
FRANKİE: Hayattan vazgeçmiş bir adamı, yaşamayı seven bir sokak kedisi kurtarabilir mi?
//
BİR BAŞKA KUBİLAY: Unutturulmuş bir Cumhuriyet şehidini hak ettiği yere taşıyan bu çalışma, yakın tarihe farklı bir pencereden bakmak isteyen herkes için önemli bir belge niteliğinde.
//
SEVİMLİ ÇIKARTMALI NEŞELİ KAFELER: Bu sevimli çıkartma kitabıyla çocuklar kendi kafe sahnelerini yaratabilecekler. Lezzetli sıcak çikolatalar, inanılmaz uzay limonataları, keyifli kapuçinolar ve daha nicesi onları bekliyor.
//
HAYVANLAR, İNSANLAR VE ŞİRKETLER: Risk yönetimi bakış açısıyla insanlığın hikâyesini yeniden yazıyor. Ve insana, unutmaya başladığı kendi doğasını hatırlatıyor.
//
MARZAHN SEVGİLİM: Müşterilerini ve iş arkadaşlarını gözlemleyen, onların hikâyelerini empati ve merakla dinleyen yazar sonunda Marzahn sakinlerine bu kısmen anı, kısmen kolektif tarih niteliğindeki “aşk mektubu”nu yazar.
//
BUGÜN BANA MEKTUP GETİRMEDİLER: Geçmişin acı hatıralarını ve geleceğe dair belirsizliği bir araya getiren bu zamansız mısralar yazarın varoluşa dair sorularını umut ilkesinin içinden gösterir.İşte o kitaplar;
//
Şefkati ve umudu aynı hikâyede buluşturan, hafızadan çıkmayacak bir roman
JOCHEN Gutsch, Maxim Leo’den FRANKİE. Hayattan vazgeçmiş bir adamı, yaşamayı seven bir sokak kedisi kurtarabilir mi? Frankie sıradan bir sokak kedisi değildir. İnsanları anlamaya çalışan, dünyayı kendine özgü kurallarıyla yorumlayan; meraklı, neşeli, insanca konuşabilen ve her şeye rağmen yaşamaktan büyük keyif alan özel bir kedidir. Richard Gold ise onun tam tersidir. Eşini kaybettikten sonra hayatla bağını koparmış, yalnızlığın içinde kaybolmuş, yaşamaya dair inancını yitirmiş bir adamdır. Bir akşam, yolları hiç beklemedikleri biranda kesişir. Biri yaşamaktan vazgeçmiştir. Diğeri ise hayatın iyi bir ipten, yumuşacık bir yataktan ve paylaşılacak bir yemekten ibaret olabileceğine inanır. İmkânsız gibi görünen bu dostluk; yasın gölgesinde umudu, kaybın içinden yeniden doğan sevgiyi ve hayata yeniden başlayabilmenin cesaretini hem birbirlerine hem de okura hatırlatacaktır. Çünkü bazen hayatı anlamak için bir filozofa değil, yalnızca bir kediye ihtiyaç vardır. Frankie; kahkahalar attırırken boğazınızı düğümleyen, mizahı, şefkati ve umudu aynı hikâyede buluşturan, uzun süre hafızanızdan çıkmayacak sıcacık bir roman. 168 SAYFA.
(BEYAZ BAYKUŞ)

//
Tarihin gölgesinde kalan bir Cumhuriyet şehidinin hikâyesi
CEMAL Türkmen’den BİR BAŞKA KUBİLAY. Cumhuriyet henüz yolun başındaydı. Anadolu’nun dört bir yanında aydınlanma mücadelesi sürerken insanlar, inandıkları değerler uğruna hayatlarını ortaya koyuyordu. Ancak uyarıları ciddiye alınmadı. Çok geçmeden patlak veren Şeyh Sait İsyanı sırasında, gözleri önünde ailesinden koparıldı; öldürüldü ve cansız bedeni bir atın kuyruğuna bağlanarak sokaklarda sürüklendi. Buna rağmen adı, yıllar içinde tarihin tozlu sayfaları arasında unutuldu. Kitap, yalnızca Mehmet Zeki Dündaral’in yaşam öyküsünü değil, Cumhuriyet’in ilk yıllarında verilen aydınlanma mücadelesini; devlet arşivlerini, mahkeme kayıtlarını, dönemin gazetelerini ve tanıklıkları bir araya getirerek yeniden ele alıyor. Unutturulmuş bir Cumhuriyet şehidini hak ettiği yere taşıyan bu çalışma, yakın tarihe farklı bir pencereden bakmak isteyen herkes için önemli bir belge niteliğinde. 200 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

//
Lezzetli sıcak çikolatalar, keyifli kapuçinolar ve daha nicesi onları bekliyor
SEVİMLİ ÇIKARTMALI NEŞELİ KAFELER. Çocuklar için yaratıcı bir deneyim… Bu sevimli çıkartma kitabıyla çocuklar kendi kafe sahnelerini yaratabilecekler. Lezzetli sıcak çikolatalar, inanılmaz uzay limonataları, keyifli kapuçinolar ve daha nicesi onları bekliyor. Çıkartmaları kullanarak harika üç boyutlu sahneler oluşturup boyama sayfalarında yaratıcılıklarını daha da konuşturabilecekler. 48 SAYFA. (REMZİ KİTABEVİ)

//
Erkekler neden kadınlardan daha fazla risk alır
PROF. Dr. Halis Kıral’dan HAYVANLAR, İNSANLAR VE ŞİRKETLER: İLKEL ÇAĞLARDAN GÜNÜMÜZE İNSANIN RİSK ALMA HİKAYESİ. İnsanlık tarihini yüz dakikalık bir film olarak hayal edin.Bu filmin doksan dokuz dakikasında, Afrika’nın vahşi savanlarında hikâyesi başlayan avcı-toplayıcı atalarımız sahnededir. Son bir dakikada şehirler yükselir, şirketler kurulur ve yapay zekâ ortaya çıkar. Ancak kafatasımızın içindeki beyin büyük ölçüde aynı kalır.-Taş Devri’nden yapay zekâ çağına uzanan bu yolculukta insanın risk alma davranışı sandığımız kadar değişti mi?-Modern dünyada korkmamız gereken onca şey varken neden hâlâ örümceklerden, yılanlardan ve karanlıktan korkuyoruz?-Neden sosyal hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da en büyük riskleri ergenler alır?-Daha yüksek statü gerçekten daha uzun bir yaşam anlamına gelir mi?-Erkekler neden kadınlardan daha fazla risk alır ve bunu en çok hangi alanlarda görürüz?-Ve kendi ellerimizle yarattığımız yapay zekâ, saygınlığımızı yavaş yavaş elimizden alabiliyor olabilir mi?Kitap, bu soruların peşinden giderek okuru hayvan davranışlarından insan topluluklarına, modern şirketlerden yapay zekânın yarattığı yeni risklere uzanan sıra dışı bir yolculuğa çıkarıyor.Risk yönetimi bakış açısıyla insanlığın hikâyesini yeniden yazıyor. Ve insana, unutmaya başladığı kendi doğasını hatırlatıyor. 432 SAYFA:
(A7 KİTAP)

//
Büyük itiraflardan oluşan samimi bir dünyanın kapısı
KATJA Oskamp’tan MARZAHN SEVGİLİM- Bir Ayak Bakım Uzmanından Hikâyeler. Yazar, yazarlık kariyerine ara vererek Doğu Almanya’nın bir zamanlar en büyük prefabrik konut yerleşimlerinden olan Doğu Berlin banliyösü Marzahn’da ayak bakım uzmanı olarak çalışmaya başlar. Kısa sürede alıştığı bu yeni iş ona küçük sohbetler ve büyük itiraflardan oluşan samimi bir dünyanın kapısını açar. Müşterilerini ve iş arkadaşlarını gözlemleyen, onların hikâyelerini empati ve merakla dinleyen yazar sonunda Marzahn sakinlerine bu kısmen anı, kısmen kolektif tarih niteliğindeki “aşk mektubu”nu yazar.Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin ruh halini bozmasına izin vermeyen nüktedan Bayan Frenzel’den depresif Bay Hübner’e, seksen yaşında hâlâ her işi kendi başına yapan göçmen Gerlinde Bonkat’tan, daha ölmeden kendi cenazesi için müzik seçen tatlı Bayan Guse’ye kadar bambaşka hayatlara dalan Marzahn, Sevgilim bağ kurmanın değerine dair etkileyici bir eser. 152 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//
Yazara göre şiir yaşamın bir yansıması olmalıdır
ANNA Ahmatova’dan BUGÜN BANA MEKTUP GETİRMEDİLER. 20. yüzyıl Rus edebiyatının en önemli şairlerinden sayılan yazarın şiirlerinde aşk, ayrılık, yalnızlık, hasret, umut, ölüm kavramları bambaşka bir tonlamayla karşılık bulur ve okuru derin bir duyguyla sarsar. Yazara göre şiir yaşamın bir yansıması olmalıdır; bu görüş, onun şiirlerini özümseyebilmek için de yaşamına tanık olmaya davet eder: Yorucu ayrılıklar yaşayan bir kadın, kocasının ilgisine hasret bir eş, cezaevi kapılarında evlat yolu gözleyen bir anne, ülkesinin geleceği için kaygılanan bir yurttaş, sürgüne ve sansüre mahkûm edilmiş bir şair dolaşır mısralarında. Geçmişin acı hatıralarını ve geleceğe dair belirsizliği bir araya getiren bu zamansız mısralar yazarın varoluşa dair sorularını umut ilkesinin içinden gösterir. Boris Eyhenbaum’un ifadesiyle, “Ahmatova’nın şiiri sohbet havasındadır, dar bir çevrede bir araya gelen insanların arasında geçen samimi bir muhabbet gibidir, anlatılmayı bekler.” 96 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

//


