DOLAR46,6842% 0.05
EURO53,2721% -0.11
STERLIN61,8596% -0.09
FRANG57,6918% -0.09
ALTIN5.955,76% -0,93
BITCOIN58.786,79-1.509

ÖZKAN SAÇKAN’IN SEÇTİKLERİ

Yayınlanma Tarihi :
ÖZKAN SAÇKAN’IN SEÇTİKLERİ

MİRALAY- ŞEFİK AKERİN ÖYKÜSÜ: Yazar yıllardır Şefik Bey’in evrakı metrukesini toparladı, dağınık hatırat ve yazılarına bütünlük, hakkındaki tartışmalara açıklık kazandırdı.

//

ALBÜM: Kitapta Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma görülüyor.

//

İSTANBUL MAVİYKEN: Kitap dili, müziği ve sarıp sarmalayan atmosferiyle okura kendini adeta mavi camdan bir kar küresinde hissettiriyor.

//

EJDERHA ÇIĞLIĞI: Yazarın önceki öykü kitaplarıyla bir bütünlük içinde ama kendi başına yeni bir bakışı da müjdeliyor.

//

DÜŞPERESTİN YASASI: “Haklı” dedi Louis, “Rüyalar güneşin altında su gibi buharlaşır.”

//

GEN-Z İLE YÜKSEK PERFORMANS KÜLTÜRÜ YARATMAK: Geleneksel yönetimin insanı hantallaştıran ve motivasyonu düşüren baskıcı yapısını deşifre ederek hepimizi radikal ama bir o kadar samimi bir dönüşüm yolculuğuna davet ediyor.

İşte o kitaplar;

//

Şefik Bey’in en parlak anı Anzak çıkarmasına karşı kazandığı savunma zaferiydi

HALUK Oral’dan MİRALAY- ŞEFİK AKERİN ÖYKÜSÜ. “Osmanlı İmparatorluğu yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti doğarken ortaya çıkan kahramanlardan biri de Şefik Bey’dir. Şefik Bey’in askerlik hayatının en parlak anı, 25 Nisan 1915’te Arıburnu’nda 27. Alay Komutanı olarak Anzak çıkarmasına karşı kazandığı savunma zaferiydi. Ancak, o gün 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey de inisiyatif kullanıp tümenini Arıburnu’na sevk ederek Çanakkale Muharebelerinin kaderini değiştirecekti. Bugün Atatürk’ün Arıburnu başarısı bilinirken, imparatorluğun en iyi tümen komutanının yanında imparatorluğun en iyi alay komutanı olarak savaşan Şefik Bey büyük ölçüde gölgede kalmıştır. Şefik Bey’in kariyerinin ikinci doruk noktası, Yunanlıların İzmir’i işgalinden bir hafta sonra Harbiye Nezareti’ne gönderdiği telgrafta Kuvayı Milliye fikrini ortaya atıp, ilk Kuvayı Milliye birliklerinin gayri resmi komutanlığını yapması oldu. Ancak, Denizli Hadisesi ve başka olumsuz gelişmeler yüzünden, çeşitli isyanların bastırılmasında önemli hizmetler gördüğü halde ne terfi edebildi ne de birlik komutanlığına atanabildi. Yazar yıllardır Şefik Bey’in evrakı metrukesini toparladı, dağınık hatırat ve yazılarına bütünlük, hakkındaki tartışmalara açıklık kazandırdı. Üstelik bütün bunları ilgiyle ve rahat okunacak şekilde yazdı. Ciddi okurlar ve tarihçiler kitabı zenginleştiren ve belgesel niteliğini artıran orijinal fotoğraf ve belgeleri ayrıca takdir edeceklerdir.” Prof. Dr. Mesut Uyar. 440 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

//

Mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık tarihi

ROLAND Barthes’ten ALBÜM- Yayınlanmamış Yazışmalar ve Metinler. Yazarın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlanan kitap genel hatlarıyla kronolojik sıraya göre düzenlenmiş mektuplaşmalardan bir seçkiyle birlikte, yazarın daha önce yayınlanmamış bir dizi metnini barındırıyor. Kitapta Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma ve mektup arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık düşün tarihine, yazarın dünyayla temasına ışık tuttuğu da görülebilir. 468 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

//

İstanbul’unun büyüleyici yaşantısıyla, okurunu usul usul ele geçiren bir roman…

TOLGA Gümüşay’dan İSTANBUL MAVİYKEN. 20. yüzyıl İstanbul’unun büyüleyici yaşantısıyla, okurunu usul usul ele geçiren bir roman… “Tolga Gümüşay bu defa büyüleyici bir İstanbul eseriyle karşımızda. Şehir hafızasını tazeleyecek bir roman.” –Sayım Çınar, Hürriyet Rum Vasili, alnında rakı kadehiyle “Oçi Çorniye” söylüyor… Barones’in notaları Tarlabaşı sokaklarına kar taneleri gibi düşüyor… Agop Bey saka kuşunun hüzünlü cıvıltıları eşliğinde çayları tazeliyor… Mucit Kadir son ve en büyük icadı üzerinde harıl harıl çalışıyor… Denizkızı kadar güzel Bella tavan arasında Chagall’ı kıskandıracak resimler yapıyor… Lale Hanım’ın dans gösterisi apartman dairesini pavyona çeviriyor… Ve 20. yüzyıl İstanbul’unun büyüleyici yaşantısı, Konstantin’le birlikte okuru da usul usul ele geçiriyor. Kitap dili, müziği ve sarıp sarmalayan atmosferiyle okura kendini adeta mavi camdan bir kar küresinde hissettiriyor. 252 SAYFA.
(REMZİ KİTAPEVİ)

//

Yazar kitabında kaderin akışındaki sapmalara bakıyor

EYLEM Ata’dan EJDERHA ÇIĞLIĞI. Bir hafta önce beni bir böcek soktu. Hâlâ göz kırpamıyorum ama güzel kokuları ve canlı renkleri algılamaya başladım. Kokuyu da renkleri de derinden, ta içerden hissediyorum. Güzel kokulardaki ve renklerdeki derinliği yakalayabiliyorum. Harika şeylerin derinliğinin insanı içine çekme gücünü, elektriğe benzeyen o çekimi duyuyorum. Bunları anneme anlatmadım. Ona sadece bir daha göz doktoruna gitmeyeceğimi söyledim… Bu aralar işleri başından aşkın olduğu için üstelemedi. Kuzenim üniversite sınavını kazanmış, evden kaçıp bize geldi. Annem onun hazırlıklarıyla meşgul. Benim yeni halimin farkına varacak durumda değil. Yazar üçüncü öykü kitabında kaderin akışındaki sapmalara bakıyor. Bu akışta savrulanları, birbirini tutmaya çalışanları, onların seslerini, canlanışlarını anlatıyor. Üzerlerine yığılan çaresizliğin altında duydukları kötücül seslere teslim olmayanları, direnenleri, hatırlayanları sayıyor. Kitap yazarın önceki öykü kitaplarıyla bir bütünlük içinde ama kendi başına yeni bir bakışı da müjdeliyor. 88 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)

//

Patlayan bir gece lambası, zemine su gibi yayılan ve her yeri ele geçiren bir ışık…

DANİEL Pennac’tan DÜŞPERESTİN YASASI. “Haklı” dedi Louis, “Rüyalar güneşin altında su gibi buharlaşır.” Rüyaların kendine özgü bir mantığı vardır, aklın değil çağrışımın izinden giden bir mantık. Kitaptaki anlatıcı da henüz on yaşındayken en yakın arkadaşına bir akşam, “Işık sudur” dedikten sonra gerçek ile rüya arasındaki sınır neredeyse tamamen ortadan kalkar: Patlayan bir gece lambası, zemine su gibi yayılan ve her yeri ele geçiren bir ışık… Ve beklenmedik dönemeçlerle dolu, katman katman açılan bir gerçekliğin hüküm sürdüğü bir dünya. Anlatının sınırlarını gevşeten, mizah ile melankoli arasında mekik dokuyan bu kitap, rüyalarını filmlerinin hammaddesi olarak kullanan muhteşem Federico Fellini’ye ve düşlerin yaratıcı gücüne bir saygı duruşu. “Daniel Pennac, okuru baştan çıkaran o nadir yazarlardan: Zekâ ile duyguyu, oyun ile ciddiyeti aynı cümlede buluşturabiliyor.” Le Monde. 120 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//

Şirketlerin başarısını belirleyen görünmez güç, çoğu zaman stratejiden ziyade kültürdür

DİLEK Mete’den GEN-Z İLE YÜKSEK PERFORMANS KÜLTÜRÜ YARATMAK. Yazar, bu eseriyle performans yönetimindeki köhne yargıları bir kenara itip meseleye tam kalbinden, kültür perspektifinden bakıyor. Geleneksel yönetimin insanı hantallaştıran ve motivasyonu düşüren baskıcı yapısını deşifre ederek hepimizi radikal ama bir o kadar samimi bir dönüşüm yolculuğuna davet ediyor. Klasik sistemlerin duvarlarını cesurca yıkan, geleceğin yeni yaklaşımlarını tanımlayan, ezber bozan bir kılavuz niteliğinde bir eser.Cem Çelebiler- Turknet CEO.Yazar, “insan” meselesine hep “kültür” penceresinden baktı. Bu kitapta da başarının hammaddesindeki kültürün “kurumsal karaktere” dönüştüğünü vurguluyor. Özellikle iklim krizinin küresel ölçekte neden olmakta olduğu yıkıcı etkiler ve yapay zekâlı bir yaşam hepimizi “kültürel şoklarla” yüzleşmeye sürüklüyor, 2030’un belirsiz dünyasında sadece kârlılığı değil, etik ve insan onurunu merkeze alan organizasyonlar inşa ederek, küresel kaosun ortasında sürdürülebilir bir “birlikte yaratma” vizyonu sunuyor. Salim Kadıbeşegil- İtibar Yönetimi Danışmanı, Yazar. Şirketlerin başarısını belirleyen görünmez güç, çoğu zaman stratejiden ziyade kültürdür. Bu kitap, değişen iş dünyasında özellikle Gen-Z ile yüksek performanslı ekipler kurmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve buna dair uygulanabilir bir model sunuyor. Nasrettin Hoca’nın keskin mizahından ilham alan anlatımıyla liderlik, ekip dinamikleri, motivasyon ve kurum kültürü arasındaki ilişkiyi derin bir bakışla ele alıyor. OKR, KPI ve koçluk yaklaşımını dengeli biçimde kullanarak insan odaklı, çevik ve sürdürülebilir bir performans kültürü oluşturmanın yollarını bulacağınız bu kitap; girişimciler, liderler ve geleceğin organizasyonlarını kurmak isteyen herkes için güçlü bir rehber. 248 SAYFA.
(CERES YAYINLARI)

//

YORUM YAP