikte liste temelli sistem nedeniyle sığınmacılar ve mevsimlik
    işçilerin tespiti zorlaşmıştır, üstelik negatif performansa ve cezaya dayalı
    sistem nedeniyle bu kişilerin sisteme kaydı da istenilmeyen bir durumdur.
  • Son
    dönemlerde sağlıkta artan şiddetin önemli nedenlerinde biri iktidar
    sahiplerinin sağlık emekçilerine yönelik söylemleri ile itibarsızlaştırma ve
    güven ilişkinin zedelenmesi olduğu aşikardır. Aşı reddinin temelinde de sağlık
    emekçileri ile toplum arasındaki güven ilişkisinin bilinçli olarak deforme
    edilmesi de yer almaktadır.
  • Kadın
    sağlığı üreme sağlığından ibaret görülmekte, kadına şiddet gibi konular göz
    ardı edilmektedir. Oysa ki birinci basamak sağlık hizmetleri niteliği gereği
    şiddet gören kadınların en rahat ulaşabileceği kurumlardır. Ancak, biz sağlık
    emekçilerinin yeterli bilgi donanımına sahip olmamız ve güvenliğimizin
    sağlanmaması nedenleriyle maalesef kadına yönelik şiddet gündemimizde yeterince
    yer tutmamaktadır.
  • Çocuğa
    yönelik şiddet ve istismarın önlenmesi, bütünlüklü bir çocuk koruma sistemi
    gerekmektedir. Böyle bir koruma sistemi içerisinde ise birinci basamak sağlık
    hizmetleri çok kritik bir yere sahiptir. Özellikle tüm çocukların 6 yaşına
    kadar etkin izleminin yapılması, istismar risklerinin fark edilerek önlemeye
    ilişkin çalışmalar yapılabilmesi, çocuğun korunması, istismarın erken tespit
    edilebilmesi gibi koruyucu faaliyetler birinci basamağın kritik
    görevlerindendir. Ancak birinci basamak bugünkü koşullarda bu işlevini yerine
    getirememektedir. 
  • Aile
    planlaması hizmetleri talep odaklı yürütülmekte, AÇSAP’ların
    işlevsizleştirilmesi bu konuda yetersizliklere neden olmaktadır.
  • Evde
    Sağlık Hizmet Birimleri ilaç yazmaktan ibaret halde yürümeye devam etmekte, TSM
    ile ASM arasında entegrasyonun olmaması sorun oluşturmaktadır.
  • 20
    yıl öncesine kadar musluktan akan suyu hepimiz kullanmaktayken bugün su tamamen
    ticarileşmiş, toplum şişelenmiş suya mahkum edilmiş durumdadır. Sağlık ocağı
    sisteminin ortadan kaldırılmış olması nedeniyle çevre sağlığıyla ilgili
    konularda yaşanan çok başlılık, gıda ve su temizliğinde sorunlara sebep
    olmaktadır. Su ve gıda güvenliği aşısında riskler artmıştır.
  • Her
    gün yeni düzenlemelerle yaz-boz tahtasına dönmüş birinci basamak hizmetleri hükümet
    temsilcileri ve Sağlık Bakanlığınca giderek artan sıklıkta basında yürüttüğü
    tartışmalar kamuoyunda aşı, kanser taramaları gibi konular başta olmak üzere
    hekimlik uygulamaları ile ilgili kafa karışıklıkları her geçen gün artmaktadır.
    Diğer taraftansa son örneğini check-up meselesinde yaşadığımız gibi popülist
    politikalar birinci basamak sağlık hizmetlerindeki uygulamaları da
    şekillendirmektedir.
  • Yine
    flor uygulaması da bu kafa karışıklıklarına kurban edilmektedir. Flor
    uygulaması zaman zaman çürük diş bulunan ağızlara da uygulanabilmekte, flor
    uygulaması ile beraber yürütülen taramalarda saptanan diş çürüklerinin
    tedavisini sağlayacak bir sistem bulunmamaktadır.
  • Performansa
    dayalı ücretlendirme sistemi temel politika haline getirildiği için performans
    değerlendirmesi dışında kalan hizmetlerde aksaklıklar yaşanmaktadır.
  • Liste
    temelli hizmet sunumu göçmenler ve mevsimlik işçiler başta olmak üzere pek çok
    kişinin kayıt dışı kalmasına yol açmaktadır. Nüfus hareketliliğin (tatil,
    mevsimlik çalışma vb.) yoğun olduğu bölgelerde liste dışı başvurular iş yükünde
    artışa sebep olmakta, tıbbi malzeme yetersizliği sorununa yol açmaktadır.
    Sadece ASM’lere başvuranlar birinci basamak sağlık hizmetlerden yararlanmakta,
    kayıtlı nüfusun büyük bir kısmı ile temas kurul(a)mamakta ve liste tabanlı
    nüfus dahi tanınmamaktadır. E-nabız sisteminden aile hekimini değiştirmek de
    mümkün olduğundan nüfusu tanımak imkansız hale gelecektir.
  • Kırsalda
    sağlık hizmetlerinin sunumunun sağlanması için bulunması gereken sağlık evleri
    çoğu yerde bulunmamakta, cami/okul gibi uygun olmayan yerlerde sağlık hizmeti
    sunulmaya çalışılmaktadır. Bulunan yerlerdeki sağlık evleri ise çoğunlukla
    metruk, sağlık emekçisi ataması yapılmamış veya atama yapıldıysa da emekçinin
    güvenliği sağlanmadığı için boş kalmış durumdadır.
  • Gezici
    (mobil) sağlık hizmetlerinin kiralık ve uygunsuz donanımlı araçlarla
    göstermelik sunumu sorunları çözmekten uzaktır.
  •  ASM sınıflandırmasının hekimlerin tercihine
    bırakılması, belirli bir standartın tüm vatandaşlara eşit şekilde sunulamaması
    önemli sorunlar arasında yer alıyor.
  • Birinci
    basamak alanında yumak haline gelmiş sorunları yapılan her mevzuat değişikliği
    çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir.

Birinci basamak sağlık
hizmetleri kötüye gitmekte, sağlık emekçileri daha fazla sömürülmektedir;

  • Sağlık
    emekçilerin çalışma koşulları kötüleşmiş, iş güvencesinin ortadan kalkmış, iş
    yükü artmış, şiddet tehdidi artmış, kendini değersiz hissetme duygusu
    artmıştır.
  • Çalışanlar
    izin kullanımı konusunda sorun yaşamakta, ücretler giderek erimekte çok
    parçalılığın getirdiği gerilimler artmaktadır
  • Birinci
    basamak hizmetleri ekip anlayışı ile yürütülmesi gerekir bunun yerine rekabet
    anlayışı öne çıkarılmış, bu durum iş barışını olumsuz etkilemektedir.
  • İş
    yükünün büyük bir kısmını prosedürlerin tamamlanması oluşturmaktadır. Her türlü
    rapor düzenleme işinin ASM’lere verilmesi iş yükü artışının yanında görev-yetki
    karmaşasına neden olmaktadır.
  • Bir
    hekim ve bir aile sağlığı çalışanından ibaret olan ekip her geçen gün yenisi
    eklenen görevlerin yükü altında ezilmektedir. Üstelik hizmet verilen nüfusun
    4000’i geçen kısmı ücretlendirilmemektedir.
  • İş
    yükü yoğunluğu nedeniyle koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili görevlerin tümü
    aile sağlığı çalışanı tarafından yürütülmektedir. Görev tanımlarının net
    olmaması sağlık emekçilerinin meslekleri dışında çalıştırılmasına yol açmakta,
    mesleğin değersizleşmesine, az kişiyle çok işin kotarılmasına neden olmaktadır.
    Yine iş yükünün fazlalığı ve görev tanımlarındaki belirsizlikler çalışma
    barışını bozmakta, TSM ile ASM arasında, aile hekimi ile aile sağlığı çalışanı
    arasında gerilimlere sebep olmaktadır.
  • Denetim
    gibi yönetsel işlemlerin eğitim değil cezalandırma temelli olması, cezaların iş
    güvencesini belirlemesi bu gerilimleri beslemektedir. Mobbing birinci basamak
    alanında bu gerilimlerin sonucu olarak yaygın yaşanan bir durum haline
    gelmiştir.
  • Bireysel
    ve tek taraflı sözleşmelerle ücretlerin ve çalışma süresinin belirlenmesi ücret
    ve iş güvencesizliği yaratmaktadır. Bu durum aynı zamanda bir anlamda gelecek
    güvencesizliği anlamına gelmektedir.
  • Tüm
    kamu alanında yaygınlaştırılan yeni personel rejimi güvencesiz ve esnek
    çalışmayı dayatmaktadır. Birinci basamak alanı güvencesizliğin en somut
    yaşandığı yerdir. Ceza puanına bağlı sözleşme feshi ciddi bir tehdit
    oluşturmaktadır. Yine kamu dışı sağlık emekçisi istihdamı bu kişilerin hemen
    her durumda işinden olma kaygısı yaşamasına sebep olmaktadır. Öyle ki hastalık
    ve doğum izni kullanmaktan bile imtina edilir hale gelinmiştir.
  • İzin
    kullanımı ASM’lerin tümünde ancak özellikle tek birimli olanlarda ciddi bir
    sorun oluşturmaktadır.
  • Sağlık
    evi çalışanları hizmet açısından aile hekimlerine, idari açıdan sağlık
    müdürlüklerine bağlı olmasının getirdiği gerilimler, muhattap bulma konusunda
    sorunlar yaşanmaktadır.
  • Aile hekimin, aile sağlığı çalışanını
    seçmesinin getirdiği gerilim vetercih koşullarının tamamen keyfi olması da
    önemli sorunlardan biridir.
  • Ekonomik
    krizin kendini iyiden iyiye hissettirdiği günümüzde kamuya ait olmayan
    ASM’lerin kiralarında dudak uçuklatan yükselmeler olmasının yanında sarf
    malzemelerde de yine enflasyon oranında artış söz konusuyken cari ödemelerdeki
    artış memur maaş zammıyla aynı oranda kalmakta, göreli olarak gelirlerde
    azalmaya yol açmaktadır. Dahası cari ödemelerin sık sık geç ödenmesi/ödenmemesi
    sorunu da yaşanmaya başlanmıştır. Özel mülkler için talep edilen yüksek kira
    ücretleri sağlık hizmeti sunumuna elverişsiz, personel dinlenme alanına sahip
    olmayan yerlerin kiralanmasına neden olmaktadır.
  • Sıfır
    nüfuslu, mobil hizmetin yoğun olduğu ve kamu binası olmayan ASM’ler tercih
    edilmemekte, boş kalmaktadır. Buralarda sağlık hizmeti sunumunun sağlanabilmesi
    için mecburi hizmet kurasına dahil edilmeleri soruna çözüm getirmemektedir.
  • Sağlık
    emekçileri karar mekanizmalarına katılımı söz konusu değildir. Dayatılan, tek
    tipleştirilen bir hizmet üretilmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum mesleğe,
    işe yabancılaşmayı getirmektedir.
  • TSM’lerde
    çalışan emekçilerin sürekli farklı işlerde görevlendirilmesi, “açık kapayan
    personel” olma hali de mesleğini severek yapmaya engel olmaktadır.
  • Aile
    hekimliği sistemi sözleşme hukuku açısında yarı özel, aile sağlığı çalışanın
    ücretinin bütçeden karşılanması ile yarı kamu ve bireysel sözleşme ile yarı
    özerk oluşuyla karmaşık bir yapıdır. Aile hekimlerine hem çalışan, hem işveren
    ve hem de işletmeci rolü biçilmektedir. Bu sistem emekçi için de hizmetlerden
    faydalanan yurttaşlar için de halk sağlığı için de uygunsuzdur.

Yanlıştan dönülmeli,
birinci basamak alanı aşağıdaki önerilerimiz doğrultusunda yeniden düzenleyen
adımlar atılmalıdır:

  1. Birinci Basamak Sağlık
    Hizmetlerin toplum yönelimli ve bölge tabanlı sunulmalıdır.
  2. Koruyucu sağlık
    hizmetlerin tüm giderleri kamudan karşılanmalıdır. ASM giderlerinin cari
    hesaplar kaleminden değil bütçeden karşılanmalıdır. ASM’lerin tümü uygun
    standartlarda ve donanımda kamu binası olarak yapılmalıdır.
  3. Mobil hizmetler için
    kamu tarafından mekanın temin edilmeli, kamu tarafından araç tahsisi
    yapılmalıdır.
  4. Yaz-boz tahtasına
    dönüşmüş olan mevzuatlar tartışmaya açılmalı ve toplumun ve sağlık emekçilerin
    örgütlerinin görüşleri bu tartışmalarda önemsenmelidir. Mevzuat  yeniden düzenlenmelidir.
  5. Emekçilerin kadrolu, iş
    güvenceli istihdamı sağlanmlaı, kamu dışı emekçiler kadroya alınmalıdır.
  6. Birinci basamak
    ekibinin genişletilmeli, bölge ve nüfusun özelliklerine göre belirlenen sayıda
    sağlık emekçisi istihdam edilmelidir.
  7. Nüfus ve performansa
    dayalı ücretlendirme yerine emekliliğe yansıyacak temel ücret uygulaması hayata
    geçirilmelidir.
  8. Birinci basamak sağlık
    emekçilerin taleplerine yönelik toplu sözleşme hazırlanmalı, tüm sağlık ve
    sosyal hizmet alanı için yapılan toplu iş sözleşmesinde birinci basamağa özgün
    yer verilmelidir.
  9. Denetim ve izlemelerin
    birincil amacı hizmet içi eğitim hedefi olmalıdır.
  10. Sağlık emekçilerinin
    karar mekanizmalarına katılımı sağlanmalıdır.
  11. Toplumun sağlık
    hizmetlerinde söz ve karar sahibi olmasına yönelik toplum katılımını sağlayacak
    mekanizmalar oluşturulmalıdır.
  12. Birinci basamak
    gerektirdiği tüm hizmetleri sunabilecek genişlikte bir ekipten oluşmalı; tüm
    sağlık emekçileri kadrolu (4a) istihdam edilmeli ve ücretlendirmesi de
    emekliliğe yansıyacak temel ücretle olmalıdır ve çalışma koşulları ve ücretler
    toplu sözleşme ile belirlenmelidir.

Sonuç
olarak; Aile hekimliği uygulaması, SDP diye bilinen neoliberal sağlık
reformlarının bir parçasıdır. Sağlıktan para kazanmayı önceleyen bu sistemin
içinde sadece Aile Hekimliği’nde dönüşüm mümkün değildir. Dişlinin tüm çarklarında
toplum yönelimli bir sağlık hizmetini ön plana alan adımlar kaçınılmazdır.”

© 2019 Gündem Adana Tüm Hakları Saklıdır.

çanakkale masaj salonu çorum masaj salonu osmaniye masaj salonu ısparta masaj salonu yozgat masaj salonu edirne masaj salonu amasya masaj salonu kırklareli masaj salonu elazığ masaj salonu kütahya masaj salonu muğla masaj salonu
bursa escort görükle escort escort bursa bursa escort lefkoşa escort