Gündem Adana

ÇOCUKLARI DEĞİL YANAN BİNAYI KORUYORUZ!

ÇOCUKLARI DEĞİL YANAN BİNAYI KORUYORUZ!
Ömer ÜNEY( omer@gundemadana.com )
05 Aralık 2016 - 10:19

omerSATIR ARASI
M.ÖMER ÜNEY
omeruney01@gmail.com

Aladağ’da yitirdiğimiz miniklerimiz hepimize büyük dersler verdi. Gerçi geçmişten ders almayan bir toplumuz ama yine de konuyu açmak da yarar var.
Henüz karanlık çökmemişken meydana gelen yangında küçük çocukların 15 dakika içerisinde ‘anne, anne’ bağırışlarıyla yankılanan, inleyen Aladağlılar, çaresizlik içerisinde sağa sola koşuşturmaya başladı.
Bilenler bilir… İtfaiye ile altın gibi, pırıl pırıl kızlarımızın kaldığı yurt arasında yürüyüş mesafesiyle 2 bilemedin 3 dakikalık bir süre var. İhmaller zincirini bir bir anlatmanın anlamsızlığını biliyorum. Ama itfaiyenin çocukları kurtaramamasında kaldı aklım…
Allahım bu ne büyük bir acı… Vatandaşlar anlatıyor, aileler anlatıyor…
Tek tek görüştüğümüz aileler, içi yanan, yangında çaresizlik içinde kıvranan Aladağlılarla görüşüyoruz. Anlatırken ağlayanlar mı dersiniz, gözlerini kaçıranlar mı, başını öne eğenler mi?
Hepsi ama hepsi büyük bir hayal kırıklığı içerisinde… Kızlarımızı koruyamamanın acısını derin ama çok derin bir ruh haliyle yüreklerinde hissediyor. Bu memleketin bakanının da dediği gibi, denetliyorsunuz ama denetlediğinizle kalıyorsunuz… Çocuklarımız 21. yüzyılda 3 katlı binada çıkan yangının söndürülememesi nedeniyle alev alev yanıyor…
Hele ki, yaşamını yitiren çocuklarımızın yaşadığı dağ köylerini görseniz… Kuş uçmaz, kervan geçmez… Yoğun kar yağışı altında olmayan yolların kapanmasıyla eşeklerle yolculuk yapmak zorunda kalan bir halktan bahsediyorum.
Nereden biliyorsun demiyorsunuzdur inşallah!
Gece yarısı ulaşmaya çalıştığımız Köprücük, Karahan ve Kışlak köylerindeki korku dolu ilerleyişimizi hatırlıyorum şimdi… Hayatımda ilk kez gittiğim ve gece yarısı ölüm korkusu yaşadığım köylerde yaşamın 7 gün, 24 saat sürdüğünü düşününce, “Biz kimiz, nereye koşuyoruz, insanlığımızı sorgulamamız gerekmiyor mu?” soruları geliyor aklıma…
Ama her şeyi bir tarafa bırakarak miniklerimize, ailesini, kardeşini, anasını, babasını, arkadaşını geride bırakmak zorunda kalan körpecik bedenlere yanıyorum şimdi…
Çocuklarımızın başka çarelerinin olmadığını gören gözler olarak şimdi daha bir kahırlanıyorum… Bir de korunamayan ve çocuklarımıza mezar olan binayı, yarısı yanmış binayı getiriyorum aklıma…
Gidin, görün, bakın…
Yanması engellenemeyen binanın şimdi nasıl korunduğuna şahit olun…
Daha ne söyleyim, daha ne deyim!..

marmaris tekne turu