
YANINDAYIM: Kitap, yeniden ayağa kalkmak isteyenlere; kalbindeki yaraları sabırla iyileştirmeye çalışanlara yaşadıklarının bir anlamı olduğuna ve ilahi adaletin er ya da geç kusursuzca tecelli edeceğine inanmak isteyenlere sesleniyor.
//
KIYILARA KAÇAN KADINLAR: Akdeniz’in sıcak kıyılarında, yazlıkçıların iki-üç ay boyunca tıklım tıkış doldurdukları, kışları ise sakin geçen, küçük yerleşmelere sığınan kadınlar.
//
YİTİK BİR KADIN: Derinlikli psikolojik çözümlemeleri, dingin ama sarsıcı anlatımı ve unutulmaz karakterleriyle kitap, hem bir aşk ve hayal kırıklığı romanı.
//
HİÇBİR YERDEN HABERLER: Yazarın kitabı çürüyen bir dünyanın ortasında yeşeren bir umut niteliği taşıyor. Makineleşen yaşamın soğukluğuna karşı doğayla uyumlu, emekle ve eşitlikle örülmüş başka bir ihtimalin varlığını fısıldıyor.
//
KAR ALTINDAKİ GECE: Kar Altındaki Gece, Rothmann’ın en iyi kitaplarından biri. Rainer Moritz, Neue Zürcher Zeitung.
//
MACELLAN: Elinizdeki kitap, yenilmez ruhu ve bilgisiyle bu yolculuğu mümkün kılan adamın biyografisi olduğu kadar bu seferin, bir macera romanı kadar sürükleyici seyir defteridir.
İşte o kitaplar;
//
İlahi adalet sessizdir ama asla vazgeçmez

NEBİ Yıldız’dan YANINDAYIM. Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerden sınar. Taşıyamayacağını sandığı yükleri omuzlarına bırakır; kaybettirir, vazgeçirir, susturur. Öyle anlar gelir ki insan içinden yalnızca tek bir cümle geçirir: “Artık devam edemem.” Oysa en derin kırılışlar, çoğu zaman yeniden inşa edilişin başlangıcıdır. İnsanların eksilttiği yerde Allah tamamlar; kapandığını sandığın kapıların ardında, hiç ummadığın bir çıkış yolu hazırlar. Bu kitap, yeniden ayağa kalkmak isteyenlere; kalbindeki yaraları sabırla iyileştirmeye çalışanlara yaşadıklarının bir anlamı olduğuna ve ilahi adaletin er ya da geç kusursuzca tecelli edeceğine inanmak isteyenlere sesleniyor. Her sayfada umudu biraz daha hatırlayacak, hiçbir gözyaşının sebepsiz akmadığını, hiçbir bekleyişin karşılıksız kalmadığını yeniden hissedeceksin. Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük mucizeler değil, tam zamanında karşısına çıkan tek bir cümledir: “Yanındayım.” 216 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)
//
Yaşamın hem ucuz hem de kolay olduğu küçük yerleşmelere sığınan kadınlar

SEDA Arun’dan KIYILARA KAÇAN KADINLAR. “Kıyılara Kaçan Kadınlar” olarak geçse de, aslında şöyle: Toplumsal öcülerden, başlarındaki dertlerden, bazen karşı cinsteki/erden, alt edilemeyen koşullardan, yaşamın kıskacından, umarsız yaşamaktan bezerek ellerindeki tek hayatı istedikleri gibi değerlendirebilmek için, ne yapıp edip mekan değiştirmeyi beceren ve Ege’nin ya da Akdeniz’in sıcak kıyılarında, yazlıkçıların iki-üç ay boyunca tıklım tıkış doldurdukları, kışları ise sakin geçen, kimsenin kimseye fazla aldırmadığı, yaşamın hem ucuz hem de kolay olduğu küçük yerleşmelere sığınan kadınlar. 248 SAYFA:
(A7 KİTAP)
//
Hem bir aşk ve hayal kırıklığı romanı hem de Amerikan rüyasının çözülüşü

WİLLA Cather’den YİTİK BİR KADIN. Genç Niel Herbert’in hayranlıkla izlediği Marian Forrester, zarafeti, canlılığı ve özgürlüğüyle yaşadığı kasabanın göz kamaştıran simgesidir. Ancak Amerika’nın öncü kuşağı tarihe karışırken, eski değerlerin yerini hırs, çıkar ve yeni bir dünyanın acımasız gerçekleri almaya başlar. Marian’ın yaşamı da bu büyük dönüşümün en çarpıcı aynalarından biri haline gelir. Derinlikli psikolojik çözümlemeleri, dingin ama sarsıcı anlatımı ve unutulmaz karakterleriyle kitap, hem bir aşk ve hayal kırıklığı romanı hem de Amerikan rüyasının çözülüşünü, belleğin kırılganlığını ve zamanın geri döndürülemez akışını anlatan bir klasiktir. Yazarın en önemli yapıtlarından biri kabul edilen bu roman, kaybedilen masumiyete ve geride kalan dünyanın inceliklerine yazılmış bir ağıttır. 136 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
Yeni bir arkadaşlık, dinlenme ve mutluluk gününü yavaş yavaş inşa etmek için çabalayın

WİLLİAM Morris’ten HİÇBİR YERDEN HABERLER– Modern Klasikler. Geri dönün ve bizi gördüğünüz, mücadelenize biraz olsun umut kattığınız için mutlu olun. Yapabildiğiniz kadar yaşamaya devam edin, acı ve emek gereksinimleri ne olursa olsun yeni bir arkadaşlık, dinlenme ve mutluluk gününü yavaş yavaş inşa etmek için çabalayın. 19. Yüzyıl’da İngiltere’de yaşayan William Guest uykusundan uyandığında kendini kapitalizmin, hükümetin ve özel mülkiyetin olmadığı bir gelecekte bulur. Bu onu kendi zamanının kusurlarını düşünmeye sevk eder çünkü bu ideal dünyada insanlar doğayla uyum içinde yaşamakta ve gönüllü olarak, mutlu mesut çalışmaktadır; toplum da karşılıklı iş birliği ve güzellik anlayışıyla şekillenmektedir. Yazarın kitabı çürüyen bir dünyanın ortasında yeşeren bir umut niteliği taşıyor. Makineleşen yaşamın soğukluğuna karşı doğayla uyumlu, emekle ve eşitlikle örülmüş başka bir ihtimalin varlığını fısıldıyor. Toplumsal işleyişi ters yüz eden bu anlatı eşitsizliğe, yabancılaşmaya ve yaşamın yüzeyselleştirilmesine karşı çıkıyor ve okurunu doğayla kurduğu ilişkiyi düşünmeye yönlendiriyor. Kitap, düş ile gerçeğin arasında salınan bir çağrı. 264 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//
Kaskatı donmuş topraktan uzaklaştıklarını hayal eder

RALF Rothmann’dan KAR ALTINDAKİ GECE. 1945, kış: 16 yaşındaki Elisabeth kendisini tedavi eden firari Rus askerle birlikte bir sığınaktadır. Soba borusu deliğinden karda yürüyenlerin ayak seslerini işitir; yukarıdaki yaşamının onsuz akıp gittiğini, tanıdığı ve sevdiği tüm insanların onu aramayı çoktan bıraktığını ve onun orada yattığını bilmeden kaskatı donmuş topraktan uzaklaştıklarını hayal eder. Ve hayallerde kaybolduğu bir an böyle iyi olduğunu, bir daha onların yanına, hiçbirinin yanına, yukarıya çıkmak istemediğini, sonsuza dek Dimitri’yle bu gecede, karın altındaki bu sıcak barışta yaşamayı arzular… “Sac barakamız hep soğuk olurdu, demir soba sıcağı geceden sabaha tutmazdı, ufaklık da gece uyanmış, pijamasıyla sendeleye sendeleye otlakta yürümüş, çıplak ayak… Diz yüksekliğinde duvarla çevrili gübre çukurunu görüyor, e tabii sabah ayazında üstünden dumanlar tütüyor, herhalde sıcak banyo sandı. Neyse işte içine girip oturuyor, neşe içinde kafasını bir güzel kahverengi pis suyla yıkıyor… Oranın mayalanma yüzünden belli bir ısısı vardı, ne olursa olsun bizim kümes gibi odadan daha sıcak olduğu kesindi… Ben bütün o korku ve dehşetin içinde ne düşündüm biliyor musun: Evet, işte bizim hayatımız bu. Gübrenin içinde oturuyoruz, gübrenin içinde büyüyoruz, gübre gibi kokuyoruz ve her zaman da böyle olacak…” Kar Altındaki Gece, Rothmann’ın en iyi kitaplarından biri. Rainer Moritz, Neue Zürcher Zeitung. 192 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
Kitap bu seferin, bir macera romanı kadar sürükleyici seyir defteri

LAURENCE Bergreen’den MACELLAN. Dünyanın çevresini dolaşmadığı halde bunu yapan ilk insan olduğu yolunda şöhret yapan Ferdinand Macellan (1480-1521), kendisine ün kazandıran seferine İspanya kralı adına çıkan Portekizli bir deniz subayıydı. Dönem Keşifler Çağıydı ve keşifler, denizlerde yapılıyordu. Akdeniz çevresinde Osmanlı’nın yükselip dünyanın başat güçlerinden biri haline geldiği süreçte yerkürenin öbür ucundaki Amerika keşfedilmiş ve gözler uzaklara, daha uzaklara dikilmişti. Macellan’ın, kendisini Keşifler Çağının en büyük kaşiflerinden biri haline getirecek bir sabit fikri vardı: Kristof Kolomb’un yapamadığını yapmak ve batıya giderek doğudaki Baharat Adaları’na varmak. Bu fikre Portekizliler değil İspanya Kralı I. Carlos destek verdi ve Macellan, kendisine sağlanan beş gemiyle 1519 Eylül ayında yola çıktı. 1522 Eylül ayında o beş gemiden sadece biri perişan halde İspanya’ya döndü. İçinde sefil durumda on sekiz kişi vardı ve Macellan, aralarında yoktu. Çünkü sarsılmaz iradesi ve azmiyle bu seferi mümkün kılan, bunun için memleketi Portekiz’in rakibi ve düşmanı İspanya uyruğuna geçmeyi göze alan, doğanın ve insanların yarattığı nice zorluklar karşısında filosunu bilinmeyen denizlerden, fırtınalardan, isyanlardan, savaşlardan geçirip hedefine ulaştıran adam, yerliler tarafından savaşta öldürülmüştü. Çünkü Macellan’ın, kendi pagan dinlerinde yaşayıp giden bölgenin yerli halklarını, olursa iyilikle, olmazsa silah zoruyla Hıristiyan yapmak gibi bir sabit fikri daha vardı ve bu fikir onu ölüme götürecekti. Dünyanın en büyük kaşiflerinden biri olarak anılmasına; Macellan Boğazı’na, Macellan Bulutsusu’na ve NASA’nın güneş sistemini keşfetmek için gönderdiği Macellan uzay aracına ismi verilerek onurlandırılmasına karşın Macellan, asıl yapmak istediği şeyi yapamamıştır: Baharat Adaları’na varmak, oradan gemilerine yüklediği baharatlarla ve dünyayı dolaşan ilk insan olmanın şanıyla memleketine dönmek. Dünyayı dolaşıp zenginliklerle geri dönen ilk insanlar, o perişan geminin içinde İspanya topraklarına ayak basan on sekiz denizcidir. Elinizdeki kitap, yenilmez ruhu ve bilgisiyle bu yolculuğu mümkün kılan adamın biyografisi olduğu kadar bu seferin, bir macera romanı kadar sürükleyici seyir defteridir. 444 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
//


