Gündem Adana

SİYASET FIRILDAK GİBİ DÖNÜYOR!

SİYASET FIRILDAK GİBİ DÖNÜYOR!
24 Şubat 2014 - 16:37

VURAL KÖSE

Siyaset kurumu çöküyor.

Türkiye, ideolojik temellerini kaybeden, halk için siyasetten yolsuzluk, rant ve güç için siyaset anlayışına yönelen siyasi partiler çöplüğüne dönüşüyor.

Siyaset kurumunda yıllardır var olan yozlaşma, uzunca bir süredir “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışıyla perde arkasında kalsa da 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde artık bir perdenin kalmadığı da ortada.

Bu nedenle artık kol kırılsa da yen içinde kalmıyor.

Özellikle yani her kesimden her görüşten insanlara hitap etme iddiasında olan partilerdeki yozlaşma son 10 günlük süreçte tamamen görünür hale geldi.

Geçmişte her seçim döneminde farklı çıkar amaçları doğrultusunda parti değiştiren insanlara rastlamak mümkündü.

Türkiye tarihi “Fırıldak Kubi” vakalarıyla dolu ancak son 10 günlük süreçte görüldü ki geçmişteki bu vakalar buzdağının sadece görünen kısmıymış.

Kameralar artık buzdağının daha önce görünmeyen kısmını da gösterir hale geldi.

Bugün, ideolojilerine en katı şekilde bağlı olduğu düşünülen kişilerin bugün tam aksi yöndeki partilerin adayları olduğunu görebiliyoruz.

Aday gösterilmediği için parti parti dolaşan siyasi mevtaları da açık bir şekilde görebiliyoruz.

Adaylıkların satın alındığı bir seçim süreci gözümüzün önünde duruyor.

Geldiğimiz noktada bugün, “Fırıldak Kubi” olarak adlandırılabilecek vakaların adeta geniş kapsamlı bir organizasyonun parçasıymış gibi göründüğünü de söyleyebiliriz.

Genel başkan otoritesinin hakim olduğu siyasi partilerde yen, kırılan kolun içinde kalmaya devam etse de otoritenin kaybolmaya başladığı, otoritenin ya da siyasi ahlakın olmadığı partilerdeki çürüme artık saklı kalmıyor.

Türkiye tarihinde muhtemelen ilk kez birçok ilde belediye meclis üyesi listeleri için parti genel merkezleri ile il ve ilçe yöneticileri karşı karşıya geldi.

Geçtiğimiz günlerde bir tek ilçenin meclis üyesi adayları için seçim kuruluna genel merkez, il başkanlığı ve ilçe başkanlığının ayrı ayrı liste verdiğine tanık olduk.

Üstelik bu, sadece bir tek partide ve sadece tek bir seçim bölgesinde yaşanan bir durum da değildi.

Siyasi etik namına hiçbir şeyin kalmadığı, seçimi kazanmak adına her yolun mübah sayıldığı yeni bir siyasi anlayışın hakim olduğu bir kentte ve ülkede yaşıyoruz.

Yıllarca namus diye adlandırılan seçim sandığına sahip çıkamadığı ve parti ilkelerini benimseyemeyen adayları gösterdiği için partisine küsüp oy kullanmayan seçmen, Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp bugüne kadarki süreçte yaşanan siyasi gelişmelerin ardından yeniden sandık heyecanını yaşamaya başlamışken durum eskisinden de beter oldu.

Ülke tarihinde kanlı çatışmaların hatta katliamların dahi yaşanması neden olan siyasi görüş/anlayış farklılıklarının artık bir önemi kalmadı.

Siyaset kurumu da küreselleşmenin nimetlerinden (!) sonuna kadar nasibini aldı.

Küreselleşme Türkiye’de ekonomik düzenle birlikte siyaset kurumunu da kapitalist hale getirdi.

“Toplumun her kesimini kucaklamak” sloganıyla birbirlerine karşıt görüşteki partilerden devşirilen adaylarla seçime girmeye hazırlanan partiler 30 Martta büyük bir sürprizle karşılaşırlarsa hiç şaşırmayın.

Gezi Parkı eylemleri sürecinde “Biz koyun değil özgür bireyleriz” diye haykıran genç bir neslin varlığını ve kemikleşmiş seçmeninin hassasiyetlerini göz ardı eden partiler seçim sürecinden hüsranla çıkabilir.

Umarız önümüzdeki seçimin sonucu ülkemiz, kentimiz ve insanlık adına gerçekten de hayırlı olur.