DOLAR45,0430% 0
EURO52,8285% -0.04
STERLIN61,0036% -0.04
FRANG57,0815% -0.46
ALTIN6.658,84% -1,79
BITCOIN76.386,96-0.675

ULAŞ ÇETİNKAYA, GELECEĞİN PERSPEKTİFİNİ ÇİZDİ

Yayınlanma Tarihi :
ULAŞ ÇETİNKAYA, GELECEĞİN PERSPEKTİFİNİ ÇİZDİ

CHP Büyükşehir ve Seyhan Belediye Meclis Üyesi, Şehir Plancısı Ulaş Çetinkaya, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Şehir Plancıları Odası Adana Şube Başkanlığı’nı bırakarak Seyhan’dan 1. sırada meclis üyesi seçilen, Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de partisinin grup sözcülüğünü yapan Çetinkaya, Adana, bölge ve Türkiye’nin gelecek perspektifini çizdi.

ulascetinkayaSiyasette geleceği parlak genç bir isim olarak öne çıkan Çetinkaya, MHP kongresinin kuşkusuz CHP’yi etkileyeceğini ancak daha çok etkilenecek partinin AKP olduğunu vurguladı.

İŞTE ULAŞ ÇETİNKAYA’NIN SORULARA VERDİĞİ YANITLAR:

  1. MHP kongresinin gerçekleşmesinin ve MHP genel başkanının değişmesinin siyasete yeni bir bakış açısı olarak CHP’yi etkileyeceğini düşünüyor musunuz?

DEĞERLENDİRME

MHP’deki gelişmeler kuşkusuz ki CHP’yi de etkileyecek gelişmelerdir. Ancak MHP kongresinin en fazla etkileyeceği parti AKP’dir.

AKP 2002 seçimlerinden itibaren sağ seçmeni kendi partisinde toplayacak bir strateji izlemeye başladı. Bu stratejiyle iki partili bir siyasi sistem ortaya çıkarmaya çalıştı. AKP , zaten Türkiye’nin önemli siyasi hareketlerinden ( Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet, Saadet Partisi) birinden koparak kurulmuştu. 2002 genel milletvekili seçimlerinde geçerli oyların %34,3’ünü alan AKP süreç içinde ANAP ve DYP gibi merkez sağın iki önemli partisini parçalayarak yutmuştur. 2007 seçimlerinde oyların %46,6’sını alan AKP , ANAP ve DYP’nin iyice etkisizleşmesi nedeniyle 2011 seçimlerinde oylarını %49,8’e çıkarmıştır. Merkez sağ partilerini etkisizleştirme, yutma politikalarına devam eden AKP, Saadet partisi içinde bir takım karışıklıklar çıkması ve sonrasında HAS Partinin  kurulmasıyla ideolojik olarak kendine risk oluşturabilecek bir siyasi hareketi iyice etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. Bilindiği gibi HAS parti daha sonra AKP’ye katılarak siyasi hayatına son vermiştir.

MHP içindeki gelişmeler, AKP’nin MHP’yi bölmek sonrasında bölünen partinin önemli bir bölümünü yutarak etkisizleştirmek stratejisinin uygulanması için bir fırsat doğurmuştur. Bu fırsat AKP için aynı zamanda bir riski de içermektedir. Muhaliflerin kurultay sürecinden başarıyla çıkması ve yönetimi ele geçirmesi durumunda, AKP’nin 14 yıl boyunca izlediği merkez sağ partilerini parçalayıp yutma stratejisinin tersine işlemesine neden olabilir.

Muhaliflerin başarıya ulaşması, bu kez AKP içinde bir gurubun partiden ayrılarak MHP’ye katılmasına böylece Türkiye’deki klasik merkez sağ –sol siyasi anlayışının doğmasına neden olabilir.  Bu nedenle AKP yöneticileri ( Cumhurbaşkanı), MHP’deki gelişmelerin muhaliflerin galibiyetiyle sonuçlanmaması için her tür yolu deneyeceklerdir. Bunu başaramazlarsa baskın bir seçimle MHP’yi baraj altında bırakma yolunu seçmeleri kuvvetle muhtemeldir.

MHP’de muhaliflerin (Özellikle Meral Akşener’in), yönetimi ele geçirmeleri ve AKP’nin buna müdahalede etkisiz kalması durumunda yapılacak ilk genel milletvekili seçimlerinde CHPnin oyu artacaktır. Buda ya tek başına iktidar yada CHP’nin yer aldığı koalisyonunun gündeme gelmesi yüksek olasılıktır.

ulascetinkaya

  1. Göç ile birlikte değişen sosyo kültürel ve ekonomik yapı hakkında neler söylemek istersiniz?

DEĞERLENDİRME

Adana Cumhuriyet tarihi boyunca göç alan bir yer olmuştur. Bu nedenle de farklı etnik, dini ve kültürel değerlere sahip insanların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeridir. Halihazırda Adana nüfusunun yaklaşık %60’ı başka bir ilden göç edenlerden yada onların çocuklarından oluşmaktadır.

Göç hareketlerini temel olarak iki ayrı biçimde ele almakta yarar vardır. İlk olarak bir yerleşim yerinin cazibe merkezi olmasından kaynaklı, zamana yayılan sürekli göçlerden bahsetmek gerekir. Bu göç hareketleri toplumsal ve ekonomik dinamizme pozitif katkıda bulunduğu gibi zamana yayıldığı için göçle gelenlerin kentsel hayata adapte olmasını sağlamaktadır. Cumhuriyetin kuruluşundan 1990’lı yıllara kadar olan göçler bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu göçler Adana’nın önemli bir ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel merkez olmasına önemli katkıda bulunmuştur. Göçle gelenler zaman içinde kentlileşmiş ve önemli bir sorun olmadan topluma adapte olmuşlardır.

1990’lı yıllardan itibaren Güneydoğuda meydana gelen yoğun çatışmalar/örtülü savaş nedeniyle bölgeye kontrolsüz, hızlı bir göç başlamıştır. Bu göç hareketi Adana’nın çeşitli yerlerinde siyasal sosyal ve kültürel gettoların oluşmasına neden olmuştur. Yine bu göç hareketiyle gelenler daha önce göçle gelenlerin bir kısmını da etkileyerek sosyal yarılmalara neden olmuşlardır. Bugün Adana’nın yerleşim yerlerinin bir kısmı etnik ve dini kimlikleri aynı/benzer olanların yoğunlukla yaşadığı yerleşim yerlerine dönüşmüştür.  Yaşam biçimleri, sosyal ve kültürel biçimleri ile siyasi bakışları tamamen birbirinden kopuk bu yerleşim yerleri kent yaşamında önemli risklere ve kırılmalara neden olmaktadır.

2012 yılında Suriye’de başlayan iç karışıklıklar ve sonrasında başlayan iç savaş nedeniyle Adana’ya yönelik başlayan hızlı göç hareketleri farklı sosyal ekonomik ve kültürel problemler doğmasına neden olmuştur. Hali hazırda Adana’da 50.000’de fazla kayıtlı Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Bazı mahallelerde göçmen sayısı, yerleşik nüfusa yaklaşmakta mahallenin demografik yapısını önemli oranda değiştirmektedir. Göçmenlerin iş hayatına katılması nedeniyle işsizliğin artması, farklı kültürel değerler nedeniyle toplumsal çatışmaların artmasına neden olmaktadır.

Yerel yöneticilerin gerek Suriyeden gerekse Adana ya dışardan gelenleri kentte entegre etmek için kent kültürünü oluşturmak Büyükşehir Belediyesi Göç Dairesi Başkanlığıkurmalıdır. Böylece üniversitelerden destek alarak göçün adaptasyonu, kent kimliği oluşturulmasında kentlilik bilincinin oluşturulmasında en önemli araç olacaktır.

ulascetinkaya

  1. Kadınları ve gençleri siyasete çekebilmek için neler yapılmalıdır.

DEĞERLENDİRME

Toplumda her konuyla ilgili genel bir ezber vardır. Bu ezber herhangi bir konudaki yetersizliğin, kötü gidişatın nedeninin eğitim eksikliği olduğu varsayımına dayanır. Bu düşünce tamamen yanlış olmamakla birlikte birçok sorunun nedenini tam olarak açıklayamaz. Temel olarak sorunların nedeninin iyi anlaşılmaması ve önlem alınmaması sorunun kaynağının temel nedenidir.

Siyasete kadınlar ve gençler yeterince ilgi göstermemektedir. Bunun nedeni tek başına eğitim eksikliği midir? Yoksa temel sorun gençlere ve kadınlara siyasi partilerde/hareketlerde yeterince yer verilmemesi midir?

Eldeki veriler siyasi partilerin kadınlara ve gençlere yeterince yer vermediğini göstermektedir. Aşağıda halihazırda mecliste yer alan milletvekili sayısının cinsiyete göre dağılımı yer almaktadır.

KadınErkek 
Parti AdıSayıOranSayıOranParti Toplam
Adalet Ve Kalkınma Partisi3410,73%28389,27%317
Cumhuriyet Halk Partisi2015,04%11384,96%133
Halkların Demokratik Partisi2338,98%3661,02%59
Milliyetçi Hareket Partisi37,50%3792,50%40
Bağımsız Milletvekili1100%00%1
Genel Toplam8114,73%46985,27%550

 

Tabloda görüldüğü üzere meclisteki kadın milletvekili sayısı 81 oranı %14,73’tür. Bu konuda siyasi partiler arasında ayrışan tek parti HDP’dir. Yapılan araştırmalar HDP seçmenlerinin ve parti üyelerinin eğitim durumunun diğer parti seçmenlerinden ve üyelerinden daya yukarıda olduğunu göstermemektedir.

Peki buna rağmen neden HDP meclis gurubundaki kadın milletvekili sayısı daha yüksektir?

Bunun temel nedeni HDP’nin aday gösterirken cinsiyeti gözeten bir anlayışla hareket etmesidir. Siyasi partiler, kadınların ve gençlerin siyasette daha aktif yer almasını istiyorlarsa yapacakları ilk iş gerek parti yönetiminde görev alacak kişilerin seçiminde,  gerekse gösterilecek adayların seçiminde kadınları ve gençleri gözeten bir anlayışla hareket etmelidirler.Kadınlar ve gençler üzerinden siyaset değil kadın ve gençlerle birlikte siyaset yapılmalıdır.

  1. Başkanlık sisteminin uygulanması durumunda ülkemizde siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın biteceğini düşünüyor musunuz?

DEĞERLENDİRME

Türkiye’de halihazırda yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın nedeni parlamenter sistem değildir. Sorunun kaynağı; Siyasi gelenekler, partilerin çok güçlü olması, siyasal ve toplumsal kutuplaşma ve  siyasi partiler kanunudur.

Demokratik ülkelere bakıldığında siyasal olarak 3 ayrı sistemin uygulandığı görülmektedir. Uygulanan sistemlerin en yaygını ve işler olanının parlamenter sistem olduğu görülmektedir. Kıta Avrupasındaki devletlerin çoğu (Fransa yarı başkanlık sistemiyle yönetilmektedir) parlamenter sistemle idare edilmektedir. Başkanlık sisteminin iyi işlediği neredeyse tek ülke ABD’dir. Onun da farklı siyasal ve toplumsal nedenleri vardır.

Halihazırda ülkemizde güçlü bir tek parti iktidarı vardır. İktidarın almak istediği kararların önünde hiçbir engel yoktur. Hatta öyle ki kuvvetler ayrılığı ilkesi fiilen ortadan kalkmıştır. Buna rağmen bir istikrarsızlıktan söz ediliyorsa bunun nedenini parlamenter sistemde aramamak gerekir.

Öncelikle Türkiye’de siyasi partiler yatay değil dikey bir örgütlenme modeline sahiptir.  Parti genel merkezleri ve genel başkanları son derece geniş yetkilerle donatılmıştır. Seçim sistemi nedeniyle seçmenler seçtikleri milletvekillerini tanımamaktadır. Genellikle adayları, partilerin genel başkanları belirlemektedir. Bu nedenle de siyasi partilerin kontrolleri büyük oranda genel başkandadır. ( MHP’de yeterli delege sayısına ulaşılmış olmasına rağmen olağanüstü kurultay toplanamaması genel merkez ve başkana verilen geniş yetkiler nedeniyledir)

Bu tür siyasi geleneğe sahip ülkelerde başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı erklerinin tek elde toplanacağı diktatöryel bir yönetim anlayışının oluşmasına neden olacaktır. Başkanlık sisteminin iyi yürütüldüğü neredeyse tek ülke olan ABD’de parti lideri başkan adayı olmamaktadır. Çok geniş yerel örgütlenmelere sahip parti merkezleri son derece güçsüzdür. Yine Ülkemizde olduğu gibi bir parti disiplini yoktur.

Kuşkusuz ülkemizde uygulanan parlamenter sistem bir çok eksiğe ve antidemokratik uygulamalara sahiptir. Ancak bunlar siyasi partiler yasası ve seçim yasalarının değiştirilmesiyle düzeltilebilir.

Mevcut iktidar çifte başlılıktan söz ederek başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Çift başlılığın önlenmesinin çok daha basit bir yolu vardır. O da Cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanmasıyla sağlanabilir. İktidar partisinden kimse bu çözümü dile getirmemektedir. Bunun nedeni Türkiye’de bir sistem sorunu nedeniyle değil kişisel nedenlerle başkanlık sistemine geçilmek istenmesidir.

ulascetinkaya

  1. Adana Büyükşehir Hizmetleri projelerini değerlendirmişiniz.

Değerlendirme

Büyükşehir belediyesi 6360 Sayılı yasadan önce 5 merkez ilçeye hitap etmektedir. Mevcut halindeki kentleşme sorunlarını imar planları altyapı ulaşım problemlerini çözememiştir. Bu problemler çözülmeden yasa gereği il sınırına hizmet etmeye başlamıştır. Yeni eklenen 10 ilçenin alan büyüklüğü sadece Seyhanın Güneyi kadar alandır. Buna rağmen çok büyük oranda hizmetlerde problem yaşandığı görülmektedir. Kentte yapılacak yatırımlar, projeler siyasi amaçla yada mensubu olduğu partinin simgeleri ile dekore edilmemelidir. Yapılacak projeler için fizibilite araştırma anket yolları ile tespit edilmelidir.  Oysaki Adana da olmayan köprüye Devlet Bahçeli Köprüsü adı verilmekte ve yasal aşamaları tamamlanmış olarak uygulamaya geçilmektedir.

  1. Kentsel Yönetim

DEĞERLENDİRME

Bir kenttin kültürel ve tarihi kimliği yüzyıllar boyu birikerek nesiller arası aktarımlar ile oluşmaktadır. Belediye başkanları da bu mirası seçim ile emanet alır bir sonraki seçimlere yada görev yaptığı sürece bu emaneti koruyarak geliştirmesi ve geri emaneti geri vermesi gerekir. Günümüzde böyle bir bakış açısı görülemiyor.

“Adana Şehir Vizyonu” ve yönetim modeli oluşturarak modern kent yaşam standardını sağlamak amacıyla hizmetler sunmak ve kalıcı etkili projeler üretilmelidir. Hemşerilerimize sunulacak hizmet kalitesi ve projeler aynı zamanda Adana kentinin ekonomik, sosyal, kültürel ve mekânsal değerlerinin gelecek nesillere taşınmasına bir katkı sağlamak amacı taşımalıdır.

Bu vizyon eşitlikçi, paylaşımcı, adil, sosyal ve yenilikçi hizmetlerle gerçekleştirilmelidir. Kentte  yaratılan değer adil şekilde kamu yararına dağıtıldığında kullanıldığında anlamlı olur. Bunun aracıda siyasettir.  Siyasetçiler şeffaflık ve katılımcı politikalarda yerel yönetimin etkinleştirilmesi gerekir. Yerel yönetimlerde bu bakış açısıyla yönetilmelidir.

Kısaca Bir yerel yöneticinin yönetmeye talip olduğu kentle ilgili öncelikle bir hayalinin olması gerekir.  Bu hayali daha yönetime gelmeden önce hemşerileriyle paylaşması ve bunun gerçekleşmesi için neler yapacağını ilan etmesi gerekir. Benim Adana ile ilgili hayalim Adana’nın tarihsel geçmişiyle uyum içinde bir tarım ve tarıma dayalı bir sanayi kenti olarak görmektir. Adana ve Çukurova, ABD’nin Kaliforniya’sı olabilir. (Halen Kaliforniya ABD’nin en büyük bir ekonomiye sahip eyaletidir.  Ülkede üretilen sebze meyvenin büyük bölümü Kaliforniya’da üretilmektedir. Yasal olarak eyalet bütçesinin yaklaşık %40’ı eğitime harcanmaktadır. Son 200 yılın dünyada en hızlı büyüyen ekonomisi Kaliforniya ekonomisidir.)

YORUM YAP