
BİR FİLİ VURMAK: Orwell’in faşizmin gemi azıya aldığı yıllarda ‘Faşizm nedir?’ sorusunu yanıtlarken söylediklerine bugün de hafifçe gülümseyerek katılmamak olanaksız.
//
YAPAMAM VE YAPMAYACAĞIM: Yazar ister mutfak penceresinden ineklerin davranışları ister bir kutu çikolatanın görünüşü üzerine kafa yorsun, zekâ, mizah ve tuhaflığı harmanlayarak gündelik şeylere dair ayrıntılı gözlemlerde bulunuyor.
//
İYİ BİR OKUL: Yazar kitabında, ergenliğin kaygı ve hayallerine, gençliğin sona erişine dair bir hikâye anlatıyor. Birinci sınıf bir hayal gücünün ürünü…
//
BİR VİRGÜL DÖRT-ÇİN’E İÇERİDEN BİR BAKIŞ: Parti-devlet sisteminden sıradan insanların dünyasına kadar uzanan bu anlatı, Çin’in nasıl yükseldiğini ve bundan sonra nereye gidebileceğini anlamaya çalışıyor.
//
AY BAZEN MAVİDİR: Yazarın öykülerinde doğa betimlemeleri öylesine canlı, somut ve çarpıcıdır ki bunlar, neredeyse başlı başına birer doğa öyküsüdür.
//
KOMEDYENLER: Komedyenler zarif bir ironiyle resmedilen sayısız karakterin hazin ama bir o kadar da muzip ve sağaltıcı hikâyeleriyle hiç eskimeyecek bir roman…
İşte o kitaplar;
//
Karşılaştığımız her zalim, her zorba ya da kızdığımız herkes faşist midir?

GEORGE Orwell’den BİR FİLİ VURMAK. “Orwell’in sayısız yazısı içinden küçük bir seçkinin onu biraz daha yakından tanıtacağını düşündüm. Gerçi yüzlerce yazı arasından yalnızca 30, ama Orwell’in düşünsel erimini tümüyle olmasa da büyük ölçüde yansıttıklarını sanıyorum. Yazıların çoğu, dönem gereği faşizm, savaş ve demokrasi üstüne; politik kültür başlığı altında toplanabilecek makaleler. Bu yazılarda, totalitarizmin her türlüsüne karşı, demokratik sosyalizmden yana, alışılmış, yerleşik düşüncelere ayak uydurmayan, uy-gitsinci olmayan bir Orwell çıkıyor karşımıza. Öte yandan, en politik yazılarda bile yalın ve açık seçik bir üslup kullanılmaya özen gösterilmiş, ama bir edebiyatçı dokunuşunun ve mizah duyarlığının izleri de eksik değil. Orwell’in faşizmin gemi azıya aldığı yıllarda ‘Faşizm nedir?’ sorusunu yanıtlarken söylediklerine bugün de hafifçe gülümseyerek katılmamak olanaksız. Karşılaştığımız her zalim, her vicdansız, her zorba ya da kızdığımız herkes faşist midir, yoksa faşizmin temellerinde politik, ekonomik, toplumsal anlamlar mı yatıyordur?” Celâl Üster. 280 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
Kitap, farkına varmadan zihnimizden geçip giden düşünceleri yakalıyor

LYDİA Davis’ten YAPAMAM VE YAPMAYACAĞIM. Yazar tamamen kendi icadı edebi türde hikâyelerini bizlerle buluşturuyor. Ne tam olarak şiir ne kısa öykü ne de anı… Rüya anlatıları, Flaubert’den yeniden yazılmış pasajlar, pazarlama müdürlerine mektuplar, gündelik durumların anlatımları, kulak misafiri olunan konuşmalar ve aile hikâyelerinden oluşan birbirinden etkileyici metinler okurun karşısına çıkıyor. Yazar ister mutfak penceresinden ineklerin davranışları ister bir kutu çikolatanın görünüşü üzerine kafa yorsun, zekâ, mizah ve tuhaflığı harmanlayarak gündelik şeylere dair ayrıntılı gözlemlerde bulunuyor. Kitap, farkına varmadan zihnimizden geçip giden düşünceleri yakalıyor. “Kafka gibi kudretli, Flaubert gibi incelikli, Proust gibi çağ açan Davis’in hikâyeleri kıvrak bir zekâ ürünüdür.”- Alı Smith, The Guardian. 328 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
Ergenliğin ve gençliğin sona erişine dair bir hikâye…

RİCHARD Yates’ten İYİ BİR OKUL. Amerikan banliyölerinin ve orta sınıf hayatının keskin gözlemcisi Richard Yates, İyi Bir Okul’da bir yatılı erkek okulunu romanının merkezine oturtuyor. New England kırsalındaki Dorset Akademisi, yatakhane duvarlarının ardında tanıdık yalnızlıkları ve hayal kırıklıklarını barındırır. Dışlanmış bir öğrenciyken okul gazetesindeki işinde kendine yeni bir amaç edinen William Grove, mutsuz bir evliliğe mahkûm kimya öğretmeni Jack Draper, okul müdürünün kızı Edith Stone ve başka birçok öğrenci ve öğretmenin hayatları her zamanki gibi sürüp giderken ABD İkinci Dünya Savaşı’na dahil olur ve Dorset öğrencileri birer birer orduya yazılmaya başlar.Yazar kitabında, ergenliğin kaygı ve hayallerine, gençliğin sona erişine dair bir hikâye anlatıyor.Birinci sınıf bir hayal gücünün ürünü… İyi Bir Okul pek çok ustaca dokunuşla zenginleşen bir roman.Julian Moynehan, The New York Times Book Review.Richard Yates, Amerikalı yazarların en hakikilerinden biri.Gina Berriault. 144 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
Devlet ile birey arasındaki görünmez ilişkiler

KÜRŞAT Emre Demir’den BİR VİRGÜL DÖRT-ÇİN’E İÇERİDEN BİR BAKIŞ. Çin nasıl yükseldi ve nereye gidiyor? Bir milyar dört yüz milyon insanıyla Çin… Dünyanın en büyük üretim gücü, en hızlı dönüşen ekonomisi ve geleceği şekillendiren başlıca aktörlerinden biri. Bu ülke gerçekten nasıl bir yer? On üç yıl boyunca Pekin’de yaşayan, Çin’in onlarca şehir ve kasabasını gezen K. Emre Demir, Çin’i yalnızca ekonomik veriler ve siyasi analizlerle değil; gündelik hayatın içinden, insanların alışkanlıklarından, devlet ile birey arasındaki görünmez ilişkilerden ve sokakların ritminden hareketle anlatıyor. Yüksek hızlı trenlerden elektrikli otomobillere… Dijital yaşamdan geleneksel kültüre… Parti-devlet sisteminden sıradan insanların dünyasına kadar uzanan bu anlatı, Çin’in nasıl yükseldiğini ve bundan sonra nereye gidebileceğini anlamaya çalışıyor. Çünkü artık Çin’de olan, sadece Çin’de kalmıyor. 332 SAYFA.
(REMZİ KİTABEVİ)
//
Yazar anlattığı yerin, doğanın ve insan gerçeğinin içinde biridir

OSMAN Şahin’den AY BAZEN MAVİDİR– Selam Ateşleri. Yazarımızın, meseleleri bir dil kurma bilinciyle birlikte ele alma düşüncesini pekiştirdiği her bir öyküsü ülke gerçeğine yeniden bakmanın ne anlama gelebileceğini de gösterir bize. Zamanın ruhuna tanıklık dediğimiz gerçekliğin bugüne ve yarına dönük insan-doğa öyküleridir her biri. Türkçenin tınısını hissettiren, hayata dönük bakışın duruluğunu anlatan bir anlatıcıyla karşı karşıyayız burada da. Yazarın öykülerinde doğa betimlemeleri öylesine canlı, somut ve çarpıcıdır ki bunlar, neredeyse başlı başına birer doğa öyküsüdür; öykü kahramanları doğanın unsurlarıyla birer arkadaş gibi, yakın bir dost gibi konuşur, bazen de anlatıcı, hayvanların ve ağaçların diliyle söze karışır. Çiğdem Ülker. Yer yer masal anlatıcısı, destan söyleyicisi tutumuyla karşımıza çıkması onu “bilge-anlatıcı” kılar. Şahin, anlattığı yerin, doğanın ve insan gerçeğinin içinde biridir. Onun öykülüğünün çıkış noktasında doğup büyüdüğü, gezinip gördüğü, yaşadığı coğrafya, eğitimini aldığı Köy Enstitüleri vardır. İşte bu dünyayı kurma/okuma bilgisinin kaynağı Dicle Köy Enstitüsü’dür. Oradan hareketle kendi anlatı evrenini oluşturmuştur. Feridun Andaç. 200 SAYFA.
(LİTERATÜR YAYINCILIK)
//
Yoksulluğun ve yıkımın, şiddetin ve cinnetin kol gezdiği bir ülke

GRAHAM Greene’den KOMEDYENLER– Modern Klasikler 247. Yazarın 1965’te yayımlanan kitabı uzak ve yabanıl bir coğrafyanın fotoğrafını çeker; yoksulluğun ve yıkımın, şiddetin ve cinnetin kol gezdiği bir ülke: Haiti. Papa Doc adlı diktatörün terör estirdiği, Tonton Macoute denen kontrgerillaların hesapsızca insan öldürdüğü; akademiden basına, politikadan iş dünyasına kadar toplumsal yaşamın iyice yozlaştığı Haiti bütünüyle bir “Kâbus Cumhuriyeti”dir. Greene’in ürkütücü “Kâbus Cumhuriyeti” mecazı sadece trajedinin değil, genel anlamıyla yıkıcı bir komedinin de çekirdeğini oluşturur: Komedyenler zarif bir ironiyle resmedilen sayısız karakterin hazin ama bir o kadar da muzip ve sağaltıcı hikâyeleriyle hiç eskimeyecek bir roman… 360 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
//


