Mecidiyeköy escortŞişli escortBakırköy escortHalkalı escortAvcılar escortŞirinevler escortBahçeşehir escortTaksim escortBeşiktaş escortKartal escortKadıköy escortÜmraniye escortAnadolu Yakası escortMaltepe escortBeylikdüzü escortPendik escortAvrupa yakası escortAdana escortKocaeli escortAntalya escortGaziantep escortbeşiktaş escortataköy escorteskişehir escortfethiye escortsakarya escortmuğla escortmalatya escortsamsun escortdenizli escortkonya escortkayseri escortankara escortbursa escortizmir escortataköy escorthalkalı escortdiyarbakır escortmarmaris escortbodrum escortmersin escorttuzla escortataşehir escortşişli escort

DOLAR31,3109% 0.2
EURO33,8666% -0.06
STERLIN39,5588% -0.04
FRANG35,3928% 0.14
ALTIN2.055,91% 0,15
BITCOIN1.927.882-1.103

SİNEMANIN GÜNEY’İ

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
SİNEMANIN GÜNEY’İ

DSC_0433Adana deyince ilk akala gelenlerden biri de Yılmaz Güney ve sinemasıdır. Evrensel Basım Yayın, Adana Kitap fuarında Yılmaz Güney’i unutmadı.

“Yılmaz Güney Sineması ve ÇUKUROVA” adlı bir etkinlik gerçekleşti. Etkinliğe kitabın yazarı Güney Özkılınç, Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Tahir Şilkan konuşmacı olarak katıldı. Katılımın yoğun olduğu etkinliğe Yılmaz Güneyin kardeşi Yaşar Pütün ile kitaba tanıklık edenler de hazır bulundu.

 

Sinemadan önce edebiyatla gündemde geldi

Yılmaz Güney’in sinemadan önce edebiyatla gündeme geldiğini söyleyen Tahir Şilkan, Yılmaz Güney’in daha erkek lisesinde okurken yazdığı bir öykü nedeniyle tutuklandığını hatırlatarak başladı. Yılmaz Güney’in 1958 de Adanan Özyalçıner’lerin çıkardığı A dergisinde öyküler yazdığını söyledi.

Şilkan, Yılmaz Güney’in çok güçlü romanları olduğunu ilk yazdığı roman “Boynu Bükük Öldüler” ile Orhan Kemal Roman ödülünü 1972 yılında aldığını hatırlattı.

Yılmaz Güney’in kendi yaşamından ortaya çıkardığı “Büyücüler, Salpa, Sanık, Duvar olarak sonra sinemaya aktarılan Soba camı, pencere ve iki ekmek istiyorum” adlı romanı, “Oğluma Hikâyeler” ile başarılı yazar olduğuna dikkat çeken Şilkan, çektiği filmlerin senaryoları edebiyattaki birikiminin sonucu olduğuna işaret etti.

 

Filmleri toplumsal, sosyal mesaj yüklüydü

Yılmaz Güney’in vurdulu kırdılarla sinemaya girdiğini, senaryo da yazdığını söyleyen Şilkan, “Vurdulu kırdılar da bile iki üç cümlede olsa toplumsal, sosyal mesaj vardır. Daha sonra yaptığı bütün filmler toplumsal içeriklidir. Sinemanın başka bir mesaj vermesini, taşımasını sağladı. Yılmaz Güney’i yitirmemizin üzerinden 31 yıl geçti. Bu ülke halkı Yılmaz Güney’i ve onun sinemasını unutmadı. Yılmaz Güney’in yolunda giden ve ona benzer sinema yapan Fatih Akın, Zeki Demirkubuz, Sırrı Süreyya Önder gibi daha bir çok sinemacı var. Yılmaz Güney’in yönetmenlik yaptığı yıllarda onunla birlikte çalışanlar sinemamızın büyük ustaları oldular. Ersen kural, Ali Özgentürk, Zeki Ökten gibi”

 

Yönetmen, senarist, oyuncu

Yılmaz Güney’in hem Yönetmen, hem senarist, hem oyuncu hem kamera arkasına geçen biri olduğunu söyleyen Şilkan, 1971 Adana Altın Koza Film festivali uzun metrajlı filmlerinin sonuçları bu duruma kanıt olarak sundu: En iyi birinci film Ağıt, yönetmen Yılmaz Güney, oynayan Yılmaz Güney, senaryo Yılmaz Güney. En iyi ikinci film Acı. Yönetmen Yılmaz Güney, oynayan Yılmaz Güney, senaryo Yılmaz Güney. En iyi üçüncü film Umutsuzlar. Yönetmen Yılmaz Güney, oynayan Yılmaz Güney, senaryo Yılmaz Güney

En iyi yönetmen Yılmaz Güney Ağıt filmi ile, en iyi senaryo Yılmaz Güney Ağıt filmi, en iyi erkek oyuncu Yılmaz Güney Ağıt filmi ile… Sadece oyuncu değil, sadece yönetmen değil, sadece senarist değil tümünü birden kazanan biridir.

 

Çocukluğumdan beri yaşadıklarımı yazdım

Uzun ve zor bir çalışmanın sonucu Evrensel Basım Yayın’da “Sinemanın Güneyi” adlı anı biyografi kitabını hazırladığını söyledi. Yılmaz Güney’in yaşamına girmiş olan, onu halen yüreğinde yaşatan insanların bir araya getirilmesi sonucu ortaya çıkan “Sinemanın Güneyi” adlı kitap çalışmasını fotoğraflarla anlatan yazar Güney Özkılınç, çocukluğunun geçtiği Adana’da aslında çocukluğundan beri yazdığını, biriktirdiğini söyledi. Kitapla hem kendisinin hem de Adanalıların çocukluğuna ulaşmaya çalıştığını ve Yılmaz Güney sinemasının bunun merkezi olduğunu belirtti. Özkılınç, Kitap için 60 kişi ile görüşmeler yaptığını, Yılmaz Güneyin doğduğu ve yaşadığı yerlere gittiğini söyledi. Güney Adanalı yazarlar, şairler, sinema eleştirmenleri, sinema işletmecileri, sinema makinistleri, halktan insanlar ve Yılmaz Güneyin Kardeşi, kızı ve ailesi ile görüşmeler, tanıklıklarla kitabı oluşturduğunun altını çizdi.

Adana yazlık sinemaları

Kitabı anlatırken aynı zamanda Adana’nın sinema geçmişine değinen Güney Özkılınç, her mahallede iki üç yazlık sinemanın, olduğu toplamında Adana’da 150 sinemanın bulunduğu Adanı günleri fotoğraflarla yeniden hatırlattı.

Adana’da tutan bir filmin Yeşilçam’da da tutuğunu, sinemanın merkezinin Adana olduğunu aktaran Özkılınç, “O gün adanalı emekçilerin en büyük eğlencesi film izlemek. Tarlalarda çalışanlar eşek üzerinde film izlemeye gelir. Nişanlılar hediye olarak sinemanın loca bölüme bilet alır” dedi. Adana’da yazlık sinema bittikten sonra da sinemadan kopamayan sinemacıların olduğunu belirten Özkılınç, evine sinemaya çevirenlerin olduğunun bilgisini verdi. Soru ve cevapla süren etkinliğin ardından Güney Özkılınç Evrensel Basım Yayın standında kitabını imzaladı.

YORUM YAP