
Tanrı’nın en muhteşem vasıflarından biri, “İyi ve Merhametli” olmasıdır…
Tanrı sadece insana değil, yarattığı canlı cansız her varlığa karşı iyi ve merhametlidir…
İnsan bu nedenle bütün dinlerde Tanrısına minnet duyar…
İyi ve merhametli olmak ne kadar erdemse, minnet duymak da o denli erdemdir…
Bu erdeme sahip olacak kadar güçlü olan bir Tanrı’nın “kötü ve merhametsiz” olmaya da gücü vardır…
İnsanı ve doğayı her bakımdan, her tehlikeye karşı koruyacak güce sahip olan Tanrı, onlara kötülük yapabilecek güce de sahiptir.
Bu nedenle Tanrı’dan istediğimiz iyilik ve şefaat için ona adaklarda bulunuruz…
“Tanrım! Çocuğum girdiği bu sınavı kazansın… Bu işe başlasın… Bu hastalıktan kurtulsun…” gibi istekler için Tanrıya adaklarımız olur…
İsteğimiz gerçekleşirse o adağı inancımız ölçüsünde yerine getirmeye çalışırız.
İkinci olarak, Tanrı kötülük yapmasın diye de ona kurbanlar adarız:
“Tanrım! Bana kaza bela verme… Hastalık verme… Beni kötülüklerden koru…”
Bu dualar, kötülüklerden korunma duasıdır ve karşılığında kurbanlar kesilir.
İyi bir şeye sahip olmak ya da kötü bir şeyden sakınmak için ödenen bedeldir kurban…
Sonuçta adak, elde ettiğimiz iyilik için; kurban ise gelmesi muhtemel kötülüğü önlemek içindir.
Hayatın doğasında da kötülüklerden sakınmak için bedel ödeme ritüelleri vardır.
İnsan, boşuna lider olmadığı gibi boşuna da hain olmaz.
Her liderliğin ve her hainliğin bir alt yapısı vardır…
Yaptıklarınız sizi o yola çıkarır…
Kural olarak “iyi şeylere sahip olmak ve kötü şeylerden sakınmak” için ödenen bedel, her zaman koyun ya da dana keserek ödendiği kadar kolay değildir…
Bazen yaşamın büyük bir bölümü feda edilir…
Bazen özgürlüğü…
Bazen, sevdiklerinizle mutlu bir yaşamı…
Bazen işiniz, itibarınız ve yaşam sevincinizi…
Bir Kurban Bayramı’nı daha yaşıyoruz…
İstek, niyaz ve dualar yükselecek…
Bütün bunların hepsi, toplum olarak, millet olarak, birey olarak mutlu ve huzurlu yaşamak içindir…
Gönül arzu ederdi ki, bazı insanlar şahsi hırslarını sunaklarda kurban etsin…
Sunaklara kurban olarak yatırılan bir koçun başı değil de keşke bencillikler, dar görüş, kin ve kıskançlıklar olsaydı…
Sunaklara kurban edilen, içimizdeki sahip olma ve benlik duyguları olsaydı…
Yani ödenecek küçük bir bedel karşısında mukaddes bir milletin istikbali risk edilmese…
Ne olursa olsun… Umutluyum…
Gökyüzüne yükselen bunca güzel dileklerden sonra, kötülüğün zaferine ihtimal vermiyorum…
Bu iyi niyetlerle, Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım…
BEKİR SITKI ÖZER
27.5.2026/ ADANA


