
DAHA AZ ÇALIŞ DAHA ÇOK KAZAN: Yazar, yıllara yayılan saha deneyiminden ve yüzlerce işletmede gerçekleştirilen uygulamalardan süzülen bu kitapta doğru modelin nasıl kurulacağını adım adım anlatıyor.
//
MEDUSA’NIN KAHKAHASI: 1975 MANİFESTOSU: Yazar bu sarsıcı denemesinde kadınları yazmaya, kendi bedenlerinden, arzularından ve deneyimlerinden yola çıkarak konuşmaya çağırır.
//
AKŞAM VAKTİ DÜNYA: Yazarın tarih ve hayal gücünün sihirli bir bileşimi olan eserlerinde işitilen ses berraktır ve kaçıncı kez dinliyor olursak olalım ilk kez konuşuyor gibidir. The New York Times Book Review.
//
BAY FOX: Yazarın trajik olanı absürtle, gerçekçiliği ise masalsı bir havayla harmanladığı bu romanı, sıradan insanların olağanüstü koşullardaki sessiz direnişine dair unutulmaz bir anlatı.
//
YAKINLIK TESADÜF DEĞİLDİR: Hayatımızı şekillendiren ilişkilerin değerini yeniden hatırlatan bir kitap.
//
ŞAFAK SÖKMEDEN: Yazar kitapta okuru, feodal şiddetin, açlığın ve umudun iç içe geçtiği karanlık bir kırsal evrene götürüyor.
İşte o kitaplar;
//
Sıfırdan güçlü bir girişim kurmayı hedefleyenlere uygulanabilir bir yol haritası

MEHMET İ. Aydın’dan DAHA AZ ÇALIŞ DAHA ÇOK KAZAN. Çok çalışıyor, reklam veriyor, müşteri kazanıyor ama yine de istediğiniz kârlılığa ulaşamıyor musun? Sorun emeğinde, ürününde ya da pazarlamanda değil; bütün bu parçaları birbirine bağlayan iş modelinde. Uluslararası ödüllü KAGAPSO modeli, bir işletmenin görünmeyen mimarisini ortaya çıkaran ve onu yeniden tasarlayan kapsamlı bir dönüşüm sistemi. Hedef kitleden müşterinin gerçek ihtiyacına, gelir modelinden avantajlı teklife; pazarlamadan satış ve operasyona kadar büyümeyi belirleyen yedi temel taşı tek bir yapı altında birleştiren eşsiz bir yol arkadaşı. Yazar, yıllara yayılan saha deneyiminden ve yüzlerce işletmede gerçekleştirilen uygulamalardan süzülen bu kitapta doğru modelin nasıl kurulacağını adım adım anlatıyor. Kitapta yer alan 137 iş modeli, gerçek vaka analizleri ve gelir mühendisliği yaklaşımı hem mevcut işletmesini dönüştürmek isteyenlere hem de sıfırdan güçlü bir girişim kurmayı hedefleyenlere uygulanabilir bir yol haritası! Doğru bir dokunuşla, daha az çalış, daha çok kazan. 168 SAYFA.
(CERES YAYINLARI)
//
Cinsiyet, kimlik, dil ve özgürlük üzerine yürütülen tartışmalar

HELENE Cixous’tan MEDUSA’NIN KAHKAHASI: 1975 MANİFESTOSU. 1975’te yayımlandığında, 20. yüzyılın ikinci yarısında dil, özne, beden ve yazı etrafında şekillenen kuramsal tartışmaların da kurucu metinlerinden biri oldu kitap. Yazar bu sarsıcı denemesinde kadınları yazmaya, kendi bedenlerinden, arzularından ve deneyimlerinden yola çıkarak konuşmaya çağırır. Ona göre kadınların tarihi, susturulmanın, dışlanmanın ve temsil edilmenin tarihidir; bu nedenle eser kadınların yazıdaki yerini tartışan bir manifesto olmanın yanı sıra iktidarın ve öznenin kuruluşuna ilişkin radikal bir sorgulama da sunar. Özgürleşmenin yolu, yeni bir dil ve yeni bir yazı icat etmekten geçer.Yayımlanışından bu yana feminist kuramın temel başvuru kaynaklarından biri kabul edilen bu deneme, psikanalizden yapı söküme, edebiyattan toplumsal cinsiyet çalışmalarına uzanan geniş etkisiyle, cinsiyet, kimlik, dil ve özgürlük üzerine yürütülen tartışmaların en canlı, en kışkırtıcı ve en yaratıcı metinlerinden biri olmayı sürdürüyor. 40 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
Hayatına yön verememenin acısını çeken bir adamın zaafları, kayıpları

CHRİSTOPHER Isherwood’tan AKŞAM VAKTİ DÜNYA. Sıkıcı Hollywood partilerinden ve mutsuz evliliğinden bunalmış, doğuştan varlıklı bir adam olan Stephen Monk, genç eşi Jane’i nihayet bir başka erkeğin kollarında yakalamasını fırsat bilerek Pennsylvania yakınlarındaki aile evine, annesi gibi gördüğü Sarah Teyze’nin yanına döner. Kısa süre sonra ciddi bir trafik kazası geçirir. Yatağa bağlı kaldığı aylar boyunca uzun zamandır aklında olan bir projeye, ünlü bir yazar olan ve birkaç yıl önce ölen ilk eşi Elizabeth Rydal’ın mektuplarını derleyerek yayına hazırlamaya girişir. Bu mektuplar aracılığıyla geçmişe dönen Stephen, Paris’teki ilk aşk maceralarını, Elizabeth’le evliyken Kanarya Adaları’nda yaşadığı kısa ama zihninde yer eden ilişkiyi, Jane’e duyduğu takıntılı ilginin yol açtığı felaketleri hatırlayacaktır. Kitap, hayatına yön verememenin acısını çeken bir adamın zaafları, kayıpları, çelişkileri ve pişmanlıklarıyla yüzleşmesini anlatıyor. Görkemli bir muamma. The New York Times. Yazarın tarih ve hayal gücünün sihirli bir bileşimi olan eserlerinde işitilen ses berraktır ve kaçıncı kez dinliyor olursak olalım ilk kez konuşuyor gibidir. The New York Times Book Review. 296 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
Bombalar altındaki Londra’da, bekâr bir anne olan Caroline’ın hayatta kalma mücadelesi

BARBARA Comyns’ten BAY FOX. “Böyle davrandığında çok fena üzülür ve ev hasretiyle yanıp tutuşurdum, ondan kaçmak için can atardım ama gidecek hiçbir yerimiz yoktu.” Modern İngiliz edebiyatının değeri geç teslim edilmiş ustalarından yazar, gerçekliğin sert yüzünü masalsı bir sisin arkasından gösteren üslubuyla bilinir. Yazarın, kaleme almasından yaklaşık 50 yıl sonra yayımlanan romanında İkinci Dünya Savaşı’nda, bombalar altındaki Londra’da, bekâr bir anne olan Caroline’ın hayatta kalma mücadelesine tanık oluruz. Kısıtlamaların, karartma gecelerinin ve yokluğun hüküm sürdüğü bu puslu atmosferde Caroline, geçimini sağlamak için Bay Fox adında, kurnazlığı isminde gizli bir karaborsacıyla tekinsiz bir ortaklığa adım atar. Bombaların uğultusu altında kurulan bu derme çatma hayat hem bir sığınak hem de her an yıkılabilecek bir illüzyondur. Yazarın trajik olanı absürtle, gerçekçiliği ise masalsı bir havayla harmanladığı bu romanı, sıradan insanların olağanüstü koşullardaki sessiz direnişine dair unutulmaz bir anlatı. İnsanlar bu kadar çirkin ve acınası görünürlerken kâinatın efendisi olduklarını nasıl düşünebiliyorlardı, nereye giderlerse çirkinliği de beraberlerinde götürürlerken bunun adını nasıl “ilerleme” ve “medeniyet” koyuyorlardı? Artık bazı insanların ne kadar zarif göründüklerini, kimilerinin de ne kadar ilginç olduklarını düşünmeye başlamıştım, bazıları da o kadar çekiciydi ki onlara bakmak ve hareketlerini izlemek insana keyif veriyordu. İnsanları sevmenin de tıpkı zeytin sevmek gibi edinilmiş bir zevk olduğunu düşünüyordum. 160 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
Hayatımızı şekillendiren ilişkilerin değerini yeniden hatırlatan bir kitap

AYŞEGÜL Kalem’den YAKINLIK TESADÜF DEĞİLDİR- Arkadaşlığın Psikolojisi Kırılganlığı ve Gücü. Güzel bir haberi ilk kime vermek istersiniz? Gece yarısı çekinmeden arayacağınız kişi kimdir? Düştüğünüzde sizi kaldıran, yükseldiğinizde sizin kadar sevinen, aradan yıllar geçse de kaldığınız yerden devam edebildiğiniz insanlar kimler? Hayatın en büyük şanslarından biri olarak gördüğünüz dostluklar gerçekten nasıl kuruluyor? Neden bazı insanlar kalbinizde yer ederken bazıları gelip geçiyor?Klinik psikolog yazar, arkadaşlığın görünmeyen dinamiklerini psikolojinin ışığında ele alırken bilimsel araştırmaları, tarihsel anlatıları ve yaşamın içinden hikâyeleri bir araya getiriyor. İlk bağlarımızdan dijital çağın ilişkilerine, güvenin inşasından kırgınlıklara ve vedalara kadar dostluğun farklı yüzlerini samimi ve akıcı bir dille anlatıyor. Hayatımızı şekillendiren ilişkilerin değerini yeniden hatırlatan bir kitap. Çünkü insanı hayata bağlayan yalnızca başarıları, hedefleri ya da sahip oldukları değil, yolu boyunca elini tutan, sırtını yasladığı ve hikâyesini paylaştığı insanlardır. 152 SAYFA.
(LİTERATÜR HAYAT)
//
Okuru, feodal şiddetin, açlığın ve umudun iç içe geçtiği karanlık bir kırsal evrene götürüyor

SANDRİNE Collette’den ŞAFAK SÖKMEDEN. Dünyanın kıyısında, Basilic Nehri’nin kıvrımlarıyla dış dünyadan kopmuş küçük bir köy… Yoksulluğun, korkunun ve suskunluğun gölgesinde yaşayan insanlar… Ve bir gün, o dünyanın kaderini değiştirecek bir kız: Madelaine. Ormanların ve tarlaların arasında sıkışmış bu kapalı evrende hayat serttir; çocuklar erken büyür, kadınlar acılarını sessizce taşır, erkeklerse kaderlerine dişlerini sıkarak katlanır. Fakat Madelaine’in gelişiyle bu donmuş düzen çatlamaya başlar. Çünkü bazı insanlar dünyayı değiştirmek için doğar. Yazar kitapta okuru, feodal şiddetin, açlığın ve umudun iç içe geçtiği karanlık bir kırsal evrene götürüyor. İnsan doğasının en kırılgan ve en dirençli yanlarını aynı anda gösteren bu roman; kardeşlik, adalet, güç ve özgürlük üzerine unutulmaz bir anlatı kuruyor. Sarsıcı dili ve destansı atmosferiyle büyük yankı uyandıran Şafak Sökmeden, 2024 yılında Fransa’nın seçkin edebiyat ödüllerinden Prix Goncourt des Lycéens’e (Goncourt Liseliler Ödülü) layık görüldü ve çağdaş Fransız edebiyatının en güçlü romanlarından biri olarak kabul edildi. 160 SAYFA.
(KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)


