Escort Adana

casino siteleri slot siteleri
bahis siteleri canlı bahis siteleri
hava 13° Çoğunlukla Bulutlu
DOLAR 18,6367 % % -0.01
EURO 19,4653 % % 0.29
GRAM ALTIN 1.055,24 % % 0,32
ÇEYREK A. 1.725,32 % % 0,32
BITCOIN 308.856 % -1.906
SON DAKİKA

SOL ELİNİ KULLANMANIN LANETİ – DR. S.HALUK UYGUR YAZDI…

Son Güncelleme :

29 Eylül 2022 - 10:12

/ 102 views kez okundu.
SOL ELİNİ KULLANMANIN LANETİ – DR. S.HALUK UYGUR YAZDI…

Çok üzgünüm ki; sol eli kullanmanın uğursuzluk olduğunu savunmak, sadece bizde değil, dünyada da çok kullanılan bir spekülasyondur. Solaklığın sonradan kazanılan değil, doğuştan olduğunu düşünürsek; bu inanışa sahip olanların, doğan tüm çocukların yüzde onuna yakınının lanetli doğduklarını düşündükleri gerçeğine ulaşırız.
Halbuki google’a sadece “solak olan ünlüler” diye yazdığınızda; Da Vinci’den, Mikelangelo’ya, Nicole Kidman’dan, Barak Obama’ya kadar, yüzde on ortalamasını inanılmaz ölçüde geçen bir listeyle karşılaşırsınız.
Listedeki farklı ve özel olan bu insanların çokluğu, aslında solak olmalarından değil, beyinlerinin tamamını kullanmayı öğrenmiş olmalarından kaynaklanıyor bence…
Bunu bilimsel olarak şöyle izah edebilirim;
İnsan beyni iki lobdan oluşur. Sağ lop ve sol lop… Ve insanoğlu, sahip olduğu bu loplardan biri diğerinden daha baskın olarak doğar. Böylece ya sağak olur ya da solak.
Ama sıkı durun;
İnsan beyninin sağ lobundan çıkan sinirler vücudunun sol tarafını; sol lobundan çıkan sinirler sağ tarafını kontrol eder. Yani solaklar daha çok sağ beyni, sağaklar ise sol beyni kullanır. Eğer özel bir eğitim verilmese de böyle kalır. Yani bilimsel olarak solak bilinenler aslında sağak, sağaklar ise solaktır.
Kısacası “sağ” kavramını yüceltip, “sol” kavramını lanetleyen akıl, daha başından bilgiye ulaşamamış aptallığın yansımasıdır.
Önemli insanların çoğunun solak olmasından bahsederek benim “solaklığı” yücelttiğim anlamı da çıkarılmasın lütfen.
Çünkü “önemli solak insan” sayısının, solakların nüfusa göre yüzdesi olan, yüzde on rakamını geçmesinin nedeni, asla “solak doğmuş olmalarına” bağlı değildir. Bu yaşamları boyunca istemeden aldıkları “sağ elini kullanma eğitimi”nin sonucudur.
İstemeden (hatta zorla) sağ elini kullanma eğitiminden kast ettiğim şey; solakların, solak olduklarının fark edildiği günden itibaren, sağ ellerini kullanmaya zorlanmasıdır. Bu zorlama ille de kaşığı sol elinden alıp, sağ eline vermekle olmaz. Anne, baba veya öğretmen zorlamasa bile, yaşam solakları sağ taraflarını kullanmaya zorlar:
Solağın gittiği okuldaki sandalyenin kolçağı sağdadır… Kullandığı makas sağaklara göre yapılmıştır… Fotoğraf makinasının dizaynından tutun da sayısız alet sağaklara göre düzenlenmiştir. Solak doktor, ameliyat malzemeleri sağaklara göre yapıldığı için, aletleri her iki eliyle kullanmayı öğrenir. Böylece, iki elini birden kullanabilmesi, sadece sağ elini kullanabilen doktora göre bir üstünlük oluşturur.

(William Blake’in 1794 yılında yaptığı tablosunda, Tanrı’yı sol elini kullanarak dünyayı yaratırken betimlemiştir)

Kısacası solak doğanlar, zaten beyinlerinin sağ lobunu kullanmaya yetenekli olarak doğmalarının yanına, bu zorlamalarla sol beyni de kullanabilmeyi öğrenirler. Ve bu kullanma yetisi arttıkça, beyinlerinin sadece bir lobunu kullanan sıradanların yanında iki beynini de kullanmayı öğrenmiş sıradışılar ortaya çıkar. Yani gerçek doğa, solaklara lanetli olmak için değil, sıradışı olmak için fırsat tanımıştır.
Bu açıklamalardan sonra şu sonuca ulaşabiliriz; kerametli olan sağaklık veya solaklık değil, iki beyni birden kullanmaktır. Dehalar ise iki beynini birden kullananların arasından çıkar.
Öyleyse insanları sağak veya solak diye ayırmak yerine, her ikisine de beyinlerinin diğer lobunu kullanmasını öğreterek laneti yok edebiliriz. Lanet solak olmakta değil, beynini kullanmamakta yatıyor bence.
Eğitim sistemimizi söyleneni aynen kabul etmek yerine, sorgulayarak anlama, tersini de düşünebilme şeklinde düzenleyebilirsek lanet biter.

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.