Gündem Adana

İDEOLOJİK TEMELLER ÇÖKMEYE BAŞLADI

İDEOLOJİK TEMELLER ÇÖKMEYE BAŞLADI
20 Şubat 2014 - 10:25
VURAL KÖSE
Bugün bir ideolojik temel üzerine oturtularak kurulan siyasi partilerin artık ideolojilerinin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bugün Türkiye’deki dört büyük partiye tarafsız gözle baktığımızda CHP’nin MHP’nin ve AKP’nin ideolojik temellerinin çökmeye başladığını söylemek yanlış olmaz.
Bu konuda en istikrarlı parti BDP’dir.
Siyaset halka hizmet için yapılır.
En azından biz öyle biliyorduk.
Son iki ayda siyaset dünyasında yaşananlara tanık olduktan sonra siyasetin halk için yapıldığı yönündeki algılarımız ne yazık ki değişmeye başladı.
Peki o zaman siyaset ne için yapılıyor?
Bu soruya ağırlıklı olarak makam yani güç için ya da rant için yanıtlarını vermek mümkün.
Her iki yanıt da aslında aynı noktaya gidiyor.
Ekonomik ve siyasi anlamda güç sahibi olanların bugün ülkede hangi konuma geldiklerini görmek için kör olmak gerekir. Daha doğrusu bu durumu
anlamak için görmeye de gerek kalmadı.
İdeolojik olarak birbirine taban tabana zıt olan siyasi partilerin (tabanlarını hiçe sayarak) düne kadar partilerini ve ideolojilerine sövgüler yağdıran
insanları bu seçim döneminde aday gösterdiğini cümle alem biliyor.
Siyasi partiler bir evrimleşme sürecine girdi.
Neredeyse tüm partiler merkez partisi olmak için her yolu mübah görmeye başladı.
Çünkü ideolojinin artık iktidara gelebilmek için yeterli olmadığını bütün siyasi partiler anladı.
Her partiden, her görüşten, her yaştan ve her gelir seviyesinden insanın oyunu almadan  iktidar olmanın ütopyadan ibaret olduğu bilincine varıldı.
Bu bilincin oluşması aslında AKP iktidarı sayesinde oldu.
Çünkü AKP birçok farklı siyasi partinin mensubunu bünyesinde barındıran bir partiydi.
Son altı aydır sallanan bir iktidara alternatif olmak isteyen ancak olamayan diğer partiler de AKP’nin açtığı yoldan gidiyor.
Bu, partiler için doğru bir adım ya da yol gibi görünse de adaylık için aylarca mücadele eden, emeğini parasını tüketen insanların görmezden gelinip,

farklı hesaplarla rant ya da güç sahibi olma hevesindeki kişilerin bu koltuklara aday gösterilmeleri bu partiler için en büyük tehlike.

Aday listeleri incelendiğinde her siyasi partide çok dürüst, namuslu, temiz, hizmet aşkıyla yanan isimlere rastlamak elbette ki mümkün.
Düne kadar düşman olarak gördüğü partiden seçilebilecek yerden aday gösterilse de siyasi çevrelerde hatta toplumda kabul görmeyen isimlerin
olduğu da bir gerçek.
Siyaset kurumu sancılı bir evrim sürecinden geçiyor.
Çok dikkatli ve doğru yönetilmesi gereken bu süreçte yapılan hatalar, (bilerek ya da bilmeyerek) o partilere yarardan daha çok zarar verecek gibi
görünüyor.
30 Martta yapılacak yerel seçimlerin Türkiye tarihinde bir eşinin olmadığını söyleyebiliriz.
Çok ilginç ve çekişmeli bir seçim olacak ancak, Adanalıların sonuçlardan çok da memnun kalacağını söylemek zor.
Dünün hızlı solcularının bir dönem kanlı bıçaklı oldukları MHP’de, dünün hızlı ülkücülerinin  de CHP’de aday gösterildiği gerçeği bize bu
değerlendirmeyi yaptırıyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak altıncı kez belediye başkanı olmak için dilekçesini verdi ve üzerine adeta ölü toprağı serpilen Adana’da
hareket başladı.
Atalarımız boşuna dememiş, “Nerede hareket orada bereket” diye.
Siyaset arenası ısınıyor ve Adana’yı oldukça hareketli günler bekliyor.
Daha şimdiden Aytaç Durak’ın adaylığının hangi partinin adayına yarayacağı konuşulmaya başlandı.
Durak bağımsız olarak seçimi kazanabilecek mi bilinmez ancak Durak’ın adaylığının seçim sonucunu doğrudan etkileyeceğini de kimse inkar edemez.
Aytaç Durak’ın gerçek gücünün ortaya çıkacak olması bakımından da önümüzdeki seçim oldukça önem taşıyor.
Durak’ın gerçekten de bir efsane mi yoksa balon mu olduğunu Adanalılar bu seçimde anlayacak…
Her şeyden önemlisi de 31 Mart itibariyle Adana’da gerçekten de yeni bir dönem başlayacağıdır.
Adana’ya hayırlı olsun.