Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
“İş, ekmek, özgürlük, barış ve demokrasi istiyoruz”
ADANA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Ayhan Barut, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “1 Mayıs’ta ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk ve adaletsizliğe karşı, ‘İş, Ekmek, Özgürlük, Barış ve Demokrasi’ istiyoruz” dedi.
KARA TABLOYU ANLATTI
Ülkede yaşanan ekonomik ve siyasi kriz ortamının, işçisinden kamu çalışanına, esnafından çiftçisine, sanayicisinden emeklisine herkesi canından bezdirdiğini vurgulayan Ayhan Barut, şöyle konuştu:
“İğneden ipliğe her şeye yüzde 200’ü aşan zamlar geldi. Mazot fiyatları arttı, döviz ve enflasyon yükselince insanların kazancı pula dönüştü. Sanayici battı, esnaf kepenk kapattı, çiftçi tarlaları terk etti. Özetle iş kapıları kapandı, milyonlarca insanımız işsizliğe mahkum edildi ve en önemli evlerde aş pişmez, tencereler kaynamaz oldu. Tüm dünya işçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ı, bu yıl daha da iç karartan bir ortamda karşılıyoruz. 2018 yılında en az 1923 işçi çalışma koşulları yüzünden yaşamını yitirdi. 2019’un ilk 3 ayında hayatını kaybeden işçi sayısıysa 392 olarak açıklandı. Her yıl dünyada 2 milyon 800 bin işçi çalışırken ölüyor. İşçilerin en temel hak, özgürlük ve eşitlik taleplerinin görmezden gelindiği, taşeronlaştırmanın ve güvencesizleştirmenin temel istihdam politikası haline getirilerek yaygınlaştırıldığı bir dönemdeyiz. İşsizliğin olağan, yoksulluğun ise kader haline getirildiği, kentlerimizin, doğamızın yağmaya ve talana terk edildiği, her gün 4 ile 7 işçinin iş cinayetlerine kurban verildiği bir süreç yaşıyoruz. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, özgürlük talepleri görmezden gelinirken sendikal hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı bu kara tablonun da karanlık düzenin de sonu yaklaşıyor.”
“YAŞASIN 1 MAYIS”
Ekonomik ve siyasi sorunların çözümünün belli olduğuna dikkat çeken Ayhan Barut, şunları kaydetti:
“Türkiye her alanda üretmeli, ürettiğinden kazanmalı ve yurttaşlarımızın özgürlük alanları genişletilmelidir. Ülkemizin büyümesi, halkımızın refaha kavuşması, ekonomik krizlerin son bulmasının tek yolu üretimden geçiyor. Türkiye, her alanda üreterek kalkınabilir. Rekor kıran işsizliğe üretimle çözüm bulunur. Üretimin aktörleri işçi ve emekçilerin emeklerinin karşılığını aldığı, çalışma koşulları ve özlük haklarının iyileştirildiği, emeğin en yüce değer olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bu düşüncelerle kutladığımız 1 Mayıs İşçilerin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk ve adaletsizliğe karşı, ‘İş, Ekmek, Özgürlük, Barış ve Demokrasi’ mücadelemizin sürdüğünü bildirmek istiyoruz. 1 Mayıs kutlu olsun, yaşasın mücadelemiz!”
ORHAN SÜMER’İN “1 MAYIS EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ” MESAJI
“1 Mayıs, alın teriyle geçinen işçi ve emekçilerin yoksulluğa, kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılmaya, işsizliğe karşı onurlu ve insanca bir yaşam için haklarını ve mücadelelerini dile getirdikleri birlik, dayanışma ve mücadele gündür.
Ülkemizde, özellikle de son 17 yılda; demokrasi ve hukuk düzeni büyük yara almıştır. Yanlış ekonomi politika ve uygulamaları nedeniyle ülkemiz derin bir krizin içerisine sokulmuştur. Yine aynı dönemde Cumhuriyetimizin yoktan var ederek kurduğu, ekonomimizin can damarı olan ve milyonlarca kişinin ekmek kapısı niteliğindeki limanlar, tersane, fabrika ve işletmeler özelleştirme adına gözden çıkarılmış, yok pahasına satılmıştır.
Bu dönemde, işçi sağlığı ve güvenliğini yok sayan, emekçilere iş güvencesinden yoksun, düşük ücretle ve güvencesiz çalışma koşulları dayatılmıştır. 2018 yılında en az bin 923 işçi iş kazalarında yaşamını yitirmiş, 2019 yılı içerisinde ise Ocak-Mart döneminde en az 392 işçi hayatını yitirmiş, pek çoğu da sakat kalmıştır. Yine sendikalı işçi sayısı da her geçen gün azalmaktadır.
Bugün ülkemizde tek adamlık sisteminin faturası; çalışan, dar gelirli ve yoksul vatandaşlarımızdan çıkarılmakta, milletimiz her geçen gün fakirleşmektedir. Sanayinin çarkları durmuş, üretimin yerini ithalat, gelirin yerini ise borç almıştır. Ülkemizde her bir çocuk, 3 bin 500 dolar borçla dünyaya gözünü açmaktadır. Her dört üniversite mezunu gencimizden biri işsizdir ve gerçek işsizlerin sayısı 7.5 milyon kişiyi aşmıştır. Çiftçilerimizin malı para etmemekte; milletin alın teri ile faiz lobileri ihya edilmektedir. İşçilerin kıdem tazminatlarına göz koyulmuş, işsizlik fonu talan edilmiş, iğneden ipliğe her şeye zam yapılmıştır.
İşçilerin ve emekçilerin, milletimizin haklarına göz diken iktidara karşı; gün birlik, dayanışma ve mücadele günüdür. Bu krizden çıkış için, tepeden tırnağa yenilenme şarttır. Liyakat sistemi yeniden inşa edilmeli, tam demokrasi ile hukukun üstünlüğü ve hukuk güvenliği tesis edilmelidir. Üretim ve insan odaklı ekonomiye geçilmeli, herkesi kucaklayan güçlü sosyal devlet inşa edilmelidir. Benzersiz coğrafi konumu, genç, dinamik, yaratıcı nüfusuyla olağanüstü potansiyele sahip olan ülkemiz, iyi bir yönetimle en gelişmiş yaşam standartlarını rahatlıkla sağlayabilecek, bütün sorunların üstesinden gelecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle Türkiye’nin aynası olan Adana başta olmak üzere ülkemizin dört bir yanında ekmek kavgası veren işçi ve emekçilerimizi selamlıyor, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.
Aydınlık ve güzel yarınlar dileğiyle en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”
MÜZEYYEN ŞEVKİN NE DEDİ:
“Ezen ve ezilenin olmadığı günlerde daha güzel kutlamalar yapacağız”
ADANA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, işçi ve emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak, “Birlikte mücadele edeceğiz. Ezen ve ezilenin olmadığı, emeğin en yüce değer olduğu günlerde daha güzel kutlamalar yapacağız” dedi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla açıklama yapan CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, emeğin haklarını koruma ve geliştirmenin insanlığa hizmet etmekle eşdeğer olduğunu belirtti. “Kapitalizme boyun eğerek, rant, talan, kar hırsıyla işçi sınıfının haklarını elinden almak, insanlarımızı, çocuklarımızı açlığa, sefalete sürüklemek tarihsel bir yanılgı olduğu kadar, ülkemize yapılan en büyük kötülüktür” diyen Dr. Şevkin, 17 yıldır ülkeyi yöneten zihniyetin bu kötülüklerin en büyük sorumlusu olduğunu aktardı.
“YAŞASIN 1 MAYIS”
Emekçilerin iş güvencesi tehdidi ve grev haklarının kısıtlanmasının tam anlamıyla özgürlük, adalet ve demokrasi sorunu olduğunu bildiren Dr. Müzeyyen Şevkin, şöyle konuştu:
“Örgütlenme sorunlarının yanı sıra on binlerce insanımızın iş cinayetlerinde hayatını kaybetmesi, taşeronlaştırma, özelleştirme, kadro adaletsizliği, yoksulluk, gelir dağılımındaki adaletsizlik; mevcut iktidarın uygulamaya koyduğu politikalar nedeniyle oluşmuş ve ülkemizin üzerinde kara bulutlar dolaşmasına ön ayak olmuştur. 2018 yılında en az 120 kadın işçi adına kader dedikleri fıtrat dedikleri düzende göz göre göre ölüme gönderildi. Günümüzde kadın işçilerimizin yüzde 93’ü sendikasız çalışıyor. Kamu emekçileri ya sendikasızlaşmaya ya da yandaş sendikaya zorlanıyor. Çalışma yaşamındaki uzun çalışma süreleri, düşük ücretler ve iş yerinde uygulanan ayrımcılık insanlarımızı canından bezdiriyor. AKP döneminde adeta hortlayan işsizlikle birlikte bugünlerde yaşanan ekonomik kriz, hayat pahalılığı, mutfaklara düşen ateş aileleri parçalıyor, intiharlara neden oluyor. Üzülerek belirtiyorum ki; Türkiye’de son 5 yılda en az 334 işçi intihar ederek yaşamına son vermiştir. Türkiye, işçi cinayetlerinde dünyada üçüncü, AB ülkeleri arasında 1. sıradadır. Ülkemizde, günde ortalama 3 ila 5 işçi ne yazık ki denetimsizlikten yaşamını kaybetmektedir. Son 17 yıl içerisinde en az 22 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir. Tarih boyunca demokrasiyi içselleştirmeyenlere en iyi dersi yüce milletimiz vermiştir. 31 Mart, çok önemli bir dersin başlangıç günüdür. Bizler de Atatürk’ün ‘Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ şiarıyla hareket ederek, kendi dersimize iyi çalışacak, hak, hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin öncüleri olacağız. Ne ezen, ne ezilen, insanca hakça bir düzen istiyoruz. Yaşasın 1 Mayıs!”
BURHANETTİN BULUT’UN MESAJI
“1 Mayıs, onurlu ve insanca bir yaşam için mücadele edenlerin, emeğe, alın terine saygının; işçi haklarının demokratikleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğuna inananların günüdür.Ancak ülkemiz bayram olarak kutlanması gerek 1 Mayıs’a maalesef vahim bir tabloyla girmektedir.
İş cinayetlerinde Avrupa’da birinci, dünyada ise üçüncü sırada yer alan ülkemizde her dört saatte bir iş cinayeti meydana gelmektedir.
Son 17 yılda en az 22 bin işçi, iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.
İş kazaları ve işçi cinayetleri “kader” ve “fıtrat” ile açıklanmakta, yüzü kızarması gerekenler büyük bir sorumsuzluk ve vurdumduymazlıkla geçiştirmeye çalışmaktadır.
AKP iktidarlarında çalışma hayatında güvencesizlik, hukuksuzluk ve örgütsüzlüksıradan hale gelmiştir.
Sendikalı işçi sayısı toplam işçi sayısının yalnızca yüzde 11’i kadardır.
Emeğin ucuz, ekmeğin pahalı olduğu, açlık sınırının 2 bin 106 TL olduğu ülkemizde emekçiler, insani yaşam koşullarıyla bağdaşmayan 2.020 TL olan asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılmışlardır.
Hukuka aykırı keyfi bir uygulama ile siyasi iktidar bu yıl da Taksim Meydanı’nı işçilere, emekçilere kapatmıştır.
Emeğin en yüce değer olduğuna inanmaktan uzak siyasi iktidar, meydanların sesinden ve emekçilerin örgütlü mücadelesinden korkmaktadır.
1 Mayıs ancak, emekçilerin, çalışanların hakları yasal düzenlemelerle budanmadığında, işçiler insanca ücret alabildiğinde, emeklerinin sömürülmediğinde, iş cinayetleri olmadığında bayram olarak kutlanabilecektir.
Demokrasi ve barış özlemini dile getiren, insan haklarından, demokrasiden, emekten, alın terinden yana olan tüm yurttaşların1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyorum.”