
ACININ ANATOMİSİ: Toplumsal eleştirileri, dil oyunları, derin ve sarsıcı finalleriyle, kitap dilin sınırlarını da yeniden keşfediyor; aşkı, zamanı ve insanı varoluş sancılarını sorguluyor.
//
ÖRNEKLERLE REKLAM YAZARLIĞI: Bir reklam yazarının çalışırken ihtiyaç duyacağı her türlü bilgiyi toplu halde sunan kitaptaki konular, özellikle reklam alanında eğitim görmeye başlayan öğrencilere yarar sağlamayı amaçlıyor.
//
BİR BARDAK SUDA BOĞULMAMAK: 2020 Women’s Prize for Fiction finalisti Angie Cruz, kitapta çağdaş edebiyatta nadiren merkezde gördüğümüz bir karakteri başrole taşıyor.
//
TERSYÜZ OYUNU: Her şey, anlatıcının bakışının hafifçe kaymasıyla anlam değiştiriyor. Tanıdık bir manzara aniden yabancılaşıyor, ufak bir sessizlik anı bir tür bilmeceye dönüşüyor.
//
BEN ISTANBUL: Bu kitap, o mücevherin hatırasıdır. Yazar tüm yaşamını sevdasına adadığı Istanbul’un kaybolan yüzünü, zarafetini ve ruhunu anlatıyor…
//
BEYAZ MUHAFIZLAR: Yazarın gençliğinin geçtiği Kiev ve yaşadığı ev temelinde, Rus aydınının yıkıma uğrama sürecinin anlatıldığı roman insanın içini burkan içtenliği ve dramatik gerilimli yapısıyla o dönemi anlatan en güçlü eserlerden biridir.
İşte o kitaplar;
//
Kitap aşkı, zamanı ve insanı varoluş sancılarını sorguluyor

SEYFETTİN Araç’tan ACININ ANATOMİSİ. “İçimde kocaman bir mezarlık var evet, kocaman bir kimsesizler mezarlığı hem de.” Yazar, Sevgili Yalnızlık ile başlayıp Sevgili Yoksunluk ve Sevgili Hiçlik ile tamamladığı üçlemesini Acının Anatomisi başlığı altında bir araya getiriyor. Türkiye’nin ilk monodiyalog biçiminde yazılmış romanı olarak edebiyatımıza cesur bir katkı sunan bu büyük anlatı okurunu yeni bir düşünce katmanına taşıyor. Toplumsal eleştirileri, dil oyunları, derin ve sarsıcı finalleriyle, kitap dilin sınırlarını da yeniden keşfediyor; aşkı, zamanı ve insanı varoluş sancılarını sorguluyor. 1080 SAYFA.
(CUMHURİYET KİTAPLARI)
//
Proje aşamasında ortaya çıkacak soru işaretlerine çözüm

N. SELMA Serdaroğlu’ndan ÖRNEKLERLE REKLAM YAZARLIĞI. Eser, yazarın reklamcılık alanında uzun yıllara dayanan mesleki birikiminin yeni kuşaklara aktarılabilmesi amacıyla kaleme alındı. Kitapta, reklam yazmanın “gökyüzüne bakarak hayal kurmanın” çok ötesinde, “iyi bir araştırmaya, zengin bilgiye ve kuvvetli bir stratejiye” bağlı olduğu gözler önüne seriliyor. Bir reklam yazarının çalışırken ihtiyaç duyacağı her türlü bilgiyi toplu halde sunan kitaptaki konular, özellikle reklam alanında eğitim görmeye başlayan öğrencilere yarar sağlamayı amaçlıyor. Eser aynı zamanda, sektöre yeni giren ve lisans eğitimini iletişim dışında bir alanda tamamlayan genç profesyonellere rehberlik ederek, proje aşamasında ortaya çıkacak soru işaretlerine çözümler sunuyor. 198 SAYFA
(AKTİF YAYINEVİ)
//
Göçün, yalnızlığın, yaş almanın ve emeğin ne anlama geldiğini soruyor

ANGİE Cruz’dan BİR BARDAK SUDA BOĞULMAMAK. İşte karşınızda Cara Romero. O, ellilerinin ortasında Dominikli bir göçmen. Çevresindeki herkesi düşünürken kendisini unutmuş bir kadın. Mükemmel değil; önyargılı, yer yer kibirli ama kusurlarıyla devleşen komik ve sahici bir karakter. Cara, senelerce çalıştığı fabrikadaki işini kaybetmesinin ardından ilk kez iş aramak zorunda kalır. Kendisine atanan iş danışmanının karşısına oturduğunda niyeti basittir: İşe neden ihtiyacı olduğunu anlatmak. Ancak Cara’nın o dobra ve sınır tanımaz sesi odayı doldurduğunda, mülakat masası bir anda fırtınalı aşkların, komşu atışmalarının, batıl inançların ve sivri dilli hayat derslerinin havada uçuştuğu bir sahneye dönüşür. Tüm bu görüşmelerde mücadeleyi hiç bırakmamış bir kadın vardır. Evet, Cara Romero güçlü biridir. Punto final! 2020 Women’s Prize for Fiction finalisti Angie Cruz, kitapta çağdaş edebiyatta nadiren merkezde gördüğümüz bir karakteri başrole taşıyor. Göçün, yalnızlığın, yaş almanın ve emeğin ne anlama geldiğini soruyor. 184 SAYFA.
(BİLGİ YAYINEVİ)
//
Kimliğin, belleğin ve bastırılmış arzuların izini süren öyküler

ANTONİO Tabucchi’den TERSYÜZ OYUNU. “Peki ya ben, ben kimdim? Ben sadece başkalarının romanlarının başlarını ezbere biliyordum, benzer bir hikâyeye aittim, başka bir romandan göç etmiş bir kahramandım, onun daha küçük boyutlarda trajedisiz olarak yaratılmış haliydim…” 20. yüzyıl İtalyan edebiyatının en özgün seslerinden yazar, kitabında kimliğin, belleğin ve bastırılmış arzuların izini süren öyküleriyle karşımızda. Her biri kendi başına duran ama aynı havayı soluyan bu öykülerde gerçekle kurmaca, imgelerle yüzler, gölgelerle cümleler yer değiştiriyor. Başkasının rüyasında kendi geçmişine rastlayan bir yabancı, bir öğleden sonranın ışığı, bir melodi ya da bir roman karakteri. Her şey, anlatıcının bakışının hafifçe kaymasıyla anlam değiştiriyor. Tanıdık bir manzara aniden yabancılaşıyor, ufak bir sessizlik anı bir tür bilmeceye dönüşüyor. Her öykü bir aynaya bakıyor ama yansıyan yüz her seferinde tersyüz edilmiş başka bir hayata ait. Kendime hikâyemin içimde olduğunu ve bir gün onu yazacağımı tekrarlardım. Rüyadaymışım gibi önümdeki beyaz kâğıda bile bakmadan masaya oturacağım ve hikâye bir pınar gibi fışkıracak; işte o zaman sanki büyü gibi, ilham adı verilen, mıknatısla çekilen kelimeler kendiliğinden kâğıdın üzerinde sıralanacaklar. 184 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
Istanbul’un kaybolan yüzü, zarafeti ve ruhu

MEHMET Sermet Molu’dan BEN ISTANBUL. Istanbul… Vaktiyle bir masaldı, masalların masalı… Sevdalısı, arayanı, yitireni için hâlâ öyle… Küçük ve müstesna köşeleriyle, ihtişamlı güzelliklere açılan eşikleriyle… Mavinin bin bir tonu içinde; yalıların, iskelelerin, vapurların gölgesinde… Martılar eşliğinde bir şiirle… Zaman ustasının elinde işlenen fakat değeri pek bilinmeyen o mücevher… Bu kitap, o mücevherin hatırasıdır. Yazar tüm yaşamını sevdasına adadığı Istanbul’un kaybolan yüzünü, zarafetini ve ruhunu anlatıyor… Yalılardan mahalle aralarına kadar uzanan bir hatıra ve günümüze dikkat yürüyüşü bu… Aynı zamanda bir soru soruyor Istanbulluya: “Biz bu şehre ne yaptık?” Cevabı, bir Istanbullunun hafızasından şehre yazılmış bu sevda mektubunda… 400 SAYFA.
(KAPI YAYINLARI)
//
Kitap insanın içini burkan içtenliği ve dramatik gerilimli yapısıyla o dönemi anlatıyor

MİHAYL Afanasyeviç Bulgakov’dan BEYAZ MUHAFIZLAR. Felaketin güncelleşip olağanlaştığı koşullarda insan nasıl ayakta kalır, ruh halini nasıl diri tutar sorularının bir yanıtıdır 1918-1919 iç savaş dönemini anlatan Beyaz Muhafızlar. Büyük ölçüde otobiyografik olan roman, okuru bir yandan kahramanların kim olduğunu bulmaya sevk ederken, bir yandan da savaş yıllarının trajedisini düşünmeye zorlar. Yazarın gençliğinin geçtiği Kiev ve yaşadığı ev temelinde, Rus aydınının yıkıma uğrama sürecinin anlatıldığı roman insanın içini burkan içtenliği ve dramatik gerilimli yapısıyla o dönemi anlatan en güçlü eserlerden biridir. “İnanın, bu, gökyüzünü bile ısıtacak bir roman olacak!” Mihail Bulgakov. 384 SAYFA.
(ALFA YAYINCILIK)
//


