Gündem Adana

‘HEKİMLİĞİ İNSANLAR ÖLSÜN DİYE YAPMIYORUZ’

‘HEKİMLİĞİ İNSANLAR ÖLSÜN DİYE YAPMIYORUZ’
14 Mart 2014 - 10:33

tabipAdana Tabip Odasınca düzenlenen “Savaşta Ortamında Sağlık ve Hekimlik” Paneline konuşmacı olarak Mardin Tabip Odası Başkanı Dr. Kamuran Yıldırım, Kilis Devlet Hastanesi Acil Hekimi Dr. İsmail Doğan ve Hatay Reyhanlı Devlet Hastanesinden Dr. Esat Emir katıldı.

SAVAŞIN OLDUĞU YERDE İNSANLIK OLMAZ
Suriye’de yaşanan savaşta yaralanarak Türkiye sınır illerine tedavi için gelen hastaların sağlığı ve hekimlerin karşılaştığı güçlüklerin irdelendiği panelin moderatörlüğünü yapan Adana Tabip Odası Başkanı Dr Ali İhsan Ökten, “Biz hekimiz. İşimiz yaşatmaktır. İnsanlar hastalanmasın diye uğraşırız. Bazen bebek, bazen çocuk getirirler, ağır hastadır hayata tutunsun diye çırpınırız. Bazen bir işçi getirirler, metrelerce yüksekteki iskeleden düşmüştür, yaşatmaya çalışırız. Bazen bir asker getirirler, mayına basmıştır, kopan bacağını kurtarmaya, kör olan gözünü gördürmeye çalışırız. Karşımızdaki insanın dini, mezhebi, ırkı, siyasi görüşü bizim için fark etmez, biz yaşatmak için varız. Bunca emek verdiğimiz insanların savaşlarda, çatışmalarda can vermesine, sakat kalmasına gönlümüz razı gelmez, kabul etmeyiz. Çünkü biliriz: Savaş En Önemli Sağlık Sorunudur! Komşularıyla savaşa girme noktasına gelmiş bir ülke istemiyoruz. Biliyoruz savaş en çok çocukları, kadınları, yoksulları vurur. Onlar ki bizim yaşatmak için çırpındıklarımızdır. Savaşın olduğu yerde insanlık olmaz. Savaş Çıkarmak İnsanlık Suçudur. Biz hekimler biliyoruz, bu ülkenin gül yüzlü bebekleri, al yanaklı kızları, yağız delikanlıları, etnik kimlikleri, dinleri, mezhepleri ne olursa olsun, barış içinde, kardeşçe, emekleri sömürülmeden insanca yaşamak istiyorlar. Aynı Irak’taki, Suriye’deki akranları gibi istiyorlar, onları kardeşleri biliyorlar. Bu bölgenin insanları acılara doydu, iyilikleri özlüyor, hak ediyorlar. Hekimler olarak sesleniyoruz: Bölgemizi ateş topuna çeviren emperyalist güçler, çekin kanlı ellerinizi bizim kardeşliğimizden, barış içinde yaşam sevdamızdan. Biliyoruz sizin de işbirlikçilerinizin de kar hırsı bitmez, kanla beslenir. Acıları, gözyaşlarını sahte bahar söylemleriyle bize yutturmaktan vazgeçin. Ülkemizi savaşa sürükleyen, komşulara saldırmak için tezkere çıkaranlar, biliniz ki bu ülke insanının sizin sürüklediğiniz kirli savaşlarda çocuklarını, gençlerini ölüme göndermeye niyeti yoktur, yoksul halk çocuklarını ölüme götürecek oyunlara karnı toktur, verecek cevabı da çoktur” dedi.

Suriye’den gelen hastalarda en çok dil sorunu yaşandığını anlatan Hatay Reyhanlı Devlet Hastanesinden Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Esat Emir, “Gelen hastaların tamamına yakını Arapça konuştuğu için hastanın rahatsızlıklarını anlamakta ve Suriye’deki sahra hastanelerinde ne işlem yapıldığının bilinmemesi sorun çıkmasına neden olmaktadır. Poliklinik kapılarındaki kalabalığın ve sıranın uzun olma nedeninin mülteciler olduğu ve Suriyeli mültecilere öncelik verildiği” gibi tartışmalar yaşanıyor. Mülteciler daha sıklıkla acil olduklarından yoğunluk ve 112 komutanın hastaları ileri bir merkeze alamamasından dolayı sağlık personeli bu süreçte yıpranmaktadır. Bu hususta ileri merkez kapasitesi aşıldığından dolayı hastalar uzun zaman acil serviste ve YBU de takıp edilmek zorunda kalınmıştır. Sürekli olarak yaralıların gelmesi, mortalite ve morbititenin yüksek olmasından dolayı (ölümlere seyirci kalma durumu ) sağlık personelinde kronik yorgunluk sendromu ve tükenmişlik sendromuna neden olmuştur. Bundan dolayı çalışanların tayin istekleri artmaktadır”
Suriye’den gelen yaralıların fotoğraflarından oluşan bir slayt sunum yaparak konuşan Kilis Devlet Hastanesi Acil Hekimi Dr. İsmail Doğan, “Öyle bir savaşın içerisindeydik ki yapayalnız unutulmuş doktorlar diye hitap ediyorduk Kilis Devlet Hastanesinde. Her gün toplu yaralıların giriş çıkış olduğu sınıra yakın hastanemize 40 yaralı geldi mi, bu gün az yaralı geldi diyorduk. Çatışma, silah ve bomba sesleri altında, yaralıları tedavi etmeye çalışıyoruz. Acilde çalışan pratisyen ve uzman hekimlerimiz tükenmişlik sendromuna girmeye başladı. Herkes vicdanen çok çalıştı, çalışıyor. Bir hekim olarak her vakaya müdahale ediyorsunuz, canla başla çalışıyorsunuz ama bir teşekkür bile edilmiyor. Kilis’te kuduz dahil karşılaşmadığımız hiçbir vaka kalmadı. Palyaço bebek hastalığıyla bile karşılaştık” diye konuştu.

Suriye’deki olaylardan sonra Mardin’e göç başladığı söyleyen Mardin Tabip Odası Başkanı Dr. Kamuran Yıldırım, “Bizde Suriye de akrabası olmayan yok gibidir. Suriyeliler önce büyük bir can havli ile geldiler. Daha sonra Esat güçleri çekilince Rojava’da Kürt güçleri orada öz yönetimlerini oluşturdular. Demokratik özerkliklerini ilan ettiler. Böyle olunca gelen Suriyelilerin büyük çoğunluğu geri gitti. Bu göç Mardin, Diyarbakır, Siirt, Batman, Muş, Van’a kadar dağıldı. Gelenlerin barınma, beslenme problemleri var. Ucuz iş gücüyle çarklarını döndürmeye çalıştıklarını biliyoruz. Kimlikleriyle ilgili problemler var. Suriye de sağlık çalışanları çalışıyor ama tıbbi malzemeleri yok. Bizden cerrahi malzemeler talep ediyorlar. Gerekirse bize satın diyorlar. Bize bir insani koridor açın deniliyor, o yapılmıyor. Bir taraftan el-nusra, özgür Suriye ordusuna, el-kaide’ye ait militanlar sınırdan istedikleri zaman girip çıkarken Nusayrin sınırında Kürtlere bir ilaç, malzeme, gıda yardımı için insani bir koridor bile açılmıyor diye konuştu.