Gündem Adana

ARATOS DERGİSİ 60. SAYISI YAYINLANDI

ARATOS DERGİSİ 60. SAYISI YAYINLANDI
22 Ocak 2014 - 20:26

aratos_dergisiTarsus’ta yayınlanan Aratos tarih, felsefe, kültür ve sanat dergisinin 60. sayısı çıktı. Gazeteci Uğur Pişmanlık’ın yayınladığı ve adını Antik Çağ’da yaşamış Tarsuslu filozoftan alan Aratos dergisi yayınlanan yeni sayısıyla okurlarına merhaba diyor.

Aratos dergisi, 60. sayısının konu ve yazarları şöyle: Okunası insanlık halleri…/Sunu (Uğur Pişmanlık),Kırlangıçlar (Melike Özdemir), Kıllı Çerçi (Eflatun Yüzbaşıoğlu), Kız Çocuğu-Eksik Etek (Nevin Akbulut), Okuma Eylemi (Çetin Veysal),Bir Genç Yazarın Kendine Öğütleri-Amiel (Çeviri: Turan Alptekin), Tütünegil’in Yaşam Algısı Üzerine Notları (Cavit Orhan Tütengil), Şeyhülislamlar Çıkaran Bir Aileden Gelen Şairemiz: Fitnat Hanım (Önder Kaya), Türkülerde Ahraz Dile, Bülbül Güle, Arı Bala Gelir (Dr. Halil Atılgan), Cumhuriyetten Günümüze Tarsus’ta Tiyatroya Çabalarına Kısa Bir Bakış (Uğur Pişmanlık), Kitaplar Arasında (Umut Yelkenci).

Aratos dergisinin yayın yönetmeni Uğur Pişmanlık, derginin 60. sayısında, “Okunası insanlık halleri…” başlıklı sunusunda şunları yazmış: Bir söz vardır, “İnsan kısım kısım, yer damar damar” diye. Bu hani ne kadar insan varsa o kadar hayat var, ne kadar hayat varsa da o kadar öykü var demektir. İnsanın insanı okuması, tanıması ve bilmesi… Belki, Sokrates’in dediği gibi önce “insan kendini bilecek” ve okuyacak ki sonra başkasının okusun ve anlasın.

Channing, “Okumasını biliyorsan, her insanın bir kitap olduğunu göreceksin” der. Doğrudur. Başkalarının yaşamlarını gözlemlemek, onları anlamaya çalışmak ve bundan bir sonuç çıkartmak da bir tür okumadır. Kişiler, yaşam deneyimlerini böyle bir okumayla da artırırlar. Bu öznel bir okumadır. Ama her insanın bir kitap olduğunu görecek bir birikim ve algı gerekir ki, bu da bilgi edinimini sağlayan kitaplar aracılığıyla gerçekleşir.

Öte yandan her insanın bir kitap olduğunu görme işini, yazınsal anlamda her halde en iyi edebiyatçılar yapmaktadırlar. İnsanları iyi okuyan ve tanıyan kişiler için eskilerin “insan sarrafı” olmak diye bir deyim vardır.

Edebiyatçı, şiirde, öyküde ve romanda gündelik hayat içindeki insan hallerini okuyandır. Edebiyatçı, insanı acıları, sevinçleri, kaygıları, bir biriyle olan ilişkileri, çatışmalarıyla, ruh halleriyle yapıtına kimide bir kahraman, kiminde bir yan karakter ya da figüranlar olarak yerleştirir. Ama hepsi toplumun bir parçası olarak vardırlar ve edebiyatçı yaşamın gerçek kişilerini okur ve bir sarraf gibi işler. Bu işlemin kendisi nesnel yaşamın ve onun öznesi olan insanların kimi zaman mutlu kimi zaman trajik halleri bir estetik değer olarak yeniden şekillenir, şiir olur, öykü olur, roman olur. Biz, bizi edebiyatçının kendi gözüyle bizi okumasının yeniden üretilmiş biçimini bu edebi eserler de okuruz. Bir kez daha insanı yeni kendimizi anlamak için.

Asıl iş bundan sonra başlar, yani insanı okurken aynı zamanda içinde yaşadığımız dünyayı da okumak, tanımak ve algılamaktır. Kendimizle dünya arasındaki ilişkiyi bir birine bağladığımız ölçüde yaşam algılarımızı geliştirebilir ve insanlığın ilerlemesi için bir çaba içine girebiliriz. Hiç kuşkusuz, insanın kültür dünyasında okuma en iyi araçlarından biri felsefedir.

Bu yüzden felsefeyi önemsiyoruz ve diyoruz ki, felsefe okuyun: kendinizi ve insanlığı okuyun. Hepinize iyi okumalar”

 

 

 

 

 

 

marmaris tekne turu