
GİLEAD: Aile hikâyeleri, kuşaklar arasından süzülen yoksulluk, mücadele ve merhamet anıları küçük bir kasabanın sessiz ritmiyle iç içe geçer.
//
1938 GÜNLÜĞÜ: Yazarın sonraki eserlerinde belirginleşecek çocukluk, arzu, suçluluk, annelik, yalnızlık, hayal gücü gibi temalar ilk kez bu metinde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor.
//
TİBET’İN BAŞARI KİTABI: Kitap, daha anlamlı, daha dengeli ve daha bilinçli bir yaşam kurmak isteyen herkes için eşsiz bir rehber.
//
TÜYLÜ YILAN: Bağımsızlık diye bir şey yoktur. En büyük bağımsızlık yanlıları genellikle bir düşüncenin bağımlılarıdır.
//
KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT: Elinizdeki eser, göçlerin ve kültürlerarası temasların arttığı, buna karşılık kültürel içe kapanma eğilimlerinin de güçlendiği günümüzde karşılaştırmalı edebiyata kapsamlı bir giriş niteliğindedir.
//
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA EĞİTİM: Eser; öğretmenler için uygulanabilir sınıf içi yaklaşımlardan okul yöneticileri için dönüşüm modellerine, veliler için rehberlik önerilerinden karar vericiler için somut politika tasarımlarına kadar, geniş bir yelpazede eylem planları sunuyor.
İşte o kitaplar;
//
Şefkatin, umut ve kayıpların iç içe geçtiği hikâye
MARİLYNNE Robinson’dan GİLEAD. Yaşamının son yıllarına yaklaşan yaşlı pastör John Ames, küçük oğluna bırakacağı tek mirasın bir mektup olduğunu düşünerek hayatını, inancını ve geçmişinin gölgelerini anlatmaya başlar. Aile hikâyeleri, kuşaklar arasından süzülen yoksulluk, mücadele ve merhamet anıları küçük bir kasabanın sessiz ritmiyle iç içe geçer. Ames, hem dünyanın geçiciliğine hem de insan kalbinin dayanıklılığına bakarken yıllardır saklı kalan acılarla ve affetmenin zorlu sorularıyla yüzleşir. Yazara 2005 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazandıran kitap, yalnızca bir aile öyküsü değil aynı zamanda insanın varoluşsal meselelerine dair incelikli bir anlatı sunuyor. Şefkatin, umut ve kayıpların iç içe geçtiği, zamanın ve hafızanın sessiz tanıklığını taşıyan bu eşsiz hikâyede, inançla örülmüş düşünceler, yaşamın kırılganlığını ve güzelliğini derinlemesine hissettiriyor. 320 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
Daha anlamlı, daha dengeli ve daha bilinçli bir yaşam kurmak isteyenlere
ELSA Morante’den 1938 GÜNLÜĞÜ. "Acaba sanatın sırrı burada mı saklı? Eserin rüyada nasıl görüldüğünü anımsamak, onu görüldüğü gibi yeniden anlatmak ve her şeyden önce anımsamaya çalışmak. Belki de tüm keşif anımsamakta gizlidir." Kitap yazarın gençlik yıllarında tuttuğu notlardan oluşuyor. Yalnızca gündelik hayatın değil; rüyalar, arzular, suçluluk duygusu, yalnızlık ve aşkın yarattığı kırılganlıkların da yer aldığı bu sayfalarda Morante, henüz yirmi altı yaşındayken, kendi iç dünyasını büyük bir açıklıkla izliyor. Alberto Moravia'yla yaşadığı çalkantılı ilişkinin gölgesinde yazılan bu metin, gönderilmemiş mektupları, gece düşlerini ve parçalı düşünceleri bir araya getiriyor. Günlük ilerledikçe gerçek ile düş, uyanıklık ile bilinçdışı arasındaki sınırlar siliniyor; yazı, bir itiraftan çok, karanlık bir içsel keşfe dönüşüyor. Yazarın sonraki eserlerinde belirginleşecek çocukluk, arzu, suçluluk, annelik, yalnızlık, hayal gücü gibi temalar ilk kez bu metinde bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Dante'den Rimbaud'ya, Freud'dan Kafka'ya uzanan edebî evreniyle birlikte, 1938 Günlüğü hem kişisel bir belge hem de bir yazarın kendi sesini arayışının eşsiz bir kaydı. 80 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
Çağları aşan Tibet öğretileriyle karakter, erdem ve bilgelik üzerine
ORGYEN Chowang’dan TİBET’İN BAŞARI KİTABI- Mutlu ve Anlamlı Bir Yaşam İçin Kadim Tibet Bilgeliği. İnsanlık binlerce yıldır bu sorunun peşinden gidiyor. Oysa Tibet’in bilgeleri, yüzyıllar önce cevabın insanın kendi içinde saklı olduğunu keşfetmişti. Meditasyon ustası yazarın çevirisiyle hazırlanan bu eşsiz derleme, 8. yüzyıla ait Dunhuang Elyazması da dahil olmak üzere, Tibet’in en önemli bilgelik metinlerini ilk kez tek bir ciltte buluşturuyor. Karakter inşasından öz disipline, şefkatten bilgece yaşamaya uzanan bu öğretiler, gerçek başarının insanın kendisini dönüştürmesiyle başladığını hatırlatıyor. Çağlar boyunca değerini koruyan kadim bilgeliği günümüze taşıyan kitap, daha anlamlı, daha dengeli ve daha bilinçli bir yaşam kurmak isteyen herkes için eşsiz bir rehber. 200 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)
//
Doğanın tekinsiz, ilkel canlılığı arasındaki amansız çatışma
- H. Lawrence’den TÜYLÜ YILAN. Avrupa'nın entelektüel kısırlığından ve kendi geçmişinin kasvetli gölgelerinden kaçarak Meksika'ya sığınan Kate, mistik sükûnetin içinde, modern dünyanın tahmin edemeyeceği koca bir altüst oluşun tam ortasında bulur kendini. Orada yalnızca yabancı bir ülkeyle değil, modern dünyanın kaybettiği ruhsal ve kültürel güçlerle de karşılaşır. Ramón ve Cipriano adlı iki gizemli adamın öncülüğünde doğmakta olan yeni bir hareket, Batı değerlerinin yerine eski Aztek inançlarını koymayı amaçlamaktadır. Kate bu baştan çıkarıcı ve ürkütücü dönüşümün ortasında, özgürlük, aidiyet, iktidar ve inanca dair sınırlarını sorgulamaya başlar. Bağımsızlık diye bir şey yoktur. En büyük bağımsızlık yanlıları genellikle bir düşüncenin bağımlılarıdır. Yazar, en tartışmalı kitaplarından biri olan, sadece bir kadının bizzat kendi bireyselliğinin o inatçı sığınağına çekilme arzusu ile onu bunun çok daha ötesine çağıran o kolektif, mistik güce teslim olma ihtimali arasında gidip gelişlerini değil; modern insanın kaskatı kesilmiş, mekanikleşmiş egosu ile doğanın tekinsiz, ilkel canlılığı arasındaki amansız çatışmayı da gözler önüne seriyor. 496 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
Pratikler ve ilkeler, tarih ve kahramanlar, disiplinler ve tartışmalar ile geleceğe dair
BEN Hutchinson’dan KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT. George Steiner’ın “Okumak karşılaştırmaktır” sözü, Ben Hutchinson’ın kitabının hem hareket noktasını hem de nihai iddiasını özetler: Karşılaştırma yalnızca bir akademik yöntem değil, anlama eyleminin bizzat kendisidir. Ne var ki bu evrensel dürtüyü bir disipline dönüştürme girişimi, beraberinde köklü epistemolojik ve siyasal soruları da getirir. Hangi edebiyatlar karşılaştırılacak, hangi diller bu karşılaştırmaya aracılık edecek ve bu seçimler kimin çıkarına hizmet edecektir? Yazar, bu soruları disiplinin tarihsel gelişimi içinde izler. Herder’in Volksgeist kavramından Goethe’nin Weltliteratur vizyonuna, Curtius ve Auerbach’ın savaş dönemi çalışmalarından Wellek’in Amerikan ekolüne, Said’in Oryantalizm eleştirisinden Spivak’ın gezegensellik çağrısına uzanan bu çizgi, karşılaştırmalı edebiyatın her seferinde dönemin hegemonyasıyla hem mücadele ettiğini hem de bu hegemonyanın içinde konumlandığını ortaya koyar. Disiplinin tarihinin modernliğin tarihi olduğu, onun sorunlarının modernitenin sorunlarına kültürel bir ayna tuttuğu görüşünü savunan Hutchinson, bu aynayı didaktik bir kesinlikle değil, karşılaştırmalı yönteme yaraşır bir çoğulculukla tutar. Elinizdeki eser, göçlerin ve kültürlerarası temasların arttığı, buna karşılık kültürel içe kapanma eğilimlerinin de güçlendiği günümüzde karşılaştırmalı edebiyata kapsamlı bir giriş niteliğindedir. Pratikler ve ilkeler, tarih ve kahramanlar, disiplinler ve tartışmalar ile geleceğe dair sorular kitabın dört ana eksenini oluşturur. Bu eksenler hem alana yeni adım atanlar hem de disiplini kavramsal düzeyde yeniden düşünmek isteyenler için tutarlı ve verimli bir çerçeve sunar. 184 SAYFA.
(VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)
//
Geleceği konuşmanın ötesine geçerek, bugünden nelerin yapılabileceğine dair uygulanabilir bir rehberlik sağlıyor
PELİN Temelli’den YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA EĞİTİM. Yapay zekâ, eğitim sistemlerini değiştiriyor. Ancak asıl soru teknoloji değil: İnsan bu dönüşümün neresinde duracak? Bilginin, saniyeler içinde üretildiği bir dünyada, öğretmenin rolü ne olacak? Öğrenciler, hangi yetkinliklere ihtiyaç duyacak? Okullar, aileler ve eğitim liderleri bu yeni çağda nasıl bir yol izleyecek? Kitap, yalnızca değişimi analiz eden bir kitap değil; Türkiye için geliştirilen özgün modeller, uluslararası örnekler ve sahadan deneyimlerle, geleceğin eğitimine dair profesyonel bir yol haritasıdır. Eser; öğretmenler için uygulanabilir sınıf içi yaklaşımlardan okul yöneticileri için dönüşüm modellerine, veliler için rehberlik önerilerinden karar vericiler için somut politika tasarımlarına kadar, geniş bir yelpazede eylem planları sunuyor. Geleceği konuşmanın ötesine geçerek, bugünden nelerin yapılabileceğine dair uygulanabilir bir rehberlik sağlıyor. OECD, UNESCO ve küresel eğitim dönüşümü tartışmalarından beslenen bu çalışma; öğretmenlere, eğitim liderlerine, velilere, akademisyenlere, politika yapıcılara ve geleceği anlamak isteyen herkese sesleniyor. Çünkü mesele yapay zekânın ne yapabildiği değil; insanın neyi kaybetmemesi gerektiğidir. Teknoloji hız üretir. Eğitim ise yön üretir. Geleceği bugünden tasarlamak isteyenler için... 448 SAYFA.
(A7 KİTAP)








