BIST 100
11.549,68 4,77%
DOLAR
50,0207 0,07%
EURO
56,3615 0,71%
GRAM ALTIN
6.500,48 3,12%
BITCOIN
78.223,00 0,54%
FAİZ
39,62 -0,18%
GÜMÜŞ GRAM
83,63 4,70%
GBP/TRY
67,5002 0,58%
EUR/USD
1,1260 0,60%
BRENT PETROL
99,95 -3,48%
ÇEYREK ALTIN
10.628,28 3,12%
Adana Parçalı Bulutlu
Adana hava durumu
22 °
  • ANASAYFA
  • SAĞLIK
  • SİGARA, NEFES TERAPİSİ, DİJİTAL ÇAĞ, YAPAY ZEKA VE TOPLUM SAĞLIĞI…

SİGARA, NEFES TERAPİSİ, DİJİTAL ÇAĞ, YAPAY ZEKA VE TOPLUM SAĞLIĞI…

Dr. Çetin Reha Yurdaer ve Eğitimci Psikololog Filiz İzbal ile sigara bağımlılığından nefes terapisine, dijital çağın olumlu ve olumsuz yanlarından, sağlıklı toplumun temeline, iz bırakacak bir röportaja imza attık.

sagliksinaps

Sinaps Kurucusu Uzmanlar’dan hayata dair önemli açıklamalar…
Adana’da faaliyet gösteren ve insan sağlığına, toplum sağlığına, kişisel gelişime, bağımlılıklarla mücadeleye önemli katkı sağlayan Sinaps’ın kurucuları Dr. Çetin Reha Yurdaer ve Eğitimci Psikololog Filiz İzbal ile sigara bağımlılığından nefes terapisine, dijital çağın olumlu ve olumsuz yanlarından, sağlıklı toplumun temeline, iz bırakacak bir röportaja imza attık.
İnsanı yalnızca hastalıklarından değil; zihni, bedeni, duyguları, ilişkileri ve yaşadığı çevreyle bir bütün olarak ele almak gerektiğini söyleyen Dr. Çetin Yurdaer; “Türkiye neden sigarayı bırakamıyor? Bağımlılıkla mücadelede yeni bir yaklaşım mümkün mü? Türkiye'de sigara bağımlılığı neden bu kadar yoğun? Çözümü nedir?” sorularını şöyle cevapladı:
ÜKEMİZDE SİGARA TOPLUMSAL YAŞAMDA NORMALLEŞTİRİLDİ
“Sigara bağımlılığını yalnızca bir alışkanlık olarak değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Nikotin, beyinde ödül ve motivasyon sistemlerini etkileyen, güçlü bağımlılık oluşturabilen bir maddedir. Ancak sigara bağımlılığının arkasında sadece nikotin yoktur. İnsanların stresle baş etme biçimleri, yalnızlık, kaygı, sosyal çevre, alışkanlıklar ve duygusal ihtiyaçlar da bu bağımlılığı besler.
Türkiye'de sigara kullanımının yüksek olmasının önemli nedenlerinden biri, sigaranın toplumsal yaşamda normalleştirilmiş olmasıdır. İnsanlar üzülünce, sevinince, kahve içerken, sohbet ederken veya stres yaşadıklarında sigaraya yöneliyor. Zamanla sigara, kişinin günlük yaşam ritüellerinin bir parçası haline geliyor.
15 YAŞ VE ÜZERİNDEKİ NÜFUSUN YÜZDE 34.8’İ TÜTÜN KULLANIYOR
2023 Türkiye Hanehalkı Sağlık Araştırması verilerine göre 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yaklaşık yüzde 34,8'i tütün ürünü kullanıyor. Bu, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir halk sağlığı sorunudur. Ben bağımlılıkla mücadelede insanı yalnızca sigaradan uzaklaştırmayı değil, sigaraya ihtiyaç duyduğu yaşam koşullarını da değiştirmeyi önemsiyorum. Bunun için üç temel alan var:
1. Beden: Nikotin bağımlılığına yönelik bilimsel tedavi, gerektiğinde ilaç ve nikotin replasman desteği.
2. Zihin: Stres yönetimi, davranış değişikliği, farkındalık ve tetikleyicileri tanıma.
3. Yaşam: Hareket, sosyal ilişkiler, nefes farkındalığı ve yeni sağlıklı alışkanlıklar.
İNSAN SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİ KAZANMALI
Sigarayı bırakmak irade sınavına indirgenmemelidir. Profesyonel destekle başarı şansı artırılabilir. Sağlık Bakanlığının sigara bırakma poliklinikleri ve ALO 171 hattı da bu süreçte önemli destek kaynaklarıdır. Benim temel düşüncem şu: İnsan sigarayı bırakırken yalnızca bir maddeden vazgeçmemeli, onun yerine daha sağlıklı bir yaşam biçimi kazanmalıdır.”

Nefes terapisi nedir? Doğru nefes, yaşam kalitemizi değiştirebilir mi? Nefes terapisi ne için yapılır?
Uzman Psikolog Filiz İzbal:
“Nefes almak yaşamın en temel fonksiyonlarından biri. Ancak çoğumuz nefesimizin nasıl olduğunu, stres altındayken nasıl değiştiğini ve bedenimizle ilişkisini hiç düşünmüyoruz. Nefes çalışmaları, kişinin solunum biçimini fark etmesini, gereksiz solunum çabasını azaltmasını ve nefesini daha kontrollü kullanmasını amaçlayan uygulamalardır. Özellikle stres, kaygı ve yoğun zihinsel yük altında insanlar hızlı, yüzeysel veya düzensiz nefes alabilirler. Uygun şekilde öğretilen yavaş ve kontrollü nefes egzersizleri, otonom sinir sisteminin düzenlenmesine ve kişinin sakinleşmesine yardımcı olabilir.
NEFES TERAPİSİ DESTEKLEYİCİ BİR UYGULAMADIR
Burada önemli bir ayrım yapmak istiyorum: Nefes çalışması, tek başına bütün psikolojik veya fiziksel sorunları çözen mucizevi bir yöntem değildir. Bilimsel tıbbın yerine geçmez; gerektiğinde onunla birlikte kullanılabilecek destekleyici bir uygulamadır.
SinapsRFAkademi yaklaşımında nefes çalışmalarını üç amaçla ele alıyoruz:
- Bedensel farkındalığı geliştirmek.
- Stres ve duygu yönetimini desteklemek.
- Zihin ile beden arasındaki ilişkiyi fark etmek.
Örneğin kişi yoğun bir stres yaşadığında birkaç dakika boyunca rahat, zorlamasız ve yavaş nefes almaya odaklanabilir. Ancak baş dönmesi, göğüs ağrısı veya nefes darlığı oluşursa uygulama durdurulmalı ve gerektiğinde tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Nefes, sadece hayatta kalmak için kullandığımız bir mekanizma değil; bedenimizi tanımak ve kendimizle yeniden bağlantı kurmak için de önemli bir araçtır.”

Dijital çağda dikkatimiz dağılıyor mu? İnsan neden artık odaklanmakta zorlanıyor? Teknoloji çağında insanların işine, öğrencilerin derslerine ve doğal hayatın nimetlerine yoğunlaşması zorlaşıyor mu?”
Dr. Reha Yurdaer'in soruya yanıtı şöyle:
“Kesinlikle üzerinde durmamız gereken bir değişim yaşıyoruz. İnsanlık tarihinde ilk kez dikkatimiz, günün neredeyse her anında dijital uyaranların rekabet ettiği bir ortamda şekilleniyor. Telefonlarımız sürekli bildirim gönderiyor. Sosyal medya bize sürekli yeni görüntüler, yeni haberler ve yeni karşılaştırmalar sunuyor. Bir videodan diğerine, bir konudan diğerine geçiyoruz. Bu durum özellikle uzun süreli dikkat, sabır ve derin düşünme alışkanlıklarımızı etkileyebilir.
Bir öğrencinin 40 dakika boyunca bir konuyu anlamaya çalışmasıyla her birkaç saniyede bir yeni görüntüye maruz kalması aynı zihinsel deneyim değildir. Burada dikkat etmemiz gereken nokta, teknolojinin kendisini suçlamak değil, onu nasıl kullandığımızı anlamaktır.
TEKNOLOJİNİN OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİLERİ VAR
Dünya Sağlık Örgütü de gençlerin dijital ortamlarla ilişkisini değerlendirirken teknolojinin hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabileceğini belirtiyor. Özellikle kırılgan gruplar olumsuz etkilerden daha fazla etkilenebiliyor.
ÇOCUKLARA VE GENÇLERE GERÇEK YAŞAMDA HEYECAN DUYACAKLARI ALANLAR AÇMAK GEREK
Benim önerim, çocuklara ve gençlere yalnızca telefonlarını bırakmalarını söylemek değil; onlara gerçek yaşamda da heyecan duyabilecekleri alanlar açmaktır. Kitap okumak, spor yapmak, doğada zaman geçirmek, müzikle ilgilenmek, bir şey üretmek ve yüz yüze iletişim kurmak yeniden hayatımızın parçası olmalı. Dikkatimizi nereye verirsek yaşamımız da orada şekillenir. Dikkatimizi geri kazanmak, aslında yaşamımızı geri kazanmaktır.”
Soru: 18 yaşındaki genç ile 50 yaşındaki insanın mutluluk anlayışı neden farklı? 50 yaşındaki bir insan deniz kenarında doğayla iç içe olmaktan mutluluk duyarken 18 yaşındaki bir genç telefondaki oyunlardan ve sosyal medya iletişiminden daha fazla keyif alabiliyor. Hangisi insan bedeni ve benliği için daha sağlıklı?
Uzman Psikolog Filiz İzbal:
“Bu çok önemli bir soru. Çünkü burada yalnızca kuşaklar arasındaki farklılıktan değil, mutluluk algısının değişmesinden söz ediyoruz. 18 yaşındaki genç dijital dünyanın içine doğdu. Onun arkadaşlıkları, iletişim biçimi, eğlence anlayışı ve kendisini ifade etme yöntemleri büyük ölçüde dijital ortamlarla şekilleniyor.

50 yaşındaki insan ise çocukluğunu ve gençliğini daha fazla yüz yüze iletişimin, fiziksel hareketin ve doğayla temasın olduğu bir dünyada geçirmiş olabilir. Dolayısıyla birinin mutluluk kaynağını diğerine dayatmak doğru değildir. Ancak burada önemli bir ayrım var; Bir şeyden keyif almak ile o şeyin uzun vadede bize iyi gelmesi aynı değildir. Dijital oyunlar ve sosyal medya da sosyalleşme, öğrenme ve yaratıcılık için yararlı olabilir. Fakat kontrolsüz kullanım uyku düzenini, fiziksel hareketi, yüz yüze ilişkileri ve dikkat alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilir. İnsan biyolojik ve psikolojik bir bütündür. Bedenimizin hareket etmeye, güneş ışığına, uykuya, doğayla temasa ve gerçek sosyal ilişkilere ihtiyacı var.
TEKNOLOJİ HAYATIN TAMAMI HALİNE GELMEMELİ
Ben gençlere teknolojiden uzaklaşın demiyorum. Teknolojiyi hayatınızın tamamı haline getirmeyin diyorum. Bir genç bilgisayar oyununda başarılı olabilir ama gerçek hayatta da bir arkadaşına sarılabilmeli, doğada yürüyebilmeli, bir kitabı okuyabilmeli ve bir konuda emek harcayarak sonuç elde edebilmelidir. Sağlıklı mutluluk, yalnızca anlık hazdan değil; anlam, aidiyet, üretkenlik ve gerçek yaşam deneyimlerinden beslenir.”

Soru: Sağlıklı toplum için sağlıklı bireylere, sağlıklı ilişkilere ve sağlıklı aile yapılarına ihtiyacımız var. Günümüzde bunu sağlamak giderek zorlaşıyor. Toplum sağlığını korumak ve daha yaşanabilir şehirler yaratmak için nasıl yaşamalı, neler yapmalıyız?

Dr. Reha Yurdaer:
“Ben sağlıklı toplumun temelinin sağlıklı birey olduğuna inanıyorum. Ancak burada sağlıklı bireyi yalnızca fiziksel hastalığı olmayan insan olarak tanımlamıyorum. Kendini tanıyan, duygularını yönetebilen, başkalarının haklarına saygı gösteren, iletişim kurabilen ve sorumluluk alabilen insan sağlıklı toplumun temel taşlarından biridir.
GELECEĞİ BİLİNÇLE İNŞA ETMEK ÖNEMLİ
Bugün aile yapısında, insan ilişkilerinde ve toplumsal iletişimde önemli dönüşümler yaşıyoruz. İnsanlar birbirlerine daha yakın iletişim araçlarına sahip olmalarına rağmen bazen birbirlerinden daha uzak hale geliyorlar. Aile içinde birlikte geçirilen zaman azalıyor. Kuşaklar arasındaki iletişim zayıflıyor. Çocuklar ve ebeveynler aynı evde yaşasalar bile farklı dijital dünyalarda bulunabiliyor. Bunun çözümü geçmişe dönmek değil, geleceği daha bilinçli inşa etmektir.
Bence sağlıklı bir toplum için beş temel alana yatırım yapmalıyız:
1. Sağlıklı birey: Fiziksel sağlık, ruhsal dayanıklılık, öz farkındalık ve yaşam disiplini.
2. Sağlıklı aile: Güven, sevgi, empati, saygı ve nitelikli iletişim.
3. Sağlıklı eğitim: Çocuklara yalnızca bilgi değil, düşünme, sorgulama ve problem çözme becerisi kazandırmak.
4. Sağlıklı şehir: Yeşil alanlar, yürüyüş yolları, spor alanları, kültür ve sanat merkezleri oluşturmak.
5. Sağlıklı toplum: Dayanışmayı, gönüllülüğü, sosyal sorumluluğu ve ortak yaşam kültürünü geliştirmek.
Şehirleri yalnızca binalardan, yollardan ve alışveriş merkezlerinden ibaret görmemeliyiz. Şehirler insanların ruhsal ve fiziksel sağlığını da desteklemelidir. Benim idealimde çocukların güvenle oynayabildiği, yaşlıların rahatça yürüyebildiği, ailelerin birlikte vakit geçirebildiği, gençlerin spor ve sanatla buluşabildiği şehirler var. Sağlıklı toplum, yalnızca hastaneler inşa ederek kurulmaz. İnsanların sağlıklı yaşayabileceği ortamları oluşturarak kurulur.”
Soru: Yapay zekâ insanlığın gelişimini hızlandıracak mı, yoksa düşünme yeteneğimizi mi köreltecek?
Uz. Psikolog. Filiz İzbal:
“Yapay zekâ insanlık tarihinin en önemli dönüşümlerinden birini temsil ediyor. Ben yapay zekâyı bir tehdit olarak değil, doğru kullanıldığında insanın kapasitesini artırabilecek güçlü bir araç olarak görüyorum. Ancak burada çok önemli bir tehlike var: İnsan düşünme sorumluluğunu tamamen teknolojiye devrederse kendi zihinsel becerilerini geliştirme fırsatını kaybedebilir. Bir öğrenci bir matematik problemini çözmek için uğraşmadan yapay zekâdan cevabı alıyorsa doğru sonuca ulaşmış olabilir ama öğrenmiş olmayabilir. Çünkü öğrenmek yalnızca doğru cevabı bulmak değildir. Öğrenmek; soru sormak, araştırmak, yanılmak, tekrar denemek, bağlantılar kurmak ve deneyim kazanmaktır. Ben eğitimde yapay zekânın cevap veren bir makine olmaktan çok, soru sorduran bir yardımcı olarak kullanılmasını önemsiyorum.
Örneğin öğrenci yapay zekâya doğrudan bir ödev hazırlatmak yerine şu soruları sorabilmeli:
- Bu konuyu bana farklı açılardan anlat.
- Bu konuda hangi noktalarda yanılıyor olabilirim?
- Benim düşüncemi eleştir.
- Bana çözmem için bir problem ver.
- Cevabımı değerlendir ama hemen doğru cevabı söyleme.
Böylece yapay zekâ, düşünmenin yerine geçmek yerine düşünmeyi geliştiren bir eğitim aracına dönüşebilir.
Bir başka önemli konu da deneyimdir. İnsan hata yapmadan öğrenemez. Çocuğun denemesine, yanılmasına, yeniden başlamasına ve kendi çözümünü üretmesine fırsat vermeliyiz. Eğitim sisteminin de buna göre değişmesi gerekiyor. Ezberleyen değil sorgulayan, bilgiyi tekrarlayan değil yorumlayan, hazır cevapları kullanan değil yeni sorular üreten bireyler yetiştirmeliyiz. Benim yapay zekâ çağındaki eğitim anlayışım şu: Teknoloji bizim yerimize düşünmemeli; daha iyi düşünmemize yardımcı olmalı. Geleceğin güçlü insanı, yapay zekâyı kullanan değil, onu akıl ve vicdanla yönetebilen insan olacaktır.”

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?