DOLAR44,7559% 0.06
EURO52,7755% -0.05
STERLIN60,7108% -0.02
FRANG57,2033% -0.14
ALTIN6.923,50% -0,55
BITCOIN74.176,91-0.224

ÖZKAN SAÇKAN’IN ÖZENLE SEÇTİĞİ VE YORUMLADIĞI KİTAPLAR

Yayınlanma Tarihi :
ÖZKAN SAÇKAN’IN ÖZENLE SEÇTİĞİ VE YORUMLADIĞI KİTAPLAR

Kitapçıların raflarında yer alan 
6 kitabı sizler için yorumladı

ZAVALLI: Gazeteciliğiyle olduğu kadar edebiyatıyla da adaletin izini süren yazar, kitabında kokuşmuş bir düzenin içinden gerçeğin gücüyle çıkıyor!

//

DEVRİM DEVAM EDİYOR: Kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923’te gerçekleştirdiği 35 günlük yurt gezisi kapsamında gittiği İzmit’te önce basının ileri gelenleriyle, ardından halktan kişilerle yaptığı iki toplantıdaki konuşmalarından oluşuyor.

//

YEDİ ULU OZAN’A İTİRAZA İTİRAZIM VAR!: Bu çalışma, Yedi Ulu Ozan’ı bir dayatma olarak değil; Alevi-Bektaşi kültürünün yüzyıllar içinde şekillenmiş ortak değeri olarak ele alıyor.

//

YA İYİLEŞTİRDİYSE?: Kitap yalnızca diyabetle yaşayan bireyler için değil, yaşamı kontrol etmek yerine onunla uyumlanmayı öğrenmek isteyen herkes için yazıldı.

//

İÇİMİZDEKİ KÜÇÜK PRENS: Psikoterapist ve filozof yazarın kaleme aldığı kitap hem Saint-Exupéry’nin yaşam öyküsünü hem de eserin yazıldığı dönemin kültürel ve tarihsel koşullarını ele alıyor.

//

HEY: “Ailemizde bize sadece iyilik öğretildi, kötülük nedir bilmedik! Ta ki düne kadar” diye hayata son notu düşen üniversiteli Ceren.”

İşte o kitaplar;

//

Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık dosyalar, derin devlet ve adaletin kırılganlığı

TİMUR Soykan’dan ZAVALLI. Bir cinayetle başlar her şey. Yağmurun altında, yeni yükselen gökdelenlerin gölgesinde gerçekleşen bir infazla… Gürkan’ın öldürülmesi, İstanbul’un arka sokaklarından devletin en derin koridorlarına uzanan bir hikâyenin kapısını aralar. Cinayetin ardındaki sır; geçmişten bugüne taşınan kirli hesaplaşmaların, faili meçhullerin ve saklanan gerçeklerin izini sürmeye zorlar. Yazar, kitabında polisiye gerilimi politik bir arka planla birleştirirken Türkiye’nin yakın tarihindeki karanlık dosyalara, derin devlete ve adaletin kırılganlığına bakıyor. Kaybolan bir genç kızın izi, faili meçhul cinayetler, derin operasyonlar ve vicdanıyla baş başa kalmış insanların hikâyeleri birbirine dolanırken okur da şu soruyla yüzleşiyor: Gerçeği kim önemsiyor? Gazeteciliğiyle olduğu kadar edebiyatıyla da adaletin izini süren yazar, kitabında kokuşmuş bir düzenin içinden gerçeğin gücüyle çıkıyor! 320 SAYFA.
(KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

//

Bugünkü sefalet ve rezalet içinde kimseyi memnun etmenin imkânı yoktur

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ten DEVRİM DEVAM EDİYOR. Efendiler! Biz gerçek bir devrim yaptık ve bu devrim halen devam ediyor. Bildiğiniz gibi, ülkenin birçok bölgesi bilerek ya da bilmeyerek isyan etti; bu asileri bastırmak zorunda kaldık. Şimdiye kadar yaptıklarımız, ancak bu adımların ardından gerçekleşebilmiştir… Üç yılda esaslı bir devrimin tamamlanacağını düşünmek hata olur. Belki zaman zaman, çeşitli aksilikler olacaktır. Ancak kanaatimiz ve sabit başarı umudunu hâkim kılmak sayesinde zafer bizimdir… Bugünkü sefalet ve rezalet içinde kimseyi memnun etmenin imkânı yoktur. Memleket kalkındığında, Millet zengin olduğunda herkes memnun ve mutlu olur, efendiler.Kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923’te gerçekleştirdiği 35 günlük yurt gezisi kapsamında gittiği İzmit’te önce basının ileri gelenleriyle, ardından halktan kişilerle yaptığı iki toplantıdaki konuşmalarından oluşuyor ve Atatürk’ün bir asker olarak ülkeyi işgalden kurtardıktan sonra neden kenara çekilmediğini, gücünü ve meşruiyetini toplumun her alandaki yapılanmasını şekillendirmek ve yönetmek için kullanacağını gösteren bir belge niteliği taşıyor. 120 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)

//

Bu kitapta, Yedi Ulu Ozan’a yöneltilen itirazlar sakin bir dille ele alınıyor

SÜLEYMAN Yağız’dan YEDİ ULU OZAN’A İTİRAZA İTİRAZIM VAR! “Yedi Ulu Ozan” konusu son yıllarda yeniden tartışılmaya başlandı. Kimi bu adlandırmayı sorguluyor, kimi tarihsel dayanaklarını araştırıyor.Yazar bu tartışmaya taraf olmak için değil, taraflar arasında bir köprü kurmak için katılıyor.Bu kitapta, Yedi Ulu Ozan’a yöneltilen itirazlar sakin bir dille ele alınıyor; tarihsel kronoloji dikkatle inceleniyor.*Seyyid Nesîmî’den Yemînî’ye, Fuzûlî’den Şah Hatayî’ye, Virânî’den Pir Sultan’a ve Kul Himmet’e uzanan tarihsel bağlam berraklaştırılıyor.Kul Nesîmî de ayrıca ele alınıyor. *Kürt ve Türk halk şiiri tartışmaları üstünlük değil, kültürel evre farkı üzerinden değerlendiriliyor. Polemik yerine hakikat arayışı esas alınıyor. Yazar ne kimseyi dışlıyor ne de kimliği kimliğe karşı konumlandırıyor. Onun için önemli olan, ortak hafızayı incitmeden doğruyu tespit edebilmek.Yol Bir, Sürek Binbir’dir.Söz, ayrılık üretmek için değil gönüller arasında bağ kurmak için söylenir.Bu çalışma, Yedi Ulu Ozan’ı bir dayatma olarak değil;Alevi-Bektaşi kültürünün yüzyıllar içinde şekillenmiş ortak değeri olarak ele alıyor.Biz cümle canın cümlesiyle bir canız zemheride bile aşkla yanarız yetmiş ikiyi “buçuk”suz sayarız “dem”imiz “cem”dir, gayrısın bilmeyiz. Süleyman Yağız. 413 SAYFA.
(SARMAL KİTABEVİ)

//

“İyileşmek, değişmeyenle barışmayı öğrenmektir.”

NESLİHAN Sipahi’den YA İYİLEŞTİRDİYSE? Kitap yalnızca diyabetle yaşayan bireyler için değil, yaşamı kontrol etmek yerine onunla uyumlanmayı öğrenmek isteyen herkes için yazıldı. Neslihan Sipahi, yıllardır danışanlarına aktardığı bilgi, deneyim ve farkındalığı bu kez kendi yaşam öyküsünün süzgecinden geçirerek paylaşıyor. Bu kitap, kan şekeri kadar zihnin ve kalbin de dengede olması gerektiğini hatırlatan içten bir yol arkadaşı. Satır aralarında, hastalıkla değil kendinle barışmanın, kontrolü değil dengeyi seçmenin huzuru var. Çünkü bazen iyileşme, bir tahlil sonucunda değil, insanın kendine yeniden inanmasında başlar. 160 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

 //

Kalplerindeki küçük çocuğa hâlâ ihtiyaç duyanlar için

MATHİAS Jung’tan İÇİMİZDEKİ KÜÇÜK PRENS. Küçücük bir kitabın, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca okurun kalbinde böylesine derin bir iz bırakacağını kim tahmin edebilirdi? Çocuklara yazılmış gibi görünse de Küçük Prens asıl gücünü yetişkinlerin dünyasında gösterdi. Çünkü bu hikâye, büyüdükçe kaybettiklerimize, bastırdıklarımıza ve unuttuklarımıza seslenir. Psikoterapist ve filozof yazarın kaleme aldığı kitap hem Saint-Exupéry’nin yaşam öyküsünü hem de eserin yazıldığı dönemin kültürel ve tarihsel koşullarını ele alıyor; Küçük Prens’in metinsel ve psikolojik derinliklerine inerek, bu anlatının biz okurlar için bugün hâlâ neden bu kadar güçlü olduğunu sorguluyor. Nietzsche başta olmak üzere pek çok düşünürden alıntılarla, Küçük Prens’i çocukluk ve yetişkinlik, dostluk ve sevgi, kriz ve ölüm; ama her şeye rağmen umut ilkesi üzerine kurulmuş simgesel bir anlatı olarak yorumluyor: Kalplerindeki küçük çocuğa hâlâ ihtiyaç duyanlar için. 136 SAYFA.
(LİTERATÜR HAYAT)

 //

 Gerçeklerin satırlarına işlediği bir hayat belgeseli

ÖZGÜR Kaynar’dan HEY. Ruhlarda açılan can yakıcı yaralar ile birlikte asıl toplumu iyileştirmeye çalışan bir kadın psikolog ve 7 kadının çarpıcı hikayesi bu romanda buluştu. Türkiye’nin son 30 yılına haberci gözüyle tanıklık eden gazeteci yazar, bu kez kadınların yaşam öykülerine ışık tuttu. Yazar, kitabının hakikatlerin satırlarına işlediği roman kurgusunda bir hayat belgeseli olduğunu belirtti. Okurları yaşamın içinden tanıdık hikayelerle yüzleşmeye davet eden yazar, şunları söyledi: “Yaşamak bir cesaret ve bir meydan okuma ise şayet, önce oku lütfen! Oku ve ardından da bazen hayallerde mahpus kalan, bazen oraya bile sığamayıp yaşam değirmeninde ezilip öğütülen düşler kadar güzel bir hayatı yaz cesurca! Yazan sen ol kısacası, sana yazılan kadersizliğe razı olan değil!” Yazıdan “Benliğine esir düşmüş, kendinden ve çıkarlarından başka hiçbir şeyi düşünemeyen, vicdanı kör, ahlakı yoksun insanlar ancak çatışır! Erdemi yükseltmeden, insanlığı yüceltmek hayal ötesidir” derken, başına türlü badireler gelen Hatice Öğretmen. -Hayatla, güzelliklerle ve iyilerle derdi bitmek bilmeyenlerin hedefindeki kadınların gönüllü avukatı Gonca. -Hayalleri ve sevinçleriyle birlikte masumiyeti de elinden alınan kuaför Sevda… -Cehaletin yaşamını korkunç bir kabusa çevirdiği Rüya. -Baskı ve şiddet altında ezilen kadınlar ile çocukların sesi olabilmek için adanmış bir ömrün sahibi sosyolog Şule. -“Ailemizde bize sadece iyilik öğretildi, kötülük nedir bilmedik! Ta ki düne kadar” diye hayata son notu düşen üniversiteli Ceren. -Aniden kör olduktan sonra yaşamın gerçeklerini görmeye başlayan, insanlığımızla tanışabilmeyi ve vicdanımızın sesini duyabilmeyi hayattan dileyen finans uzmanı Melike. 268 SAYFA.
(GOOGLE PLAY)

//

YORUM YAP