
Gözümün yaşı; atmış.
Gönlümün yaşı; elli.
Saçımın akı; kırk gösteriyor.
Hayat utandığı,
kırılmış kalbimin hırpalandığı,
omuzlarımın düştüğü,
kelimelerimin sustuğu,
yorgun bir anım…
Ne mutlu bana;
İlk telefon sen,
Son telefon sen.
Mümtaz YURDAER
15.09.2026 de Saat : 02 17 de yazmış şair.
Ve eklemiş;
Ben gamlı şarkıların adamıyım.
Biraz hicaz…
Biraz da hüzzam…
Öyle kolay kolay sevmem her şarkıyı.
Tıpkı her insanı hemen sevemediğim gibi.
Şarkının sözleri,
insanın gözleri,
ikisi de sızlatmalı yüreğimi…
Ben güzel şiirlerin adamıyım.
Biraz senden.
Biraz benden.
Biraz bizden…
Öyle sevemem hemen.
Her şiir, şarkı, insan sarmaz hemen benim yüreğimi…
Saygıda kusur etmem.
Elimin tersi ile itmem.
Ancak;
Can Baba’nın cesaret dolu, cüretsiz ağzı,.
Nazım’ın vatan hasreti.
Abdürrahim KARAKOÇ’un “Mihriban ” ı .
Cemal SAFİ ‘nin “Besmele ” si.
Yaşarken öldürür, cesaretlendirir, görevlendirir beni.
İşte onlarla durduramam ben, kalemimden çıkan duyguları.
Ben güzel insanların adamıyım.
” İnsan ” olsun yeter.
Bilirim ki;
”Güzel insanların olduğu yerde güzel şeyler olur.”
Şarkı dilime,
insan yüreğime,
şiir kalemime dolandığı an.
Bir şarkıyla berduş,
insanla bir hoş,
şiirle içmeden sarhoş olurum.
Şarkıya saz.
İnsana göz.
Şiire söz, biziz bu hayatta.
Mümtaz YURDAER


