
AĞIZ İÇİNDE DİL GİBİ: “Bu kitaptaki on üç öykü bunun kanıtıdır. Öykülerin her biri, otantik bir Türkiye gerçekliğini ortaya koymakla birlikte okuyucuya güçlü bir evrensel gerçekliği de sunmaktadır.”
//
CANAVAR: 1952’den beri verilen İspanya’nın en prestijli edebiyat ödülünü kazanan Canavar eşitsizliği, adaleti, halkı kâr uğruna hiçe sayan politikacıları, yoksulluğu ve idealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, sıra dışı bir polisiye…
//
ALMANYA NERE ZARA NERE: Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır.
//
DEĞİŞİM İNSAN CEO: Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil. Gerçek iş hayatının içinden süzülen; kararların, hataların, risklerin ve sonuçların iç içe geçtiği bir deneyimin ürünü…
//
DEVRİMCİ MİZAÇ: FRANSIZ DEVRİMİ’NE GİDEN YOLDA PARİS: Yazar, “devrimci mizaç” olarak adlandırdığı şeyin tezahürünü anlamak için broşürler, kitaplar, yeraltı yayınları, şarkılar, şiirler ve halka açık performanslar üzerine yaptığı araştırmalarından yola çıkarak Paris’i bir bilgi toplumu olarak inceliyor.
//
KÜÇÜK ADAM KÜÇÜK ADAM: Yazar, Küçük Adam’ı “yetişkinler için yazdığım çocuk kitabım” diye adlandırmış, yakın arkadaşı Parisli ressam Yoran Cazac’tan kitabı resimlemesini istemişti.
İşte o kitaplar;
//
Kitap bir anlatı ustasının birikimiyle okuru buluşturuyor
OSMAN Şahin’den AĞIZ İÇİNDE DİL GİBİ- Acı Duman. Toroslar ve Güneydoğu gerçeği insanı, doğasıyla, yaşanan sorunlarıyla büyülü bir anlatıcıyı karşımıza çıkarır. Öykülerinde yarattığı her bir dünya doğa-insan çatışmasının, insanı insana taşıyan her bir meselenin tözünü yansıttığı gibi; anlatıcı olarak kurduğu dil evreniyle de Türk edebiyatına yeni açılımlar taşır. Kitap bir anlatı ustasının birikimiyle okuru buluşturur. “Ağız İçinde Dil Gibi’yi, Osman Şahin öykücülüğünde onun anlatıcılığının nirengi noktası olarak gördüğümü söylemeliyim. Burada kurup yakaladığı söyleyiş biçimi ve Türkçeyi zenginleştiren dil duygusu, öykücülüğünün sonraki birikiminin önünü açmıştır. Ağız İçinde Dil Gibi’ye Osman Şahin öykücülüğünün manifestosu demek abartılı sayılmamalı. İleride, Sonuncu İz’le erişeceği çizginin de ilk ‘nefes’idir.” Feridun Andaç. “1983 tarihli öykü kitabı Acı Duman’ı incelediğim ve 1984 yılında World Literature Today’de yayınlanan bir yazımda şunları belirtmiştim: ‘Şahin’in öykülerindeki yoğunluk ve ritmik yapı baş döndürücüdür. Türk yazınındaki pek az yazar birkaç sayfalık bir betimlemeye böylesine yoğun duyguları sığdırabilir.’ O zaman yaptığım bu gözlem Şahin’in yazın sanatının ilerleyen yıllardaki gelişimi karşısında geçerliliğini sürdürmüştür. Bu kitaptaki on üç öykü bunun kanıtıdır. Öykülerin her biri, otantik bir Türkiye gerçekliğini ortaya koymakla birlikte okuyucuya güçlü bir evrensel gerçekliği de sunmaktadır.” Talât Sait Halman. 200 SAYFA.

(LİTERATÜR HAYAT)
//
İdealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, bir polisiye
CARMEN Mola’dan CANAVAR. Herkes kendi derdine düşmüş; köpeği ve yanak kısmına sapladığı sivri dişleriyle tuttuğu kafayı sağa sola sallarken çıkardığı oyunbaz hırlamayı kimsenin fark etmemesinde bir tuhaflık yok. Yıl 1834: Surlarla çevrili Madrid, tüm şehri kırıp geçiren koleraya ve siyasi çekişmelere teslim olmuş halde. Bu esnada surların dışında, yoksulların hayatta kalma mücadelesi verdiği yerde, küçük kızları parçalara ayıran Canavar kol geziyor. 14 yaşındaki Lucía ise eski polis tek gözlü Donoso ve meraklı gazeteci Diego’nun yardımıyla, kaybolan kardeşi Clara’yı canlı halde bulmak için şehirde girilmedik delik bırakmıyor. Lucía’nın şehrin karanlık dehlizlerinde bulduğu sırlarsa boyunu aşan ve asla peşini bırakmayacak türden… 1952’den beri verilen İspanya’nın en prestijli edebiyat ödülünü kazanan kitap eşitsizliği, adaleti, halkı kâr uğruna hiçe sayan politikacıları, yoksulluğu ve idealler uğruna nereye kadar gidilebileceğini sorgulayan, sıra dışı bir polisiye… 472 SAYFA.
(MUNDİ KİTAP)
//

Sözcüklerinde bazen bir isyan ve bazen de derin bir insan sevgisi var
HALİT Ünal’dan ALMANYA NERE ZARA NERE. “Halit Ünal’ın Türk danış görevlisi olarak yurttaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenirken karşılaştığı birbirinden ilginç olayları hikâye etmesinin yanı sıra, kurucusu ve yöneticisi olduğu “Kuzey Ren Vestfalya/KRV-Türkiyeli Yazarlar Çalışma Grubu”nun yaptığı çalışmaları anlatıyor.” Mecit Ünal. Halit Ünal’ın sözcüklerini Fakir Baykurt bir zamanlar şöyle anlatmıştı: “Onun söz denilen çelik mermileri, kalem denilen silahı ile düşmanın yüreğine fırlattığını göreceğiz. Gittikçe sakıncalara dalan günümüz yaşamını kurtarmaya yardım edecek.” Haklıydı, bununla birlikte onun sözlerinin okurunun kalbine ve zihnine usulca yerleşen bir yanı da vardır. Halit Ünal’ın sözü ve kalemi; insanı bulan, çözen, anlayan bir yerden gelir. Memleketine yönelttiği kırgınlık da öfkeden değil, aidiyetten ve sevgiden doğar. Sözcüklerinde bazen bir isyan, bazen adı konmamış bir hüzün, bazen de hayatı bütün çıplaklığıyla kavrayan derin bir insan sevgisi vardır. Halit Ünal’ı 22 Aralık 2024’te Köyceğiz’in toprağına, kuşlarına, güneşine, yağmuruna, ağaçlarına emanet ettik. Anısı, sözcüklerinde ve uzun sohbetlerin sonunda “demek öyle ha!” denilen her anda yaşayacaktır. Deniz Özturan.203 SAYFA.
(KORA YAYIN)

//
Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil
BURHAN Karaçam’dan DEĞİŞİM İNSAN CEO- Kurumlarda Değişimin Akılcı Yolu Bir kurum zamana nasıl uyum sağlar? Nasıl yükselir veya neden geriler? Başarı tesadüf müdür, yoksa yönetilebilir bir süreç mi? Türkiye’de bankacılık sektörünün dönüşümüne öncülük etmiş, farklı sektörlerde değişim süreçlerini ve sonuçlarını yaşamış bir yönetici olan yazar, okura bir değişim sürecinde “ne yapılması gerektiğini” anlatmakla yetinmiyor, bunun “nasıl yapılması gerektiğini” de detaylandırıyor. Bu kitap, teorik kabullerin ya da akademik modellerin tekrarı değil. Gerçek iş hayatının içinden süzülen; kararların, hataların, risklerin ve sonuçların iç içe geçtiği bir deneyimin ürünü… Kurumların neden değişmek zorunda olduğunu, bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini açık, yalın ve doğrudan bir dille ortaya koyuyor. Kitap, değişimi anlamak isteyenler için bir başlangıç, onu yönetmek isteyenler için ise eşsiz bir kılavuz… 232 SAYFA.
(REMZİ KİTABEVİ)
//
O yıllarda bir halkın mizacının nasıl şekillendiği anlatılıyor

ROBERT Darnton’dan DEVRİMCİ MİZAÇ: FRANSIZ DEVRİMİ’NE GİDEN YOLDA PARİS- 1748-1789. Temmuz 1789’da Parisli bir kalabalığın Bastille’i basması küresel neticeleri olacak bir vakayı tetikledi: Monarşinin devrilmesi ve yeni bir toplumun doğuşu. Çoğu tarihçi bu vakayı ve Fransız Devrimi’ni, kriz içinde bir ekonomi, toplumsal sınıfların çatışması veya Aydınlanma ideolojisi gibi altta yatan tarihsel gelişmelerin bir sonucu olarak görür. Kültür tarihçiliğinin yaşayan en büyük isimlerinden yazar, bunların hiçbirini yadsımadan başka bir izah sunuyor: Bizzat Parislilerin, yani Devrim’in merkezindekilerin o vaka öncesinde ve sonrasında ne olup bittiğine dair düşünceleri, inançları ve zihniyetleri bu vakaya yön vermişti. Yazar, “devrimci mizaç” olarak adlandırdığı şeyin tezahürünü anlamak için broşürler, kitaplar, yeraltı yayınları, şarkılar, şiirler ve halka açık performanslar üzerine yaptığı araştırmalarından yola çıkarak Paris’i bir bilgi toplumu olarak inceliyor. Şehirdeki haber ağları kafelerde, pazar yerlerinde, park banklarında ve dedikoducuların favori toplanma mekânı olan Palais-Royal’deki Krakow Ağacı’nın altında yuvalanmıştı. Darnton, felaketlerle sonuçlanan uluslararası antlaşmalardan, yolsuzluklara ve kraliyet skandallarına, hayret verici sıcak hava balonu uçuşlarından yeni bir ulus anlayışına kadar Devrim öncesindeki kırk yıla yayılan olayların, sıradan Parislilerin kolektif bilincine nasıl bir yer edindiğini gösteriyor. Haberler ve fikirler, derin eşitsizliklerle dolu toplumda yayıldıkça, Kral’ın otoritesine duyulan güven aşındı, monarşinin meşruiyeti sarsıldı ve toplumsal düzen çözülüverdi. Tarihin saklı dinamiklerini büyük devinimlerin izahı olarak kullanan Darnton, rengârenk anlatısında okurunu Paris sokaklarına götürüyor. Kitap 1748-1789 Parislilerin zihniyet dünyasını ve Devrim’e giden o yıllarda bir halkın mizacının nasıl şekillendiğini sürükleyici bir hikâyeye çeviriyor. 528 SAYFA.
(VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)
//
“Küçük adam”, yetişkinlerin dünyasıyla yüzleşiyor

JAMES Baldwin’den KÜÇÜK ADAM KÜÇÜK ADAM. Dört yaşındaki TJ günlerini Harlem’de, en iyi arkadaşları WT ve Kırpışık’la oynayarak ve komşuları için ufak tefek işler yaparak geçirir. Büyük hayalleri olan bu “küçük adam”, yetişkinlerin dünyasıyla ve bu dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Okurlar TJ’in çocuk gözlerinden yoksulluğun, toplumsal eşitsizliğin, şiddetin ve ayrımcılığın yıkıcı etkilerini sürdürdüğü 1970’lerin siyah kent yaşamını içeriden keşfeder. Yazar, Küçük Adam’ı “yetişkinler için yazdığım çocuk kitabım” diye adlandırmış, yakın arkadaşı Parisli ressam Yoran Cazac’tan kitabı resimlemesini istemişti. Kitabın bu yeni edisyonunda, Baldwin’in yeğenleri Tejan “TJ” Karefa-Smart’ın önsözü ve Aisha Karefa-Smart’ın sonsözünün yanı sıra, iki Baldwin araştırmacısının da giriş yazısı yer alıyor. 120 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//



