
Bahar gelmiş.
Ömür elliyi devirmiş.
Hayat;
Bir varmış,
bir yokmuş.
Zaman;
Kim bilir, kime kalmış?
Gece;
zifirini bırakmış gitmiş,
Üstelik;
Sabırsız bir telaş.
Derinde bir sessizlik.
Hayaller, zulümler.
Gereksizlikler, geçimsizlikler.
Hiçbiri bizim değil.
İnsan, ölüme tabi.
O halde:
Sükunet illaki…
Kim, kime muhtaç?
Kim, kimin ulu gölgesi?
Kim, kime yol?
Kim, kime kul?
Kim, kime yön?
Kim, kime son?
İhtişam, ihtiras dünyası.
İhtimam ve ihtimal arası.
Sabahı farklı.
Gecesindeki karanlık aynı.
İdare edeceksin.
Kiminin gücü,
Kiminin yükü ağır.
Bazen küçültmek, bazen büyütmek lazım kendini.
Unutmak gerek, uyuturken önüne düşen sancıları.
Sessizlik içinde bile coşturmak lazım bütün evreni.
Bırak korkularının ecele faydası olsun.
İyiliğin; belki eceli yolundan geri çevirir.
Ayrı düşünün, “aykırı” desinler,
dedikodunu yapsınlar.
Unutma ki; Mark Twain’in dediği gibi,
“Beni dışarıdan yargılayanlara söyleyecek sözüm yok.
Zaten dışarıda kalmaları onlara yetiyor.”
Mümtaz YURDAER
04.05.2026
#mümtazyurdaer #yazıYORUM
#mümtazyurdaeryazıları
#mümtazyurdaerşiirleri
#mümtazyurdaerşarkılar



