DOLAR47,7436% 0.18
EURO55,2510% 0.32
STERLIN64,4811% 0.38
FRANG59,1179% 0.82
ALTIN6.660,55% 2,59
BITCOIN65.200,890.029

ÖZKAN SAÇKAN’IN YORUMLADIĞI KİTAPLAR

Yayınlanma Tarihi :
ÖZKAN SAÇKAN’IN YORUMLADIĞI KİTAPLAR

SİVİL İTTİHATÇI: Sivil İttihatçı, bir bireyin yaşamı üzerinden imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinin çelişkilerini ve kopuşlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.

//
AŞK KÜTÜPHANESİ:
Kitapta; unutulmuş aşklar, yarım kalmış seçimler, eksik bırakılmış kadınlıklar ve insanın kendinden sakladığı cevaplar olan bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır.

//

İSLAM TARİHİNDE ZİNA VE KADINA BAKIŞ: Kitapta; Hz. Muhammed’in cinsel yaşamına dair rivayet edilen vasıflardan aile mahremiyetine ve bir bütün olarak İslam’ın kadına yaklaşımına dair bugüne kadar yeterince ele alınmamış konular titizlikle tahlil ediliyor.

//

BİR ÖĞRENME YA DA HAZLAR KİTABI: Bir aşk hikâyesinin ötesinde, kişinin kendini bulma halinin en kırılgan ve en yakıcı biçimlerini açığa çıkaran bir roman.

//

SOFRADA BİRLİK OLMAK ŞAHANE: İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatlarına uzanan, kişisel tanıklık ve gözlemlere dayanan 52 menü ve 156’yı aşkın tarif içeriyor.

//

ÇOK ZAMANIMIZ VARMIŞ GİBİ: “Çok zamanımız yok ama bugünümüz var. Ve bazen bir ömre sığan bütün güzellikler, tam da bugünün içinde saklı oluyor.”

İşte o kitaplar;

//

Tarihin en çalkantılı eşiklerinden birinde, bir insanın hayatı neyi anlatır?

AYŞE Köse Badur’dan SİVİL İTTİHATÇI– MALİYE NAZIRI CAVİD BEY. Selanik’in çok kültürlü dünyasında yetişen, Osmanlı maliyesinin başına geçen, Avrupa başkentlerinde İmparatorluğun kaderini müzakere eden ve sonunda yeni rejimin dışında kalan bir isim: Mehmed Cavid Bey. Maliye nazırı, İttihatçı, müzakereci ve muhalif kimlikleriyle yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda siyaset, ekonomi ve uluslararası diplomasi ağlarının kesişiminde şekillenen bir dünyanın temsilcisi. Tarihin en çalkantılı eşiklerinden birinde, bir insanın hayatı neyi anlatır? “Sivil İttihatçı” kavramı etrafında kurulan bu çalışma, Cavid Bey’in hikâyesini yalnızca bir yaşam öyküsü olarak değil, bir zihniyetin, bir kuşağın ve bir dönemin hikâyesi olarak ele alıyor. Selanik’ten Paris’e uzanan çok merkezli bir coğrafyada, günlükler, mektuplar ve uluslararası arşiv belgeleri eşliğinde yeniden kurulan bu anlatı, dönemin siyasal gerilimlerini, karar alma süreçlerini ve tarihsel kırılmalarını yakından izleme imkânı sunuyor. Sivil İttihatçı, bir bireyin yaşamı üzerinden imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinin çelişkilerini ve kopuşlarını yeniden düşünmeye davet ediyor. Cavid Bey’in yaşamını bu tarihsel dönüşümün çatışmalarını ortaya koyan bir çerçevede ele alarak Türkiye’nin siyasal ve ekonomik tarihine dair temel soruların izini sürebilmek için güçlü bir zemin sunuyor. Memleket şu veya bu fırkanın malı değildir. Hiçbir şahıs ve heyet şu veya bu kimseyi vatandaşlık hakkından mahrum edemez… Her birimiz vicdanımızın gösterdiği yolda yürümeliyiz. Cavid Bey, 1921. 656 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)

//

Bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır

SEDA Diker’den AŞK KÜTÜPHANESİ. Aysima, Leyla ve Gamze… Üç kadın. Üç ayrı yara. Üç ayrı susuş. Tüketildiği yere dönmekten yorgun biri, güçlü görünmeye çalışırken içindeki kadını usul usul kaybeden diğeri, evliliğin içinde bile yalnız kalınabileceğini çoktan öğrenen öbürü. İçlerindeki ışığı geri çağırmak amacıyla yola çıktıklarında ortak bir durakta buluşurlar: Kitapta; unutulmuş aşklar, yarım kalmış seçimler, eksik bırakılmış kadınlıklar ve insanın kendinden sakladığı cevaplar olan bu kütüphanedeki her kitabın her sayfası sahibini tanır, her satır dokunulmayı bekleyen bir ihtimali saklar. Buraya giren her kim olursa olsun, çıkarken artık aynı kişi değildir. Kalbin, arzunun, sezginin ve dişil bilgeliğin birbirine kavuştuğu bir mabet burası; hayatımızda eksik sandıklarımızın aslında hiç kaybolmadığını anlatan. Seda Diker. 464 SAYFA.
(CERES YAYINLARI)

//

İslam’ın öne sürdüğü önlemleri, bu önlemlerin caydırıcı olup olmadığını inceleniyor

ARİF Tekin’den İSLAM TARİHİNDE ZİNA VE KADINA BAKIŞ. Yazar, bu çalışmasında İslam’ın en hassas, ancak yerleşik kabullerin gölgesinde kalan konuları mercek altına alıyor. Bunu yaparken de tüm çalışmalarında yaptığı gibi; başta Kur’an olmak üzere İslam’ın temel kaynaklarını referans alıyor; yüzyıllardır süregelen geleneksel din algısını, yine İslam’ın bu temel kaynaklarıyla inceliyor.Yazar bu çalışmasında; İslam’ın özellikle “zina, taciz ve tecavüz” gibi ağır suçlara bakışını, bunlar yaşanmasın diye İslam’ın öne sürdüğü önlemleri, bu önlemlerin caydırıcı olup olmadığını inceliyor ve bunları çalışmasının merkezine alıyor. Kur’an’da “recm” cezasının yeri olmadığı halde Hz. Muhammed tarafından uygulanmasından, “müt’a nikâhı” ve “hülle” gibi tartışmalı konulara kadar birçok tabuya yer veriyor.Kitapta; Hz. Muhammed’in cinsel yaşamına dair rivayet edilen vasıflardan aile mahremiyetine ve bir bütün olarak İslam’ın kadına yaklaşımına dair bugüne kadar yeterince ele alınmamış konular titizlikle tahlil ediliyor. Hz. Muhammed’in, “Sefer dönüşü ailenize haber vermeden evlerinize gitmeyin” talimatının gerekçesinden, cennetle müjdelenen on sahabenin kadınlarla olan sorunlu ilişkilerine kadar pek çok konu, kaynaklar eşliğinde inceleniyor.Kur’an’da cennetlik erkekler için sıkça ve hatta müstehcen bir şekilde hurilerden söz edilirken; aynı konuda kadınlar için hiçbir şey söylenmemesini iki cins arasında bir ayrımcılık olarak gören yazar; Emevi ve Abbasi döneminden de örnekler veriyor; onların uygulamalarından ve saraylarındaki yaşantılarından az ama dikkat çekici kesitler sunuyor. Ayrıca Kur’an’da anlatılanların çoğunu, Tevrat ve İncil metinleriyle karşılaştırarak dinler tarihine bütüncül bir pencere açıyor.Bu kitabı okuduğunuzda, bugüne dek İslam’la ilgili bize yanlış aktarılan ya da üstü örtülen pek çok konu ve bilginin somut örneklerle gün yüzüne çıkarılışına tanık olacaksınız. 348 SAYFA.
(BERFİN YAYINLARI)

//

Ancak tüm bildiklerimizi unuttuğumuzda bilmeye başlarız


CLARİCE
Lispector’dan BİR ÖĞRENME YA DA HAZLAR KİTABI. Lóri, yaşamla arasına görünmez bir mesafe koymuş, derin bir iç sessizliğin eşiğinde yürüyen genç bir kadındır. Ulisses’le tanışınca, ilk kez hem kendine hem de başkasına yaklaşmanın inceliğini fark eder. İki ruh, birbirlerini tüketmeden sevmeyi, beklemenin öğretisini ve arzunun özgürleştirici gücünü keşfetmeye başlar. Lóri, kendi iç karanlığından geçerek dünyayla yeniden bağ kurmanın, yaşamı tüm kırılganlığıyla kabul etmenin yolunu arar.Yazar bu romanda aşkı bir öğrenme alanına, bir varoluş pratiğine dönüştürürken okuru Lóri’nin iç devinimlerine ortak olmaya çağırır. Kitap, bir aşk hikâyesinin ötesinde, kişinin kendini bulma halinin en kırılgan ve en yakıcı biçimlerini açığa çıkaran bir roman. “Aşkın değişkenliklerine bu derin dalış, Lispector hayranlarını büyüleyecek.” Publishers Weekly. 160 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//

İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatları

 SULA Bozis’ten SOFRADA BİRLİK OLMAK ŞAHANE– İstanbullu Rumlardan Anılar ve Yemekler. “Hepimizin haftada bir de olsa dostlar meclisiyle bir sofra etrafında buluşması dileğiyle, afiyet olsun!” Yazar çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği İstanbul’a beslediği doyumsuz sevgiyle yazdı Sofrada Birlikte Olmak Şahane’yi. Masalsı, rengârenk hem yöreseli hem de evrenseli içinde barındıran bir mutfak kültürüne sahip bu kentin farklı köşelerinde, bir zamanların Bakırköy’ünde, Beyoğlu’sunda, ailecek gidilen mesire yerlerinde kurulan sofraları yâd etmek amacıyla. İstanbullu olmanın kıvancıyla… Kitap işte o günlere duyulan bir özlemin ürünü. İstanbul Rumlarının sofra adabından yemek gelenekleri ile günlük hayatlarına uzanan, kişisel tanıklık ve gözlemlere dayanan 52 menü ve 156’yı aşkın tarif içeriyor. Bayram sofralarına özgü tarifleri pişirip dostlarla tatmak, sevgiyle yapılan bir yemeği paylaşmak, bir sofranın etrafında insanlarla buluşmak, günümüzdeki yaşam şartlarının dayattığı yabancılaşmayı kırmak adına bizi hayata bağlayan güzel gelenekleri devam ettirmek demek. Besinin insan yaşamındaki önemi ne kadar tartışılmazsa, sevdiklerimizle birlikte yenilen yemeklerin verdiği neşe ve mutluluk anlarının yaşamı güzelleştirdiği de bir o kadar tartışılmaz.” 216 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)

//

İnsan bazen küçük kıyasların içinde kendini kaybeder

AHMET Batman’dan ÇOK ZAMANIMIZ VARMIŞ GİBİ. “Çok zamanımız yok ama bugünümüz var. Ve bazen bir ömre sığan bütün güzellikler, tam da bugünün içinde saklı oluyor.” İçindeki çoğu his, kendini neyle kıyasladığınla ilgilidir. Başkasının yoluna baktıkça kendi yolun değersizleşir. İnsan bazen küçük kıyasların içinde kendini kaybeder. Senden önce yaşamış milyarlarca insanı düşündüğünde, yaptıkların hem çok değerli hem de fazlasıyla önemsiz görünür. Neyin mücadelesini verdiğini sorarsın kendine. Hayat cevap vermez. Sadece geçer. Hayat seninle başlamadı; seninle bitmeyecek. Zamanı yaşa. Çünkü biliyorsun, bir sonu var. 216 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

 //

YORUM YAP