
Bu dünyada kadın olmak çok zor.
Aslında insan olmak zor.
Kadınca gülmek,
kadınca kaygı duymadan mutlu olmak, çocuklarını büyütmek…
Hatta çok zor, bu dünyada kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı fark etmeden insan gibi ölmek…
Hani terazi desek;
kadın, erkek bir tarafa koysak, tartsak, ölçsek, biçsek, kıyaslasak;
Yok; değerin ölçülemez, pahan biçilemez, hakkın ödenemez.
Ve en önemlisi, güzelliklerin anlatmakla bitmez…
Sen; sevdiğine yangında su, sevmediğine zaten ateşsin.
Sen annemiz, sen bazen hem annemiz hem babamızsın.
Sen aşkımız,sen cananımız, sen dostumuz, arkadaşımız, sırdaşımızsın.
Sen hoşluğumuz, sen güzelliğimiz, sen can yoldaşımızsın.
Sen aşçı,sen hayatımızın her eksiğini yamayan; terzi.
Sen, her derdimize deva, her yaramıza merhem, doktor.
Sen, hayatı ilk öğreten, en büyük öğretmen.
Kısacası; sen hayatımızın içindeki ağır işçisin…
Sen, eksik etek denilen.
Sen, elinin hamuruyla erkek işine karıştırılmayan.
Sen, çocuk yaşta gelin edilen.
Sen, sokakta çocuklarının gözünün önünde katledilen, KADIN’ sın.
Medeni Kanun’da yerin belli, adalet mülkün temeli, cezalar eskisinden ağır.
Ama biz kapına polis koyuyoruz, yine de seni koruyamıyoruz.
Sadece seni değil,
çocukları, gençleri, yaşlıları, doğayı, hayvanları, hatta çoğu zaman kendimizi, hatta bizi koruyacak olan askeri, polisi, güvenlik görevlilerini bile koruyamıyoruz…
Yazacak çok şey var aslında, sayfalar alır.
Hepimizi bir kadın doğuruyor.
Hepimiz bir kadının eseriyiz.
Ve bu yazdıklarımıza ilaç yine kesinlikle sizsiniz, hanımefendiler.
Onlar mutlu, güçlü, eğitimli ve hayatta oldukça
çocuk istismarı, aile içi şiddet, çocuk gelinler, kadın cinayetleri olmayacak, her şey daha güzel olacaktır.
Hayatın güzelliği, dünyamızın çiçekleri, renklerin en güzeli, hayatımızın müstesna değerleri kıymetli KADIN’ lar.
Önce insan, sonra herşeysiniz.
8 Mart ” DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN…” 

Mümtaz YURDAER

