DOLAR43,7458% 0.21
EURO51,9211% -0.06
STERLIN59,5734% -0.08
FRANG56,8711% 0.2
ALTIN6.939,97% 0,59
BITCOIN66.020,65-2.264

FESTİVALLERİN ARDINDAN – Haluk Uygur yazdı

Yayınlanma Tarihi :
FESTİVALLERİN ARDINDAN – Haluk Uygur yazdı

Festivallerin Ardından…
SÖYLESEM Mİ ACABA!
Kentimiz için yapılan her hizmetin değerli olduğunu düşünerek söylesem mi yoksa söylemesem mi diye kendimle mücadele ederek yazıyorum.
Yazacaklarım festival ile karnaval arasındaki farkı hissetmekle ilgili…
Eğer bir kent bir gurme festivali yapacaksa, öncelikle yeme içme kültürü ile ilgili bilgiler ışığında davranmalı..
Unutulmamalı ki Adana’da doymaktan öte, eğlenmek için yemek yenir.Bunun için de sadece yemeklerin lezzetli olması yetmez, sunumundan, hijyenine kadar özen gösterilmesi gerekir. Gurmeler yiyeceklerin tadından önce mekanın özelliklerine, oturma guruplarının estetiğine, şef ve garsonların hizmetinim özelliklerine, yapılanların yerel kültürle ilişkisine bakarlar. Ardından yiyeceklerin hijyeni ve kalori düzenine kadar sağlıklı olmasına bakarlar. Ayrıca klasik yemeklerde şefin yaratıcılığını kullanarak yeni tadlar ortaya çıkarması da önemlidir.
Dolayısıyla bir kentte yemek festivali yapılacaksa, yaylalarda yapılan karnavallarda olduğu gibi, fast food çadırlarında karın doyurmak amaçlı etkinlikler değil, şehre yayılmış lezzet ve hizmet üreten elit mekanların aktif olarak kullanıldığı etkinlikler yapılmalıydı. Böylece festival de şehre yaygınlaştırılmış olurdu.
Ama maalesef kentimiz kent kültüründe ileri değil, geriye doğru gitmekte ve çadır kent kavramı bu yüzden yaygınlaşmakta.
Altınkoza festivalinde de sanatçıların derme çatma çadırlarda kırık dökük sehbalar üzerinde “sanat eseri” sergilemeleri ve bunun bol bol reklamının yapılması da çadır toplumuna dönmenin olağanlaştırılması değil miydi?
Sürç-ü lisan ettiysem peşinen af diliyorum.
Ama kentlerde sanat eserleri şık galerilerde, tadına doyulmaz lezzetler güzel lokantalarda sunulmalı diye düşünüyorum.
Yine de emek verenlere teşekkür ederim.

YORUM YAP