DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

ÖZKAN SAÇKAN’IN BUGÜN İÇİN SEÇİP YORUMLADIĞI KİTAPLAR

Yayınlanma Tarihi :
ÖZKAN SAÇKAN’IN BUGÜN İÇİN SEÇİP YORUMLADIĞI KİTAPLAR

YESEVİ’DE HİKMET VAKTİ: Bu kitap; Asırlar önce bir gönülden diğerine uzatılan o kutlu hurma gibi, vakti gelmiş bir kalbe bırakılmış manevî bir emanettir.
//
AYNADAKİ ÇUKUR: “Anne, içeride çok kitap var.” Filozof’a döndü. “Dede, sen bu kitapların hepsini okudun mu?” Filozof, çocuğa tatlı bir gülümsemeyle bakarak başını okşadı.
//
TALİM VE TERBİYE: Yazar, eğitimi yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi ve toplumsal bilinç oluşturma süreci olarak ele alırken Doğu ile Batı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi kitap boyunca düşünsel bir olgunlukla tartışmaya açar.
//
BAŞKA BİR YOL: “Belki de ihtiyacın olan şey daha yukarı tırmanmak değil, olduğun yerde daha derine inmektir. Ve belki senin için de Başka Bir Yol vardır.”
//
KAN GÜNLERİ VE NAR AĞRISI: Yazarın “iyi yazar” tanımının gereklerine işaret ettiği bu yazıları, geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak niteliğinde.
//
KIZIL KÖŞKÜN RÜYASI 1: Kitabın elyazması kopyaları Pekin’de elden ele dolaşmış, soylu ailelerin salonlarında olduğu kadar halk arasında da büyük beğeni kazanmıştır.
İşte o kitaplar;
//
Bazı emanetler vardır; zamana değil, gönüllere bırakılır…
HACER Özlem Çiçek’ten YESEVİ’DE HİKMET VAKTİ:AN-BEKA-KIYAMET. Rivayet olunur ki Fahr-i Âlem Efendimiz’in mübarek elinden çıkan bir hurma, asırlar boyunca korunarak Arslan Baba’ya emanet edildi; vakti geldiğinde ise Hoca Ahmed Yesevî’ye ulaştırıldı. O kutlu emanet artık yalnızca bir hurma değil; hikmetin, irşadın ve gönülden gönüle taşınan manevî nurun nişânesiydi. Bu eser; “An”, “Bekâ” ve “Kıyamet” kavramları etrafında, zamanı sadece geçen bir ömür değil, insanın hakikate yürüyüşü olarak okumaya davet ediyor. Ahmed Yesevî’nin hikmet ikliminde zaman; bazen bir uyanış, bazen bir teslimiyet, bazen de kalbin Rabbine dönüş vaktidir. Her satırında bir hatırlayış… Her kelimesinde kadim bir çağrının sesi saklı… Ve belki de bu kitap; Asırlar önce bir gönülden diğerine uzatılan o kutlu hurma gibi, vakti gelmiş bir kalbe bırakılmış manevî bir emanettir. 256 SAYFA:
(A7 KİTAP)
//


İkisinin de sorunları aynı: İçe dönük, uyumsuz ve kekemeler

MAHMUT Baycan’dan AYNADAKİ ÇUKUR. Bir yanda, her gün mantar gibi üreyen gecekonduların birinde yaşayan, konfeksiyon bekçisi Şevket’in oğlu Şahin… Öte yanda Boğaz’da, ahşap bir konakta yaşayan, iş insanı Feridun Bey’in oğlu Şamil… İkisinin de sorunları aynı: İçe dönük, uyumsuz ve kekemeler. İnsanlardan kaçıp kendi hayallerinde yaşamayı seviyorlar. Çünkü insanlar acımasız… Onların eksikliğini, bir eğlence aracı olarak görüyor ve kendi içlerindeki eksikliği gidermek için onlarla eğleniyor, alay ediyorlar. Biri dışında… Filozof. Bu sırada Şahin, Şamil’i kulübeye götürmüş, içerideki kitapları gösteriyordu. Emel Hanım, bir süre sonra Şamil’i göremeyince telaşlandı: “Şamil? Şamil, oğlum, nereye kayboldun?” Annesini duyan Şamil, koşup geldi: “Anne, içeride çok kitap var.” Filozof’a döndü. “Dede, sen bu kitapların hepsini okudun mu?” Filozof, çocuğa tatlı bir gülümsemeyle bakarak başını okşadı. 160 SAYFA.
(KORA YAYIN)

//

Eğitim yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi olarak ele alınıyor

HALİDE Edib Adıvar’dan TALİM VE TERBİYE. Bir muallimin bir çocuğa edebileceği en büyük iyilik o çocuğun istidat-ı zatisini keşfetmektir. Yazar eserini İstanbul Kız Öğretmen Okulu’nda (Darülmuallimat) öğretmenlik yaptığı sırada kaleme almış, kitap 1912 yılında Tanin Matbaası’nda basılmıştır. Amerikalı pedagog H. Harrell Horne’un İlm-i Talimin Psikolojik Esasları kitabından yararlanarak Talim ve Terbiye adlı bu kitabı hazırlayan yazar, öğrenciler için çok yönlü bir eğitim anlayışının geliştirilmesi gerektiğinden söz etmiş, bu konuda öğretmenlere düşen vazifeleri izah etmiştir. Milli kimliğin inşasında eğitimin rolünü, öğretmenin sorumluluğunu ve çocuğun birey olarak gelişimini merkeze alan kitap, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında daha da anlam kazanacak zihinsel dönüşümün haberci metinlerinden biridir. Yazar, eğitimi yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi ve toplumsal bilinç oluşturma süreci olarak ele alırken Doğu ile Batı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi kitap boyunca düşünsel bir olgunlukla tartışmaya açar. Öğretmenler için kaleme alınan, zaman içerisinde herkes için bir başvuru kaynağı olarak ön plana çıkan bu kitap, eğitimin yalnızca sınıflarda değil, hayatın içinde deneyimlerle birlikte şekillendiğini hatırlatan güçlü ve ufuk açıcı bir metin olarak görülebilir. 240 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//

“Uzmanlık” bir varış noktası değil; yolculuğun kendisidir
BAKİ Özlük’ten BAŞKA BİR YOL- Ezberlerin Ötesinde Bir Yaşam ve Kariyer Felsefesi. “Çok çalış, fark edil ve yönetici ol.” İş hayatım boyunca bu cümleyi o kadar çok duydum ki… İşinde iyiysen bir sonraki adımının yöneticilik olması sanki yazısız bir kuraldı. Peki ya yönetici olmak istemiyorsan? Ya ilerlemeyi işinde derinleşmek, öğrenmek, üretmek ve gerçek bir değer yaratmak olarak görüyorsan? Bu kitabı, başarının tek bir biçimi olmadığını, uzmanlığın da başlı başına bir başarı yolu olduğunu hatırlatmak için yazdım. Üstelik uzmanlık yalnızca işini ne kadar iyi bildiğinle ölçülmez. Bildiklerini nasıl kullandığın, insanlarla nasıl bağ kurduğun ve işini yaparken nasıl biri olduğun da en az bilgin kadar önemlidir. Sana hangi yolu seçmen gerektiğini söyleyemem. Ama sana sunulan yol sana ait değilse, başka bir ihtimalin daha olduğunu bilmeni isterim. Belki de ihtiyacın olan şey daha yukarı tırmanmak değil, olduğun yerde daha derine inmektir. Ve belki senin için de Başka Bir Yol vardır. 256 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

//

Geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak
İNCİ Aral’dan KAN GÜNLERİ VE NAR AĞRISI. Kişisel çıkarı için adil olmayanı isteyip savunan, iyi insan değildir. Ülkesine ve dünyaya ilişkin kaygıları, soruları, karşı çıkışları olmayan da iyi yazar olamaz. Yazarın 2010-2013 yıllarında kaleme aldığı, gazetede yayımlanmış yazılarının bir araya geldiği kitap, ülkeye ve dünyaya ilişkin kaygıları ve tespitlerinin yanı sıra edebiyattan sanata, doğaya ve insana dair geniş bir panoramik bakış sunuyor. Yazarın “iyi yazar” tanımının gereklerine işaret ettiği bu yazıları, geçmişten günümüze yol gösterici bir ışık ve değerli bir kaynak niteliğinde. 368 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)


//
Eser iki kolunun yaşadığı, komşu malikânede geçer
CAO Xueqin’ten KIZIL KÖŞKÜN RÜYASI 1- Taşın Hikâyesi. Cao Xueqin (1715?-1763): Qing Hanedanı dönemi yazar, şair ve ressamı. İmparatorun güvenine mazhar olsa da sonradan gözden düşüp bütün servetlerine el konan, soylu bir aileden gelmektedir. Cao Xueqin Çin edebiyatının en ünlü dört klasiğinden biri olan Kızıl Köşkün Rüyası’nı, Pekin sokaklarında yaptığı resimleri satıp geçinmeye çalışırken yazmıştır. Kitabın elyazması kopyaları Pekin’de elden ele dolaşmış, soylu ailelerin salonlarında olduğu kadar halk arasında da büyük beğeni kazanmıştır. İlk baskısıysa ancak yazarının ölümünden 30 yıl sonra yapılabilmiştir. Karakterlerin, giysilerin, yapıların, çevrenin, hatta doğaüstü olayların neredeyse en ince ayrıntısına kadar tasviriyle özellikle dikkat çeken eser, Jia ailesinin iki kolunun yaşadığı, komşu iki malikânede geçer. Yazar vaktiyle bir parçası olduğu soylu ailelerin yaşantısını anlatırken, daha merhametli denebilecek Daoizm ile Buddhizm’i, egemen inanış ve ideoloji Ruizm’in karşısına koymayı da ihmal etmez. Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisinde dört cilt halinde yayımlanacak olan Kızıl Köşkün Rüyası (Taşın Hikâyesi), özgün dili Çinceden çevirisiyle ilk kez dilimize kazandırılmış oluyor. Gao E (1738-1815): Qing Hanedanı döneminin en seçkin yazar ve aydınlarındandır. 1801’de ülkenin en prestijli bilimsel kurumu olan Hanlin Akademisi’ne üye seçildi. 472 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)
//

YORUM YAP