
Çevre kirliliği, kimyasal ilaçlar ve aşırı avlanma sonlarını getiriyor.
Binlerce kuş türüne ev sahipliği yapan ve Anadolu’nun en büyük deltası olan Çukurova Deltası, çevre kirliliği, sulak ve yaşam ortamlarının yok edilmesi, kimyasal ilaçlamalar ve aşırı avlanma gibi olumsuzluklardan büyük ölçüde etkileniyor.
Kuş türleri açısından önemli bir ülke konumunda olan Türkiye’nin Anadolu’daki en büyük deltası Çukurova Deltası, yılın her döneminde 450’yi aşkın türde binlerce kuşa ev sahipliği yapıyor.
Farklı coğrafi özelliklere sahip olması bakımından Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasındaki 4 önemli kuş yolundan ikisinin geçtiği Türkiye’nin ılıman iklimine sahip güneydeki Çukurova Deltası, yerli, kış göçmeni, yaz göçmeni ve geçit yapan tüm kuş türleri için güvenli bir liman olmaktan her geçen gün uzaklaşıyor.
Tuzla, Akyatan, Ağyatan ve Yumurtalık lagünlerinin oluşturduğu Çukurova Deltası, çevre kirliliği, sulak ve yaşam ortamlarının yok edilmesi, kimyasal ilaçlamalar ve aşırı avlanma gibi olumsuzluklardan ciddi ölçüde etkileniyor.
Yaşanan bu olumsuzluklar, turna, pelikan, yaban kazı, yılan boyun kuşu, orman horozu, yakalı toy, küçük sakarca kazı, Sibirya kazı, yaz ördeği, dikkuyruk, kara akbaba, şah kartal, küçük kerkenez, bıldırcın, ince gagalı kervan çulluğu, ada martısı ve sarı kamışçı gibi türlerin görülebildiği Çukurova Deltası’nda gelecek için alarm veriyor.
Bilim insanları ve çevreciler, birçok kuş türünün yok olması veya birçoğunun neslinin tehlike altına girmesine neden olan bu olumsuz koşulların ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek,
‘’Yiyecek sıkıntısı çeken yerli ve göçmen kuş türlerinin beslenmek üzere içgüdüsel olarak geldikleri Çukurova Deltası’nı koruyacak tedbirler alınmalı. Aksi halde gelecek kuşaklara miras olarak bırakacağımız bu doğa harikası alan ve barındırdığı canlılar yok olur’’ ifadeleri kullandılar.

