
Bazı yerler,
Bazı anlar,
Bazı şarkılar vardır.
Bazı insanlarla anlam bulur, ömür denilen şeyde…
Işık görürsün, sadece senin gördüğünü zannedersin.
Detay yaratırsın, “Çok önemli işler yaptım…” diye düşünürsün bu hayatta.
İcra edersin bir sanatçı edasıyla.
Sonra; her türlü argümanın içerisinde kendinin bile göremediği bir körlük yaşayıp içindeki girdapta yok olup gidersin.
Telaş yok, milyonlarca insan aynı kaderi yaşıyor.
Sana sunulan, bahşedilen bir şeyi keşfettiğini ve dehşet bir şekilde yaşadığını zannediyorsun.
Zamanın içindeki ucuz bir vahşet ile yok ediyor, şifasız ilaçsız alıp götürüyor seni bu dünyadan.
Oysa;
Yürek denen şey önce olgunlaşıyor ve sonra ölüyor.
Ve hiç tartışmasız musallaya düşüyor birkaç damla gözyaşı.
Kimin ağladığının ne önemi var?
Giden gider, ağrısı kalıyor omuzlarda.
O da birkaç gün.
Sadece omuzlarda kalsa iyi de, kiminin münafık ağıtlarında kalır kiminin de yürekleri çok sızlar.
Kimse değil bu dünyanın sonu ve başı.
Kimse kimsenin sahibi de değil.
Aslında aldığımız nefes bile bizim değilken,
kader, kısmet, tesadüf, ihtimaller arası
birşey işte bizimkisi…
Şimdi bunları düşünüp, yap kendine
sadesinden bir kahve,
Dön yüzünü serin bir rüzgara.
Ver kendini derinden çalan huzurlu bir şarkıya.
Kalemde kelimelerin var olsun.
Kelamdaki şikayetlerin yok olsun.
Hayatın gerçeklerinde saklı olan güzelliklere sadece tebessüm etme, kahkaha at.
Ve de ki;
İnsanım, yaşıyorum göreceğim.
Kabul etmiyorum sadece , sabrediyorum.
Şükretmiyorum onun da daha üstünde bir şeyler söyleyip, hayata teşekkür ediyorum ve ondan daha fazlasını istiyorum.
Mümtaz YURDAER – 06.04.2026



