DOLAR45,6007% 0.04
EURO52,9185% -0.06
STERLIN61,1501% 0.06
FRANG57,7005% -0.15
ALTIN6.591,42% 0,34
BITCOIN77.588,630.795

ÖZKAN SAÇKAN’IN KELİMELERİYLE…

Yayınlanma Tarihi :
ÖZKAN SAÇKAN’IN KELİMELERİYLE…

BİRİKİM: Yazar “Yıllar geçtikçe fark ettim ki Birikim yalnızca çocuk yetiştirmekle ilgili değil; insanın kendini tanıma, durma, düşünme ve yeniden bağ kurma çabasıyla da ilgili” diyor.

//

MUCİT: Yalnızlığına ve hastalıklarına rağmen ideali uğruna çıktığı yolda yorulmaz bir tutkuyla yürümüş Augustin Mouchot’ya kıvrak kalemi ve sevilen üslubuyla yeniden hayat veriliyor.

//

BOĞA GÜREŞÇİSİNİN ADI: Kitap, yalnızca bir polisiye değil; insanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye.

//

UTANÇ DEVRİMCİ BİR DUYGUDUR: Kitapta kıta Avrupa felsefesine özgü zorlu kavramsallaştırmaların uzağında, dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlarda bulunuyor.

//

MELO ÇOK KORKUYOR: Korkuları olan ve büyük kayıplar yaşayan çocuklara…

//

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ŞİİR ANTOLOJİSİ: Tanzimat’la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izini süren bu antolojide okurlar devrin önde gelen şairlerini ve artık onlarla özdeşleşmiş şiirleri bulabilirler.

İşte o kitaplar;

//

Annelik deneyiminden kendini ve hayatı tanıma yolculuğuna uzanan bir iç keşif

BERNA Köker Poljak’tan BİRİKİM- Ebeveynliğe Dair Davetler. Annelik deneyiminden kendini ve hayatı tanıma yolculuğuna uzanan bir iç keşif.Birikim, şu anda yirmi iki yaşında olan oğlum Bora üç yaşındayken yazılmaya başlandı. Henüz küçük bir çocuğa eşlik ederken, anneliğin bende neleri dönüştürdüğünü anlamaya çalışıyordum. Yazmak, o dönemde kendimi dinlemenin, karmaşanın içinde neye tutunabileceğimi bulmanın bir yolu oldu. Zamanla bu satırlar, annelik yolculuğumun içten bir kaydına dönüştü.Yıllar geçtikçe fark ettim ki Birikim yalnızca çocuk yetiştirmekle ilgili değil; insanın kendini tanıma, durma, düşünme ve yeniden bağ kurma çabasıyla da ilgili. Her yazı, o uzun annelik yolculuğunun ufak bir durağı. Bu kitapta yer alan metinler, cevaplar vermekten çok, birlikte düşünmeye, hissetmeye ve hatırlamaya davet ediyor.Umuyorum, bu kitap senin de kendi birikimlerini hatırlamana ya da yeniden keşfetmene vesile olur. 72 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

//

Bir dâhinin macera dolu yaşam öyküsü

MİGUEL Bonnefoy’dan MUCİT. 19. yüzyılın başlarında, Avrupa’da kimse güneşle ilgilenmez, şehirler aydınlatılmak, yataklar ısıtılmak, kazanlar kaynatılmak için toprağın bağrından çıkarılan yüzlerce ton kömüre bel bağlarken hayatı boyunca gölgelerde yaşamış bir adam, Augustin Mouchot adında bir mucit, yüzünü güneşe döndü… 1825 yılında bir kilit ustasının oğlu olarak dünyaya gelen Mouchot, hayatının ilk üç yılını yatakta geçirdi. Hastalıklar hayatı boyunca bedenini zapt ettiğinden, ona kalan tek sermaye zihni ve hayal gücüydü. Yıllar sonra, matematik öğretmeni olarak atandığı Alençon’daki yeni evinde bulduğu güneş ısısı üzerine yazılmış kitap ömrünü adayacağı fikrin ilk kıvılcımı olacaktı: Güneş ısısından faydalanmak, onu enerjiye dönüştürmek, bunu başaran bir makine icat etmek mümkün müydü? Miras ile tanıştığımız yazar bu kez tarih kitaplarında hak ettiği yeri alamamış bir dâhinin macera dolu yaşam öyküsüne odaklanıyor. Sanayi Devrimi’nden Paris Komünü’ne, zamanın son buluşlarının sergilendiği Paris Evrensel Sergisi’nden Eiffel Kulesi’nin yükselişine dek 19. yüzyıl Fransa’sının dönüm noktalarına yer veren, titiz bir araştırmanın ürünü bu romanında yazar, yalnızlığına ve hastalıklarına rağmen ideali uğruna çıktığı yolda yorulmaz bir tutkuyla yürümüş Augustin Mouchot’ya kıvrak kalemi ve sevilen üslubuyla yeniden hayat veriyor.  128 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

//   

İnsanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye

LUİS Sepulveda’dan BOĞA GÜREŞÇİSİNİN ADI. “Ben en iyi arkadaşım olan adama ihanet ettim. Ancak baştan sona anlatacağım bu lanet olası olayda duygulara yer olmadığını da biliyorum.” Hayatının yükünü bir sürgün olarak sırtında taşıyan Juan Belmonte, Avrupa’nın çehresinin değiştiği ve sosyalist duvarların yıkıldığı günlerde, kendisini beklenmedik bir maceranın tam ortasında bulur. Nazilerin kaçırdığı paha biçilemez bir koleksiyonun peşinde, eski Doğu Alman gizli servisinin kirli oyunlarına karışırken, iki farklı dünyanın çatışmasını yaşar. Bu sürükleyici hikâyede Belmonte yalnızca bir kayıp hazinenin değil, aynı zamanda kendi geçmişinin ve kimliğinin de peşindedir. Yazarın güçlü kalemi, Avrupa’da çöken sosyalist cumhuriyetlerden Güney Amerika’nın devrim mücadelelerine, bireylerin hayal kırıklıklarından devletlerin zalimliğine uzanan geniş bir tabloyu gözler önüne seriyor. Kitap, yalnızca bir polisiye değil; insanın hayalleri, mücadeleleri ve kayıpları üzerine dokunaklı bir hikâye. Ülkede demokrasi olduğu doğruydu. Ama o demokrasinin nasıl kazanıldığını, bugünlere nereden gelindiğini söylemeye bile yeltenmemişti. Hayır. Şili, demokratik bir “ülkeydi”, bu da onun iyi yolda olduğunu gösteriyordu. Huzursuz edici herhangi bir soru, ülkeyi gittiği bu doğru yoldan uzaklaştırırdı. 216 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

//

Dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlar

FREDERİC Gros’tan UTANÇ DEVRİMCİ BİR DUYGUDUR. Yazarın İtaat Etmemek’in devamı niteliğindeki kitabında, Kıta Avrupa felsefesine özgü zorlu kavramsallaştırmaların uzağında, dünyanın içinde bulunduğu duruma dair son derece sade ama etkili felsefi yorumlarda bulunuyor. Karl Marx’ın utanç devrimci bir duygudur sözünden hareketle yeni mücadele yöntemlerine kapı aralayan bir utanç felsefesi inşa eden Gros, deyim (i bozmak) yerindeyse, sol gösterip sol vuruyor. Kitap Annie Ernaux’dan Didier Eribon’a, Primo Levi’den Jacques Lacan’a pek çok ismin metinleriyle birlikte, toplumun bu önemli duyguyla ilişkisini tersyüz ederek yeniden tanımlıyor. Frédéric Gros (1965): Felsefeci. L’Institut détudes politiques de Paris’de (Sciences Po) felsefe profesörü. 1999’da Paris-Est-Créteil-Val-de-Marne Üniversitesi’nde Théorie de la connaissance et histoire des savoirs: de L’histoire de la folie à L’archéologie du savoir başlıklı doktora tezini savundu. Michel Foucault’nun Collège de France’ta verdiği dersleri yayıma hazırladı. 144 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)


//

Herkesin korkuları vardır ama korkular paylaştıkça azalır

SEMA Akman’dan MELO ÇOK KORKUYOR. Melo da o gün korkuyordu. Bu yüzden arkadaşlarıyla birlikte herkese yardımcı olan bilge Ulu Elma Ağacı’na doğru yola koyuldu. Bu yolda duyguları paylaşmanın ve birbirine destek olmanın önemini keşfederlerken sen de onlara katılmak ister misin? Korkuları olan ve büyük kayıplar yaşayan çocuklara… Bu kitabın yazar ve çizer telif hakları Can Ağacı Sağlık ve Eğitim Vakfı’na bağışlanmıştır. 33 SAYFA.
(ALTIN KİTAPLAR)

//

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide Türk edebiyatı nasıl dönüştü

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E ŞİİR ANTOLOJİSİ. Kitap, geç dönem Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide Türk edebiyatının nasıl dönüştüğünü, hangi isimler ve odaklar etrafında şekillendiğini merkeze alan bir çalışma olarak gün yüzüne çıktı. Âkif Paşa, Şinasi, Namık Kemal’le başlayan çizgide giderek şekillenen ve yeni bir şiir anlayışını beraberinde getiren bu süreç, nihayetinde 20. yüzyılda bambaşka bir istikamet almış gerek toplumsal gerekse kültürel olarak yeni düşünceleri beraberinde getirmiştir. Tanzimat’la başlayan süreçte yeni Türk şiirinin izini süren bu antolojide okurlar devrin önde gelen şairlerini ve artık onlarla özdeşleşmiş şiirleri bulabilirler. Şairlere dair açıklayıcı notlar, orijinal ve günümüz Türkçesi şiirlerle… Kitabı yayına Abdullah Ezik hazırladı. 248 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//

YORUM YAP